Pir Sultan Abdal Kültür Derneği adına başkan
Kazım Genç'in açıklaması
BASINA
ve KAMUOYUNA
* Zorunlu din derslerine bir red kararı da, Danıştay'dan.
* Hükümeti AİHM' kararını uygulamaya davet ediyoruz.
* Zorunlu din dersi uygulamasına derhal son verilmelidir.
12 Eylül askeri darbesinin ürünü olan ve ülkemizi bugün, şeriatçı zihniyetin
bağnaz düşüncelerine ve uygulamalarına mahkum hale getiren zorunlu din dersi
uygulamasına yönelik, yargının hemen hemen her alanından, red kararları
verilmekte ama AKP iktidarı, tüm yargı kararlarına karşı direnç göstermeye
devam etmektedir.
12 Eylül Anayasa'sının 24. Maddesindeki "Din kültürü ve ahlak öğretimi ilk
ve orta öğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır."
Hüküm nedeni ile, yıllardan beri Alevi inanç sahibi yurttaşlarımızın
çocuklarına, "din kültürü ve ahlak bilgisi adı altında, zorunlu din dersi"
olarak dini eğitim verilerek, bu yol ile Aleviler asimile edilmektedir.
Sadece Alevilerin değil Türkiye'nin sorunu olan zorunlu din dersine karşı
Alevi örgütlerinin yıllardır verdikleri hukuk ve demokrasi mücadelesi,
örgütlülüğümüzün önderliğinde sürmektedir.
Bu hukuk mücadelesindeki son durum;
a)Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde Hasan Zengin adına açılmış olan davayı,
AİHM 09.10.2007 tarihinde, zorunlu din dersi uygulamasının AİHS'ne
aykırılığının tespitine ilişkin verdiği kararını açıklanmıştır.
Hükümet tarafından karar itiraz edilmediğinden, AİHM kararı kesinleşmiştir.
09.04.2008 tarihine kadar Anayasa'nın 24. Maddesi ile Milli Eğitim Temel
Kanunun 12. Maddesi AİHM kararı doğrultusunda değiştirilmediği takdirde,
Avrupa parlamentosu Bakanlar Komitesine başvurulacaktır.
b)İstanbul 6. İdare Mahkemesi'nde Hatice Köse arkadaşımızın oğlu adına
açılan ve mahkeme tarafından red edilmiş olan davada, temyizimiz üzerine
Danıştay 8. Dairesi "İlk ve orta öğretim kurumlarında verilen din kültürü ve
ahlak bilgisi dersinin bu içeriği ile zorunlu tutulmasını hukuka aykırı"
bularak İstanbul 6. İdare Mahkemesi kararını bozmuştur.
c)İstanbul 5 İdare Mahkemesi'nde Ali Kenanoğlu arkadaşımızın oğlu adına
açılan ve mahkeme tarafından kabul edilen dava, davalı idare tarafından
temyiz edilmiştir. Türkiye' de zorunlu din dersi aleyhine yurttaş lehine
verilmiş bu ilk karar, Danıştay 8. Dairesi tarafından onanmıştır.
d)İzmir 1. İdare Mahkemesi'nde Lütfi ve Zeyda Ural Türkay'ın kızları adına
açılan ve mahkeme tarafından kabul edilmiş olan dava, davalı idare
tarafından temyiz edilmiş olup, Danıştay incelemesindedir.
Yargı; zorunlu din dersine ve müfredatına karşı bir hukuk duvarı örmektedir.
Hukukun ördüğü duvar, demokrasiyi ve özgürlükleri koruyarak, şeriata ve
bağnazlığa karşı geçit vermeme kararlarıdır.
AİHM' nin zorunlu din dersine yönelik vermiş olduğu karar ile, Danıştay 8.
Dairesi'nin vermiş olduğu her iki karar paralellik göstermektedir. Her iki
karar da, zorunlu din dersi uygulamasının hukuka aykırılığın altını
çizmektedir.
İnanç özgürlüğünü sadece, türban özgürlüğüne indirgeyen ve bunun için kefen
giymeye hazır olduğunu söyleyen AKP'nin genel başkanı ve Başbakan Sayın
Recep Tayyip Erdoğan'a, Alevilerin de inanç özgürlüğüne saygılı olmak
zorunda olduğunu hatırlatmak da ne yazık bize düşmüş bulunmaktadır.
