|
19 Ağustos 2008 16:25
Dünyanın bazı ülkelerinde "şeriat hukuku" diye bir kavram bulunmakta. Bu hukuk sistemine göre hırsızlık yapanın kolu kesilir, zina yapan taşlanır. Bu sistemde genelde "kısasa kısas" anlayışı hakimdir.
Ortaçağ'da hakim olan bu hukuk anlayışı; günümüzde sadece bazı geri kalmış ülkelerde tam olarak yürürlükte kalabilmiştir. Ama gelin görün ki; modern dünyanın bir parçası olması gereken; demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olması gereken ülkemizde de 21. yüzyılda bu tür garip olaylar yaşanabiliyor.
İddiaya göre; bu ülkenin başkentinin bir ilçesinde bir Alevi genci, "içki sattığı" gerekçesiyle baskıya mâruz kalıyor. Hatta ve hatta, yine iddiaya göre bu genç belediyenin zabıta ekipleri tarafından ağır biçimde dövülerek "cezalandırılıyor": İddialar doğruysa; bu vahim olayın üzerine "vah bu ülkenin haline" demek gerekiyor. Veya "Demokratik, laik Türkiye Cumhuriyeti nereye gidiyor?" sorusunu sormak gerekiyor?
Birincisi bu ülkede içki satmak yasak değildir. Alkol, sigara gibi sağlığa zararlı bir maddedir. Topluma da zararlı bir maddedir. Ancak yine sigara gibi, kullanımı, herkesin kendi tercihine bırakılmıştır. Hal böyleyken vücuda ve sağlığa zararlı tüm materyallerde olduğu gibi; reklamları, özendirilmesi, satışı yasalar çerçevesinde belirlenmiştir. Bu ülkenin her vatandaşı; kendi istediği takdirde, belirlenen yerlerde içki ve sigara gibi maddeleri kullanabilir. Modern ve laik tüm ülkelerde bu uygulama böyledir.
Gelin görün ki; diğer modern ve laik ülkelerin aksine, ülkemizde son derece garip bazı uygulamalar dikkat çekiyor. Bir genç; içki sattığı gerekçesiyle aylardır baskıya mâruz kaldığını ve en sonunda da belediyenin resmi görevlilerinden gelen bir saldırıya uğradığını iddia ediyor. Üstelik bu iddia, öylesine kuru kuruya bir iddia da değil. Bu ülkenin milletvekilleri de bu iddiayı destekliyor. Ve hatta bir milletvekili gencin "Alevi" olmasının da baskı sebebi olduğunu belirtiyor.
Türkiye Cumhuriyeti, bir şeriat ülkesi değildir. 1923'ten bu yana şeriat hukuku ülkemizde işletilmemektedir. Türkiye Cumhuriyeti; yasalara uygun bir biçimde alkol satışının yapılabileceği bir ülkedir. İsteyen de bu alkolü kullanma hakkına sahiptir. Türkiye Cumhuriyeti Alevi olmanın suç kabul edilebileceği bir ülke değildir.
Bizim haberimiz yokken 1923'ten beri yürürlükte olan kanunlar ve ülkemizin yönetim sistemi mi değişmiştir? Yoksa bu Keçiören'e özgü bir durum mudur? Bir gece ansızın Keçiören hudutları dahilinde şeriat hukuku mu işlemeye başlamıştır? İnsanların içki sattığı için veya Alevi olduğu için saldırıya uğradığı bir ilçe mi olmuştur Keçiören?
Keçiören'de neler olduğunu, bizzat Keçiören Belediye Başkanı çıkıp açıklamalıdır. İddialara yanıt vermelidir. Keçiören'de Türkiye Cumhuriyeti kanunlarının mı yoksa başka kanunların mı geçerli olduğu topluma açıklanmalıdır. Yetkili makamlar da bu olayı ivedilikle aydınlatma yoluna gitmelidir. Keçiören'de yaşanan olay ve ortaya atılan iddialar son derece ciddi ve vahimdir. Tüm ilgilileri duyarlı olmaya çağırıyoruz.
Aydınlık Gençlik Meclisi Girişimi Adına Ceyhun Günal
meclisler@gmail.com http://www.alevionline.com/agm/
AGM/ACT-00007
AGM
ÇOK ÖNEMLİ UYARI: Sitemizde yayınlanan tüm yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Herhangi bir başvuruda, bu yorumları yazanlara dair her türlü bilgi, adli mercilere ulaştırılacak, gerekli hukuki önlemlerin
alınmasına yardımcı olunacaktır. Editörlerimiz; hukuk veya ahlak dışı mesajları yayından kaldırabilir; sorumluların
saklı tutulan bilgilerini hukuk danışmanı aracılığıyla adli kurumlara iletir.
Haber Yorumları (1 adet)
Misafir: misafir vatansever
|
|
Perinçekin sahte ulusalcıları
|
| dostlar birlikte yaşamanın ve askari müşterekte buluşmanın yanlış adresine takılan sözüm ona işçi partili ler içindede bir kişi işçi yok bunlarda ülkenin dinamitlerini parçalamaktan başka gayeleri yok bunların lideri kandilde apoya çiçek verir istiklal cd mhp le miting yapar sadece kaos tan beslenirler sakin sakin olun milliyetçi İp liler.. |
| 13.12.2008 21:26:36 |
|