|
Ekim ayı içerisinde önde gelen bir muhalefet partisi olan DYP’nin genel başkanı Mehmet Ağar’ın “dağda kurşun atacaklarına ovada siyaset yapsınlar” söylemi Türkiye siyasetinden çok askeri cephede büyük yankı uyandırdı. Önümüzdeki azami dört yılın askeri üst yönetiminin şekillendiği son 2006 yılı YAŞ toplantısı neticesinde Genelkurmay Başkanı olan Org. Yaşar Büyükanıt tarafından verilen keskin ve sert içerikli beyanat ile askeri kanadın bu söyleme karşı olduğu net bir şekilde açıklandı. Bu gelişmelerden kısa bir süre önce, Irak’ın kuzeyinde (Kuzey Irak) yer alan PKK örgütlenmesinin yok edilmesine yönelik gerekli çalışmaların yapılması için ABD’ye uygulanan baskılar sonucu, ABD tarafından yapılan resmi açıklamalar ve kordinasyon çalışmaları için emekli bir generalin görevlendirilmesi karşılıklı beyanatların zamanı açısından dikkat çekicidir. Dikkat çeken en önemli husus Mehmet Ağar ve Org. Yaşar Büyükanıt’ın mesleksel konum ve yaklaşımlarında da yatmaktadır. Mehmet Ağar, geçmişinde İl Emniyet Müdürlüğü, Valilik, Emniyet Genel Müdürlüğü ve İçişleri Bakanlığı görevlerinde bulunmuş emniyet kökenli eski bir bürokrat olmasının yanı sıra, 1996 yılında ki meşhur Susurluk kazası ile ortaya çıkan derin devlet’in içerisindeki kişiler arasında ismi geçen bir kişidir. Bürokratik görevleri nedeni ile dış ülke emniyet ve istihbarat örgütleri ile resmi ilişkileri bulunduğunu söylemek yanlış olmaz. Eski bir emniyetçi olan, geleceğin önemli bir hükümet adayının söylemine karşı tavır koyan Org. Yaşar Büyükanıt ile birlikte yeni yapılanan ordu üst kademesinin yapılanması, son dönemlerde suskun, sakin, siyasetten uzak bir görüntü sergileyen TSK açısından önemlidir. Ordu, yeni yapılanma ile birlikte başta laikliğin en iyi savunucusu, irticanın birinci düşmanı ve ayrılıkçı Kürt milliyetçiliği konusunda katı şahin bir yaklaşım sergilemektedir. Bir anlamda bu üç konuda yasama ve yürütme organlarından daha çok siyaset yaptığını ya da siyasetin içine girdiğini söylemek yanlış olmaz. Bu gelişmeler kimi kesimce siyaset-asker çekişmesi veya faklı yaklaşımı olarak değerlendirilse de halkın büyük bir çoğunluk tarafından içerik ve anlamı dikkate alınmamıştır. Mehmet Ağar’ın oy potansiyelini artırmak düşüncesi ile bir siyasi söylemde bulunduğu, mevcut hükümet ile bir sonraki seçim sonuçlarına göre koalisyon hükümeti kurabileceği düşüncesi ile bu tür siyasi bir yaklaşımda bulunduğu gibi analizler yapılmıştır. Mehmet Ağar’ın geçmişi ve başında bulunduğu partinin politik yaklaşımı ile hitap ettiği ana kesim düşünüldüğünde, söyleminin altında oy toplama veya koalisyon kurulabilme olasılığı gibi nedenlerin pek de gerçekçi olmadığı söylenebilir. Kendisi aşırı ırkçı bir siyasi düşünce içerisinde bulunmamakla birlikte muhafazakar, milliyetçi bir çizgide yer aldığından ayrılıkçı Kürt milliyetçi harekatı silahlı mücadeleden arınarak siyasi mücadeleye davet etmesi ilginçtir. Başta da belirttiğimiz gibi, söylemi ilginç kılan muhafazakar, milliyetçi bir tabana hitap eden eski bir emniyetçi tarafından dile getirilmesi kadar bu gelişimlerin zamanı ilginçliği ortaya çıkarmaktadır. Akla gelen soru işareti, ABD’nin Türkiye’nin Kuzey Irak da yerleşik PKK ya yönelik harekat isteğine verdiği beyanat ve görevlendirmenin aslında askeri yönünün zayıf siyasi yönünün fazla olabileceği mi? Şayet ABD’nin planları, Irak’ı federal bir yapıya kavuşturma ve Kürtlerin bu devlete bağlı otonom-federal bir hükümet olmasını sağlama ya da bağımsız bir Kürt devletinin kurulması yönünde olabilir. Bu şıkların en sonuncusunu değerlendirdiğimiz de kuzey Irak’ta bağımsız bir Kürt devletinin kurulması Türkiye iç yapısı açısından önemli siyasi gelişmelere neden olabilecektir. Mehmet Ağar acaba ABD’nin bu planlarının doğrultusunda oluşabilecek yeni düzen içerisinde Türkiye’nin mevcut sınırlarını koruma ve iç çatışmaların resmi olarak dış desteğinin önlenmesi açısından mı bunu öneriyi getirmiştir? Öyle sanıyorum ki bu sorunun cevabı ileriki birkaç yıl içerisinde cevaplanacaktır..
ÇOK ÖNEMLİ UYARI: Sitemizde yayınlanan tüm yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Herhangi bir başvuruda, bu yorumları yazanlara dair her türlü bilgi, adli mercilere ulaştırılacak, gerekli hukuki önlemlerin
alınmasına yardımcı olunacaktır. Editörlerimiz; hukuk veya ahlak dışı mesajları yayından kaldırabilir; sorumluların
saklı tutulan bilgilerini hukuk danışmanı aracılığıyla adli kurumlara iletir.
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|