Başka inanç ve kültürler saygı gösterme olgunluğunda olmayanların, kendi
inanç ve kültürlerine saygı bekleme hakları olamaz.
AİHM'nin türban kararının devletin lehine olmasına rağmen, feveran eden ve
bu konunun ulemanın yetkisinde olduğu söyleyen Başbakan; AİHM' nin zorunlu
din dersi kararına yönelik olarak tek kelime etmeyerek, inanç özgürlüğünden
ve demokrasiden ne kadar uzakta olduğunu Türkiye kamuoyuna bir kez daha
kanıtlamıştır.
Verilmiş olan yargı kararlarına, başbakanlar da, hükümetler de uymak ve
gereğini yapmak zorundadır.
AİHM'nin zorunlu din dersine yönelik olarak vermiş olduğu karar, Anayasa'nın
24. ve Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 12. Maddelerinin özgürlükçü bir
yaklaşımla, nasıl olması altını çizmiş, Danıştay'da bu tespitin
hukukiliğinin altını çizmiştir.
Bu somut yargı kararları karşısında, hükümeti AİHM' nin ve Danıştay'ın
kararlarına uymaya ve Zorunlu din dersi uygulamasına derhal son vermeye
davet ediyoruz. Bu aşamadan sonra görev ve sorumluluk hükümet ve hükümeti
başbakanına ait olacaktır.
Bilimsel ve demokratik bir eğitim sadece Alevilerin değil, Türkiye'nin
sorunu olarak gören karşı tüm canlarımızı, zorunlu din derslerine karşı dava
açmaya davet ediyoruz.
Saygı ile kamuoyunun ve basının bilgisine sunulur.04.03.2008
Av. Kazım GENÇ
PSAKD Genel Başkanı
Alevi Bektaşi Federasyonu adına başkan Turan
Eser'in açıklaması:
BASINA
VE KAMUOYUNA
• YARGI 25
YIL SONRA HUKUKUN EVRENSEL DEĞERLERİ VE İLKELERİ BULUŞTU.
• ALEVİLER
HAKLI ÇIKMIŞTIR: DEVLET DİN VE DİNDAR ÜRETEMEZ.
• AKP
HÜKÜMETİ KARAR VERMELİDİR; TÜRKİYE’DE SİYASET VE ÖZGÜRLÜK DİNDARLIK
KURALLARIYLA MI ŞEKİLLENECEK YOKSA EVRENSEL HUKUK DERĞERLERİYLE Mİ?
25 yıldır
devlet eğitimi olarak, Sünnilik anlayışı doğrultusundaki mezhep endeksli
“zorunlu din eğitimi” işkencesine son verilmesi gerektiğini ifade eden
sevindirici karar nihayet 8.Danıştay tarafından açıklandı. Dün evrensel
hukuk değerlerinin ve insan hakları hukukun dünya adresi olan AİHM’in
kararından sonra, dün ulusal yargı düzeyinde 8. Danıştay, zorunlu din
derslerinde “ülkemizde çoğulculuk anlayışı içerisinde, nesnel ve rasyonel
bir şekilde din kültürü ve ahlak bilgisi öğretimi verilmediğini” ve “Din
Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin bu içeriği ile zorunlu tutulmasında hukuka
uyarlık bulunmamaktadır.” gerekçeleriyle, 25 yıllık hak ihlallinin son
bulmasına işaret etmiş ve karar vermiştir.
Yıllardır
Türkiye’de “İnanç özgürlüğünün olmadığı” konusunda görüşlerimizi ifade
ettik. Kamuoyu, hükümetler, siyasiler ile paylaştık. Alevi ve diğer inançtan
kesimlerinin çocuklarının 12 Eylül darbesi ve yeşil kuşak projesinin bir
parçası olan zorunlu din dersleri konusunda karşılaştıkları hak ihlalleri ve
asimilasyoncu eğitim konusunda siyasilerin ve hükümetlerin paslanmış
kulaklarını açamadık. Ne zaman hukukun evrensel dilini devreye soktuk,
paslanmış kulaklar açılmaya, kemikleşmiş kanatlar yumuşamaya başladı.
