|
Yazıyı kaleme alan ve onaylayanların üzüntü duyduklarına hiç kimsenin şüphesi olamaz. Elbetteki her Alevi inancındaki kimse, Aleviliğin içerisinde yaşanan kavgaların, sertleşmenin, karşılıklı söylemlerin üzüntüsünü duymaktadır. Yazının ikinci kısmında “Hubyar ile ilgisi olmayan, herhangi bir tarafı desteklemeyen bizler; bu sorunun Alevi örgütlerimizin rehberliğinde, Alevi kamuoyu içinde dostça çözülmesi taraftarıyız” denilerek bu konuda taraf olunmadığı belirtilmekte. Sorunda bundan sonra yazılan “Hepimizin sorunu olan bu sorunun çözümü için başta Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu başkanımız Turgut Öker, Türkiye Alevi Bektaşi Federasyonu başkanımız Selahattin Özel ve Hacıbektaş Dergahı Postnişini Veliyettin Ulusoy olmak üzere Alevi örgüt ve önde gelenlerini konuya ilgi göstermeye ve taraflara rehberlik yapmaya çağırıyoruz” cümlede yer alıyor. Bir yandan “biz tarafı desteklemiyoruz” diyoruz diğer yandan sorunun çözümü için “başta Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu başkanımız Turgut Öker, Türkiye Alevi Bektaşi Federasyonu başkanımız Selahattin Özel ve Hacıbektaş Dergahı Postnişini Veliyettin Ulusoy olmak üzere” kişileri sunuyoruz. Bu nasıl bir tarafsızlıktır, nasıl taraf olmamaktır, nasıl bir tarafı desteklememektir. Cümlede dikkat çeken bir nokta da Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu Başkanı Sn.Turgut Öker’den ve Türkiye Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Sn. Selahattin Özel’den bahsedilirken “başkanımız” sözcükleri kullanılıyor. Nerede kaldı bir önceki cümlede yer alan bir tarafı desteklememek söylemi. Açık açık diyoruz ki biz tarafız, tarafsız değiliz. Hacıbektaş Dergahı Postnişini meselesi ise başlı başına bir soru işareti. Sn. Veliyettin Ulusoy bu makama kim tarafından getirildi, neden getirildi, amaç neydi? Kim tarafından getirildi sorusunun cevabı açık başta AABF Başkanı Sn.Turgut Öker olmak üzere aynı düşüncede olan dernek ve vakıf başkanlarınca Postnişinliğe getirildi. Ancak hangi postnişinliğe, gerçek anlamda Hacıbektaş Dergahı postnişini mi oldu yoksa belli bir görüşün postnişini mi oldu? Hünkar Hacı Bektaş Veli “Mürşidlik alıcılık değil, vericiliktir” demiş. Ulusoy ailesi ne kadar bu söze uymuştur diye düşünüyorum. 1950’lerde Bektaşi dergahına bağlı köyleri dönemin lüks arabaları ile dolaşıp ekini yanmış ailelerden bile para veya benzeri maddi kaynaklar almak alıcılık mıdır vericilik midir? Sn.Veliyettin Ulusoy kendisini 1994 den beri toplumun lideri olarak görüp postnişin olduğunu ileri sürerken acaba alıcı mı oldu verici mi? Alevilikten bahsediyoruz ancak hep karmaşık söylemlerin gerçeklerin dışına sürükleniyoruz. Kızılbaşlık ile Bektaşiliği birbirine harmanlayıp Alevi tanımı yapmaya çalışıyoruz. Hoş zaten Ulusoy ailesinin yürüttüğü ve bu günde yürütmeye çabaladığı Bektaşilikte, Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin oluşturduğu Bektaşilik değil, olsa olsa Kızılbaşlığın Bektaşiliğe entegre edilmeye çalışıldığı bir sentez. Mürşit olanların peşinde mi olacağız yoksa soya bakıp önünde el pençe mi duracağız? Bir yanda kültür deyip diğer yandan dinsel tanımlarını mı kullanacağız? Yaşam felsefesidir diyerek bir yandan da dinsel ritüellerini mi kullanacağız? İslam ile alakasız diyeceğiz sonrada Evlad-ı resul olmaz ise dede olamaz diyerek cemlere gireceğiz? Bir yandan kendimizi dede olarak tanıtıp Evlad-ı Resul olmaktan, Ehl-i Beyt soyundan geldiğimizi öne sürüp bu kullanmaktan geri durmayacağız diğer yandan da İslam bizim neyimize mi diyeceğiz? Herkes tutturmuş bir yol kendisine güçlenmek, sözünü dinletmek gündemde kalmak adına kullanadursun Aleviliği ve Alevileri. Hünkar, Makalat’ta kısaca “ikrar ne sadece dil ile ne sadece gönül ile ne de ikisi birden olsa da iman olmaz, iman ve ikrar akılda olmadıkça dil de gönülde ikrar etse iman gerçek değildir” diyor. Aslında ondan bize kalan her sözün derinliğine inmek gerekir ama nerede kolaya kaçmak varken zor olanla uğraşalım. Olayları tek pencereden bakıp değerlendirmek yerine farklı pencerelerden bakıp değerlendirmek üzere….
ÇOK ÖNEMLİ UYARI: Sitemizde yayınlanan tüm yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Herhangi bir başvuruda, bu yorumları yazanlara dair her türlü bilgi, adli mercilere ulaştırılacak, gerekli hukuki önlemlerin
alınmasına yardımcı olunacaktır. Editörlerimiz; hukuk veya ahlak dışı mesajları yayından kaldırabilir; sorumluların
saklı tutulan bilgilerini hukuk danışmanı aracılığıyla adli kurumlara iletir.
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|