|
Uzun bir tatil sürecinden sonra insan ne yazacağını, hangi konuyu işleyeceğini düşünüyor. Bir yandan toplumsal alanda ki gelişimler, diğer taraftan ülke içinde hızına erişilemeyen gündem değişimleri öte yandan dünya bazında gelişen olaylar. Her birisi işlenmeyecek kafa yorulmayacak değinilmeyecek kadar önemsiz değil. Ancak bazen insan hiç birisini düşünmek istemiyor. Kendi içindeki engin denizlere açılmak, hayatın görünen yüzünden görünmeyenine akmak istiyor. Bir anlamda makrodan çıkıp mikroya bakıyor.
Yaşarken sevmediğimiz yeri gelsin süresi dolsa da terk etsem dediğimiz şehre dönüş her ne olursa olsun yaşananlara ve dostluklara duyulan özlemin derinliğini veriyor. Hele de terk edişin üzerinden neredeyse 20 yıl geçmişse özlem kadar merakta kaplıyor yüreği.
Uzun tatilin çok küçük bir sürecinde içinden akıp geçtiğim iki şehir bütün bu duygu rüzgarlarını estirdi. İnsan her ne kadar acılar ve kederler yaşamış olsa da ilginçtir ki geçmiş sevinç ve güzellikleri ile geliyor. O iki şehirde geçen onca yıldan geride ilk hatırlananlar ilk ve sonlarla birlikte sevinçler, güzellikler.
Denizin hırçın dalgalarına set olan dağların eteklerinde süzülen yolun ilk anlarından itibaren düşündüklerimdi bunlar. Değişim her yerde olduğu gibi deniz ve dağların birleştiği noktada da olmuştu. Kıvrılan yolun yerini süzülen yol almıştı, oluşan bu durumun neticesinde insanlar denizden kopmuş, sanki birbirlerinden habersiz küsmüşler gibi. Uzun ve yorucu bir yamaç yürüyüşünün sonunda ulaşılan muhteşem görüntüye söylenecek söz yok. Dik bir yamacın insanın azmi karşısında nasıl yenildiğini bundan daha doğal anlatacak başka bir enstante olmasa gerek. Dik yamaca yapışmış, derin vadiye komşu, ileride sıralanan dağların puslu görüntüsünü içine alan odada günleri geçirmeyi kim istemez ki. Yüzlerce yıl önce o odanın penceresinin kenarına oturup ruhunun derinliğinde yolculuğa çıkan hala orada gibi.
Oyuğun duvarlarından çok tavanına işlenen resimlere ne demeli. Her bir resmin ayrı bir anlam içerdiği kesin. Tıpkı o resimleri yok etmeye çalışanların anlamsızlığı kesin olduğu gibi.
Birinci şehir ne kadar dönüşü olmayan gençliğin yansımaları ile doluysa ikincisi de bir olmanın başlangıcı ile dolu. Değişen yollara inat değişmeyen anılarla dolaştık bu sefer. Şurada pastane vardı, bakkalda kapanmış, kasabın yerini bijuteri almış konuşmalarında şaşkınlığın yanı sıra ortak paylaşımların sevinci duyuluyordu.
Hayatın bize sunduğu meyvelerine, bir olarak yaşanan yerlerden birkaç örnek sunarken birlikteliğin eşsiz güzelliğini yaşadık.
Uzun bir tatil sonrasında kendi yaşadıklarımızdan, içimizdekilerden bahsederek can sıktıysak bu seferlik af ola.
Ali Polat
ÇOK ÖNEMLİ UYARI: Sitemizde yayınlanan tüm yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Herhangi bir başvuruda, bu yorumları yazanlara dair her türlü bilgi, adli mercilere ulaştırılacak, gerekli hukuki önlemlerin
alınmasına yardımcı olunacaktır. Editörlerimiz; hukuk veya ahlak dışı mesajları yayından kaldırabilir; sorumluların
saklı tutulan bilgilerini hukuk danışmanı aracılığıyla adli kurumlara iletir.
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|