AKP
hükümetini sesleniyor ve uyarıyoruz; Asırladır süre gelen ve AKP hükümetleri
döneminde katlanarak artmaya başlayan, Alevilere yönelik ayrımcılık ve
Alevilerin özgürlük alanlarına yönelik tecavüzlere son verin. Nasıl ki Sayın
Başbakanın özgürlük alanına tecavüz edilmesine tahammülü kalmadıysa,
Alevilerin hem tahammülü, hem de sabrı kalmamıştır. Artık tribünlere
konuşmaktan ve gerçekleri türbanla örtmekten vazgeçip, Alevilerin özgürlük
haklarını tanıyın ve gereğini yapın. Hükümet boş konuşmaktan vazgeçsin.
Ulema yerine, evrensel hukukun referanslarını başvurarak, zorunlu din
derslerini derhal kaldırsın.
Zorunlu
din dersi uygulamalarının, din, vicdan ve inanç özgürlüğünü güvence altına
alan Anayasa'nın 24. maddesine, evrensel hukuk değerlerine, çocuk haklarına
ve laiklik anlayışına aykırı olduğunu anlatmaya çalıştık. Alevilerin laiklik
ekseninde verdiği mücadelenin haklılığını dün AİHM, bugünse DANIŞTAY anladı.
Gariptir ama AKP halen anlamadı. Burada anlama ile ilgili bir arıza ya da
ideolojik barikatın olduğu belli. Bu sorunu gidermek için elimizden geleni
yapmaya devam edeceğiz.
8.
DANIŞTAY’ın bu sevindirici kararın gerekçelerini çok yönlü okumak mümkündür.
Danıştay aslında, eğitimde İslamizasyona son verin demiştir. Devletin asli
görevi din ve dindar üretmek değil, çağdaş bireyler yetiştirmek olması
yönünde mesaj vermiştir. Zaten Hukukun ABC si bile, bize zorunlu din
eğitiminin, hukuk, demokrasi ve laiklik açısından kabul edilemez olduğunu
söyler. 8. Danıştay ve AİHM'nin aldığı bu kararlar, artık Türkiye’de zorunlu
din derslerinin mevcut haliyle uygulamasının mümkün olmadığını göstermiştir.
Zaten laik
bir hukuk devletinde “Zorunlu Din Kültür ve Ahlak Bilgisi dersi”nin
Anayasa'da güvence altına alınması ise ayrı skandaldır. Sosyal bilgiler,
Biyoloji, Türkçe, matematik, sanat, fizik, kimya gibi dersleri Anayasa da
zorunlu olarak ele alınmıyorsa, din derside alınmamalıdır. Bu dersin 25
yıldır Anayasal güvence ile zorunluluk altına alınmasını savunan ideolojik
niyet zaten hukuk dışı referanslardan beslenmiştir. 12 Eylül Anayasası
evrensel hukuktan değil, ideolojik terciklerden beslenmiştir. Bilimden,
çağdaşlıktan ve aydınlıktan yana yurttaş yerine, din ve dindar üretmeyi
hedefleyen ideolojik metindir.
ABF olarak
hukuk mücadelesinde yer alan Hasan Zengin, Ali Kenanoğlu ve Hatice Köse’ye
açtıkları ve kazandıkları davalarından dolayı teşekkür ediyoruz. Hükümet bu
karar doğrultusunda gereğini yerine getirmediği taktirde ABF olarak Türkiye
çapında Hasan, Ali ve Hatice’nin davasın emsal niteliğinden dolayı
milyonlarca yeni davacı ile buluşturma kararlığımızı buradan ifade etmek
istiyoruz.
Hükümete
Mayıs ayına kadar yargı kararları doğrultusunda derhal değişimi uygulamaya
koymasını talep ediyoruz. ABF olarak talebimiz gayet açık ve net; Zorunlu
din dersleri kaldırılmalıdır ve Anayasa'da konu edilmekten çıkarılmalıdır.
Aksi taktirde hukuktan doğan tüm haklarımızı kullanarak, çocuklarımızı
zorunlu din dersleri sokmayarak, yeni toplu davalara açarak bu mücadelenin
sonuç alana kadar sürdüreceğimize dair kararlığımızı kamuoyu ile
paylaşıyoruz., 04 Mart 2008
Saygılarımızla
Alevi
Bektaşi Federasyonu
Turan
ESER, Genel Başkan
Alevionline