|
Pınar Kür gibi romancının, Müjde Ar gibi sinema sanatçısının ve Çigdem Anad gibi habercinin yanında süs eşyası formatında öylesine okey'e dördüncü mahiyetinde oturduğu veya oturtulduğu düşünülen Aysun Kayacı bu formatın dışında olabileceğinin sinyallerini her hafta biraz daha güçlü verse de pek kaile alınmadı. Ta ki o meşhur sözleri sarf ettiği dakikalara kadar.
|
Yakın zamana kadar magazin medyasının önde gelen figüranı, çoğu erkeğin arzusu, çoğu kadının kıskançlığı olan Aysun Kayacı, NTV'de yayınlanan "Haydi gel bizimle ol" programında öyle bir söz söyledi ki yoğun gündemin içinde kendisine yer buldu.
Pınar Kür gibi romancının, Müjde Ar gibi sinema sanatçısının ve Çigdem Anad gibi habercinin yanında süs eşyası formatında öylesine okey'e dördüncü mahiyetinde oturduğu veya oturtulduğu düşünülen Aysun Kayacı bu formatın dışında olabileceğinin sinyallerini her hafta biraz daha güçlü verse de pek kaile alınmadı. Ta ki o meşhur sözleri sarf ettiği dakikalara kadar.
27 Mart 2008 günkü programda Aysun Kayacı şu sözleriyle bombayı patlatmıştı: " Benim oyumla bir çobanın oyu nasıl bir olur?", "Dağdaki çobanla benim oyum niye eşit?" "Neden dağdaki vergisini vermeyen çobanla oyum eşit?". Bu sözlere tepki veren Müjde Ar ile girdiği polemik sırasında sarf ettiği bir cümle daha vardı ki siyasi tepkinin nedeni oldu. Aysun Kayacı "AK Parti, ayak takımının iktidara getirdiği bir partidir" "AKP'yi iktidara ayak takımı getirdi" diyerek sözlerini siyasi alana doğru sürüklemişti. Vay sen misin bunları söyleyen, bir yandan soruşturma açmalar, diğer yandan dava dilekçesi vermeler, bir taraftan da Aysun Kayacı'nın sözlerinin doğruluğunu gösteren beyanatlar.
AKP'nin sözcüsü Dengir Mir Mehmet Fırat tepkisini sunarken civcivlere atıfta bulunarak "Her toplumda sapık var, deli var. İçinden çıkmış olduğu halkı küçük gören civcivler var. Bu halk olmasaydı o civcivler yaşama imkânı bulamazdı" Diyor. Civcivlerin ne suçu var diye düşünüyorum.
AKP İzmir Milletvekili İsmail Katmerci bir adım daha ileri giderek "Kadın diyorum, mahluk diyorum". Bütün kadınları mahluk sayıyor denirse yeridir.
Adana'nın Kozan ilçesinin Kahveli köyünde yaşayan 11 çocuklu Hasan Ali Bulduklar (56) Aysun Kayacı hakkında, ''Anayasa'nın eşitlik ilkesini yok sayarak, çobanlık mesleğini aşağıladığı ve hakaret ettiği'' iddiasıyla Kozan Savcılığı'na suç duyurusunda bulunuyor ve " (…) ben vatan için verilen tüm görevleri eksiksiz yerine getirdim" diyor.
Acaba Aysun Kayacı'nın sözleri, Radikal yazarlarından Nur Çintay'ın 30 Mart günü köşesinde yazdığı gibi "Gaftan bin beter" miydi?
Yeditepe Üniversitesi Tarih bölümü öğrencisi Aysun Kayacı'nın sözlerini tartmadan, düşünmeden söylediği kesin. Sözleri edindiği donanımın değerlendirmesi ve bakış açısının bir sonucunuydu. Tıpkı yıllar önce "sadece üniversite mezunları oy versin" diyen bir profesörün sözleri gibi aynı eksendeydi.
Aslında Aysun Kayacı, gelinen noktanın nedenlerini sergilemişti. Sergilemekle kalmamış demokrasinin sadece vatandaşlık görevi olarak adlandırılan oy vermek eyleminin sonucu olmaması gerektiğini, demokrasi çeşitliğinde var olan elemanların durumlarının da önemli olduğunu vurgulamak istemişti. Vurgulamasında da bundan ötürü dağdaki çoban ve ayaktakımı argümanlarını kullanmıştı.
Görgüsüzlükleri veya bilgisizlikleri dolayısıyla toplum içinde aşağı durumda olan kişileri tanımlayan ayaktakımı kelimesini bir poşet yiyecek, bir torba kömür için oyunu verenlere kullanmak yanlış mı?
Ya da daha kendi ihtiyacını giderecek maddiyattan uzakken, ne kendisinden olanların ne ülkenin ne de dünyanın geleceğini düşünmeden on bir çocuk yapanlara çobanlık mesleğinin özelliği ile yaklaşmak yanlış mı?
Okuma seviyesinin satılan kitap ve gazete sayısı ile değil okuma-yazma sayısı ile ölçüldüğü, kültürün durumunun tiyatro, sinema, sergi sayısı ve izleyicisi ile ölçülmediği, kişi başına milli gelire bağlı gelişmişlik hesabında süt, peynir, et gibi temel gıdaların su, sabun ve tuvalet kağıdı gibi kişisel temizlik maddelerinin tüketiminin, kanalizasyon, yol, elektrik gibi kriterlerin ele alınmadığı bir gerçek.
Bu gerçek nasıl ki göstermelik ise bir poşet gıdaya, bir torba kömüre, oğluna-kızına bir işe, hazine arazisinden bir tapuya oy verenlerin bulunduğu bir demokrasi de bir başka gerçeksizlik.
Aysun Kayacı'nın söylediği, sosyo kültürel gelişimi bütün kesime yansımamış, sosyo ekonomik dağılımı bozuk bir yerde ki demokrasinin çoğulcu değil çoğunlukçu olacağını ve bununda Aristo ve Eflatun yaklaşımı ile "ayaktakımının yönetimi" olacağıydı.
Aysun Kayacı'nın bu sözlerinde hiç mi haklılık payı bulunmamakta?
Ali Polat
Haber Yorumları (1 adet)
|
mitte
|
|
AYSUN KAYACI HAKLI!..
|
Sizin için Aysun KAYACI bir sus eşyası... Sizin içim Aysun KAYACI bir oooooooo... Sizin için Aysun KAYACI bır sarısın aptal.... Sizin için Aysun KAYACI geri zekalı.....
peki siz NESİNİZ ?? ben bunu merak ediyorum...
Bence doğru soyluyor dağdakı cobanla neden oyum bır olsun?
siz dağdaki cobanı eyiteceğinize sehirdeki doruları tartışmaya acan kişiyi mahkemeye veriyorsunuz neden???
bence Aysun KAYACI sonderee haklı... bunu söylemekte
bir duşunun tabi duşunce özurlusu değilseniz...
dağdaki oo saf namuslu cobanı kandırmaları daha kolaya..
şehirdekini ise daha zor...
dağdaki coban yanlış veya doğru oy verdiğine sizce emin mi bunu sorgulayın aaa aptalca konuşmayın..
aslında çobanlık sehre inmişte farkında değilmişiz |
| 05.07.2008 14:18:49 |
|