|
Ateş daha önce çığlık atmadıysa bile 2 Temmuz 1993 Cuma günü eminim ki çığlık atmıştır. Kendisini insanlık ayıbı için din adına kullananlara lanetini haykırmıştır. Ateş, içinde barındırdığı onca insanın feryatlarını, çığlıklarını, seslenişlerini, yardım dileyişlerini kıvılcımlarına katıp gökyüzüne savururken öfkesini de çığlığa eklemiştir.
4 Temmuz 1993 Pazar gününün Aydınlık gazetesinin en üstünde “Farklı mezhep ve milletlerden oluşan bir halkız” yazıyor ve hemen altında büyük puntolarla “Laikliğe, kardeşliğe ve örgütlenmeye mecburuz”, bir kez daha Ankara’nın kuru ama yakıcı sıcağında Bahçelievler semtine giderken aldığım haber ile içimi dolduran kini hissettim.
Gazetenin ilk sayfasında ki fotoğrafta cahilliğin, kör gözlülüğün, din bezirganlığının ve adem olamamanın örneğini gösteren bir enstante, ellerinde sopalar yüzlerce kişi bir heykeli yıkmaya çalışıyor. Bir yandan sopa ile dövüyor, bir yandan kırıyor, bir yandan parçalıyor ve bir avuç üniformalı ise müdahale etmeme/edememe eyleminin sonucu olarak seyrediyor.
Dördüncü sayfada yaşanan olaylardan fotoğraflara yansıyanlar beşinci sayfanın en altında yer alan iki fotoğrafın yanında masum oluyorlar. Hele solda ki fotoğraf, iki genç kız ateşin izi dumanla kaplanmış yüzleri cansız bedenleri ile.
Bir yanda geleceğin umutları denilen gencecik bedenler, bir yanda yılların emeği ile yetişmiş en verimli çağında beyinler ve öte yanda insan olamamanın örneği karanlık beyinler.
Zamanın hükümetinin büyük ortağına üyelerinin açıklamaları ve onlarla tam benzerlik içinde olmasa da, adında sosyal ve demokrasiyi barındıran küçük ortak üyelerinin açıklamaları. Suçlu bulmuş, mazlum belirlemiş, geride ateşin alevleri arasında sıkışmış bir tiz çığlık.
Hepimiz görünen suçluları biliyoruz acaba görünmeyen suçlular var mı? Perdenin öte ki tarafında değil yine bu tarafında da aslında suçluda değil ama vicdanen suçlu kimse var mı?
Pir Sultan Abdal Kültür Şenliği’nin düzenleme komitesinin suçu var mı?
Sivas da yaşayan Alevi’yim diyenlerin suçu var mı?
13.30 da başlayıp 19.30 da alevlerin yükseldiği ve 20.30. da ancak alevin sessizliğe büründüğü olaylarda hiç mi bizim suçumuz yok? Bizlerde alevlere yenik düşen 37 insan kadar masum muyuz?
Hayır. Olayları yaratan, yapan ve seyredenler kadar olmasa da bizlerde suçluyuz. Biz taş, sopa, benzin ve ateş kullanmadık, onlar kadar yakından seyretmedik ateşi ancak bizde seyirciydik.
Etkinlik öncesi güvenliği almamakla, misafirlerimizi kurtlar sofrasında yalnız bırakmakla, altı saat içerisinde gelişen olaylara müdahale etmemekle bizde suçluyuz.
Neden önceden düşünüp de önlem almadık, neden resmi güvenliğin yanına sıra sivil güvenliği getirmeyi düşünmedik, neden sadece sözlerle halletmeyi düşündük?
Neden bizim için oraya gelen insanlar kurt sofrasının orta yerindeyken kalkıp kurtarmaya gitmedik? Hiç mi Sivas’ta Alevi yok, hiç mi canını değil cananını seven yok, hiç mi inançlı kimse yoktu da Sivas seyirci kaldı.
Şimdi onca yıldır ağıtlar yakıyoruz, lanetler okuyoruz. Zamanında olmamız gereken yerde olmamanın vicdani sorgusunu yapmadan, görülen suçlulara kızarak kendimizi masum sayıyoruz. Evet insan olamamış kalabalık kadar biz de suçluyuz.
Ateşin çığlığı ve öfkesi bize de geliyor.
ÇOK ÖNEMLİ UYARI: Sitemizde yayınlanan tüm yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Herhangi bir başvuruda, bu yorumları yazanlara dair her türlü bilgi, adli mercilere ulaştırılacak, gerekli hukuki önlemlerin
alınmasına yardımcı olunacaktır. Editörlerimiz; hukuk veya ahlak dışı mesajları yayından kaldırabilir; sorumluların
saklı tutulan bilgilerini hukuk danışmanı aracılığıyla adli kurumlara iletir.
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|