|
Bu üç sözü ortak bir platrofumda değerlendirdiğimizde karşımıza şu sonuçlar çıkar.ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ve Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani’nin açıklamaları ışığında; “Irak’ın kuzeyinde kendisine ait anayasası, parlamentosu olan bağımsız bir Kürt devleti kurulmuş ve bu devlet ABD tarafından desteklenmekte ve tanınmaktadır.”Diyarbakır DTP İl Başkanı İbrahim Aydoğdu’nun açıklaması ışığında; “Türkiye Kürtleri, Kuzey Irakta kurulan Kürdistan’ı desteklemekte ve bir gün onunla bütünleşecektir”
|
Söz ve kelimelerle ilgili iki sözcük birbirinden anlamlıdır. “Kalem kılıçtan keskindir” “Söz ağızdayken o sizin esirinizdir, ağızdan çıkınca siz onun esirisinizdir” Son bir hafta içerisinde görsel ve yazılı basına yansıyan beyanatları düşündüğümüzde kılıçların çekildiğini söylemek yanlış olmaz. Birbirini takip eden açıklamalar bir anda olayların akışındaki belirsizliği kaldırmakla kalmayıp geleceğe yönelik stratejilerde de yeni argümanların ortaya çıkmasına neden olacaktır demek yanlış olmaz her halde. İlk dikkat çeken açıklama Diyarbakır DTP İl Başkanı İbrahim Aydoğdu’dan geldi. Beyanatında dikkat çeken iki önemli yer vardı. “Elbette Kerkük bütün Kürtler açısından çok önemlidir. Kerkük, Kürtlerin kazanmış olduğu yeni statünün korunması ve kazanmış olduğu hakların korunması açısından çok stratejik bir öneme sahiptir.” “Kerkük’e yapılan bir saldırıyı Diyarbakır’a yapılmış kabul ederiz''
Bu iki önemli sözler birbirinden farklılıklar içermekte olsa da bölgenin önemi ve geleceği açısından önemli vurgulamalar yapmakta. Birincisi Kerkük’ün stratejik önemi vurgulanmakta ve kazanımların korunması açısından Kerkük’ün ele geçirilmesi ya da elde tutulması gerektiği belirtilmekte. Kerkük’ü stratejik açıdan önemli kılan petrol yani paraya dönüştürülebilir ekonomik zenginliği. Bir toplum ancak ekonomik açıdan güçlü ise devletleşme ve akabinde devletini sürdürme aktivitelerini başarabilir. Bu nedenden ötürüdür ki Kerkük, Kuzey Irak Kürtleri için önemli bir merkezdir. İkinci söz üzerinde iyi düşünmek gerekir. DTP il başkanı genel merkezin çizgisinden dışarı çıkmayacağı veya aynı paralellikte düşünüp fikirlerini dile getireceği aşikardır. Peki DTP İl Başkanı İbrahim Aydoğdu ne demek istemiştir neden Türkiye sınırları dışındaki bir yere saldırı Kürtlere saldırı olarak adlandırılır? Bu sorunun cevabını ararken bir noktayı vurgulamadan geçmek yanlış olur. Bir ülkenin, devletin vatandaşı için öncelikle vatandaşı olduğu ülkenin çıkarlarıdır. Kerkük Türkiye’nin bölgesel ve askeri stratejisi bakımından önemli midir? Sorusuna verilecek tek cevap vardır, evet önemlidir. O halde nasıl oluyor da DTP İl Başkanı İbrahim Aydoğdu vatandaşı olduğu Türkiye için stratejik öneme sahip Kerkük için bu sözü ediyor? Bu sözlerin üzerinden çok bir zaman geçmeden Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani’nin açıklaması gündeme bomba gibi düştü; “İran ve Türkiye, Kürtlerin bağımsız bir devlete sahip olma hakkı olduğu fikrine alışmalı" ve de Kerkük'ün Kürdistan'ın bir parçası ve kalbi olduğunu yineleyerek, "Buraya yapılacak dış müdahale durumun daha da kötüleşmesine neden olur. Referandum ertelenmeyecek" dedi.
Mesut Barzani elbetteki bir şeyleri bilerek, bir yerlerden güç alarak, 1991 yılındaki Körfez savaşı sonrasından bu tarafa ki gelişimleri göz ardı etmeden bu beyanatı verdi. Son sözü ise ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice söyledi; “Türkiye ile Kürdistan arasındaki sınırda faaliyet gösteren PKK, Türkiye içlerine saldırılardan sorumlu" Bu üç sözü ortak bir platrofumda değerlendirdiğimizde karşımıza şu sonuçlar çıkar. ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ve Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani’nin açıklamaları ışığında; “Irak’ın kuzeyinde kendisine ait anayasası, parlamentosu olan bağımsız bir Kürt devleti kurulmuş ve bu devlet ABD tarafından desteklenmekte ve tanınmaktadır.” Diyarbakır DTP İl Başkanı İbrahim Aydoğdu’nun açıklaması ışığında; “Türkiye Kürtleri, Kuzey Irakta kurulan Kürdistan’ı desteklemekte ve bir gün onunla bütünleşecektir”
Irak üniter bir devlet iken, bölünme gibi sorunlar yok iken bugünün Irak Cumhurbaşkanı olan Celal Talabani’ye ve yine bugünün Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani’ye Türkiye Cumhuriyeti pasaportu verenlere, makamlarında kabul edenlere şimdi sormak gerekmez mi amacınız neydi sonuç ne oldu? “ABD’nin Kürt kartı ve Alevilik” başlıklı yazımızda Kuzey Irak da ABD destekli yaşananlara kısa bir göz atıp ardından “Kuzey Irak’ta gerçekleşecek bir Kürt devletinin sonuçlarının Türkiye’ye yansıması durumunda bir tercih yapma durumunda kalacak olan toplulukların başında Aleviler gelmektedir.” demiştik ve eklemiştik “Zor olan seçim Türk, Kürt veya Zaza olsun bütün Aleviler için geçerlidir. İleride gerçekleşe bilecek bu tür bir oluşumda nerede olunursa olunsun azınlık olunacağı kesindir. İster Türkiye de ister oluşabilecek Kürt devletinde olsun etnik kökeni Türk, Kürt veya Zaza olsun yine dinsel inancı nedeni ile azınlıkta kalacaktır.” Son bir haftaya damgasını vuran üç önemli açıklamayı değerlendirdiğimizde tespitlerimiz ve sonuç olarak yazdıklarımızın hiçte yanlış olmadığını görmekteyiz.
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|