|
Milliyetçi değiliz deriz, ancak söz Alevilikten açıldı mı din-mezhep milliyetçisi olduğumuzu unuturuz. Milliyetçi değilizdir ancak “Alevi olunmaz Alevi doğulur” diye naralar atarız. Milliyetçi değilizdir ancak “dil ve ırk önemli değil önemli olan Alevi olmak” diye çağrılar yaparız din- mezhep milliyetçiliğine soyunuruz.
|
Türkçe, Kürtçe veya Zazaca konusu açıldı mı ya da Türk, Kürt, Zaza Alevi’si konuları geçti mi hemen başlarız; -Milliyetçilik yapmayınız, biz önce insan diyenlerdeniz, biz Aleviyiz. Aslında bu cümleyi söylerken bile yaptığımız milliyetçiliğin en hasından değil midir? Nedense hep bakılan ırkçı milliyetçiliktir ki bunda bile bazen kantarın topuzunu kaçırırız. Olmadık konuları veya söylemleri ırkçılık çizgisine çekmekle kalmayız bir de üstüne üstlük karşımızdakini ırkçılıkla suçlarız. Nerede ise karşımızdaki kafatasçı, dudaklarından kan damlayan bir azılı ırkçı olur. Nedir milliyetçilik, bir tanemidir, çeşitleri var mıdır, dereceli midir yoksa göreceli midir, duyguya mı dayalıdır mantığa mı? Hadi bu soruların cevaplarını geçtik acaba milliyetçi olmayan insan var mıdır?
Milliyetçilik kelimesinin sözlük anlamına bakarsak; milliyetçilik (isim) : Maddi ve manevi açılardan millet ve ülkesinin çıkarlarını her şeyin üstünde tutma anlayışı, ulusçuluk:
Peki milliyetçi nedir? milliyetçi (isim) : Milliyet ilkesini benimseyen, ulusçu.
Ya milliyet milliyet (isim Arapça milliyet) : 1. Millete özgü olma veya millî olma durumu, ulusallık: 2. Bağlı bulunan millet, tabiiyet:
Hepside millet kelimesi kökenine dayandığına göre bu kelimenin sözlük anlamına bakmak gerekir; Millet (isim Arapça millet) : 1. Çoğunlukla aynı topraklar üzerinde yaşayan, aralarında dil, tarih, duygu, ülkü, gelenek ve görenek birliği olan insan topluluğu, ulus 2. Bir yerde bulunan kimselerin bütünü, herkes 3. Benzer özellikleri olan topluluk
Bu sözlük anlamlarından özellikle Millet kelimesinin anlamına bakıp milliyetçilik tanımı üzerine yol almak mümkündür. Kelimenin birinci anlamı ulus milliyetçiliğinin temel çıkış noktasını işaret etmekte, ikinci anlamı da buna yakındır. Ancak üçüncü tanım dikkat çekicidir. Bu tanımda toprak kavramı ve yerleşme tanımı bulunmamakta aksine tek bir nokta işaret edilmektedir, benzer özellik. O halde milliyetçilik tanımı ulus (toprak, devlet, ülkü, gelecek, birlik v.b.) kavramı dışına çıkardığımız durumda geriye kalan en önemli nokta benzer özellikler olmaktadır. Bir topluluğun benzer özelliklerini dil, din, ırk, yakın tarih, uzak tarih gibi sıralamak mümkündür. Demek ki milliyetçiliği, ulus milliyetçiliği dışında din milliyetçiliği, ırk milliyetçiliği, dil milliyetçiliği ve tarih milliyetçiliği olarak sıralamak mümkün olmaktadır. Acaba hangi milliyetçilik duygumuz daha baskın, bu duygumuza ne derece esiriz veya ne derece milliyetçiliğimize bağlıyız. Milliyetçilik sırat köprüsü üzerinde yürümeye benzer aslında. İp cambazının yerden onca yükseklikte ipin üzerinde yavaş ancak kendinden emin bir şekilde adımlarını atması gibi söylediklerimiz, yaptıklarımız, fikirlerimiz ve düşündüklerimizi ayarlamamız gerekmektedir. Keskin, üstünlüğe dayalı ve hor görülü her adım sırattan aşağı düşmemizin nedenidir. Diğer taraftan kabullenmeye dayalı her adımda özünden uzaklaşma sonucunu doğurabilecek harekettir. Sorun aşırılık ile duyarsızlık arasında gidip gelen zikzaklardır aslında. Terazinin topuzunu bir türlü dengede tutamamaktır. Sahada oynanan futbol ile alakası olmadan yan tribündekilere eline geçeni fırlatan, ağza alınmayacak kelimelerin bileşkesinden oluşan küfürleri savuran, cebindeki son parayı da statta girmek için vermesine karşın sahadakilerin alacağı veya aldığı parayı az bulan fanatiklere benzer aşırılar. Kan anonsunda aranan kanın az bulunması ve kendi kanın uymasının aslında o verilen bir özellik olmasına aldırmadan bana neci bir tavırla kulağını kapatan, ancak gün gelip kendisine kan lazım olunca da feryat figan edip insanlığı suçlayanlara benzer duyarsızlarda. Milliyetçi değiliz deriz, ancak söz Alevilikten açıldı mı din-mezhep milliyetçisi olduğumuzu unuturuz. Milliyetçi değilizdir ancak “Alevi olunmaz Alevi doğulur” diye naralar atarız. Milliyetçi değilizdir ancak “dil ve ırk önemli değil önemli olan Alevi olmak” diye çağrılar yaparız din- mezhep milliyetçiliğine soyunuruz. Milliyetçi değilizdir, ulus kavramına karşı çıkar resmi dilde bu da olsun deriz. Hatta yetmez haklı olarak bu dilin şu lehçesi de olsun deriz. Milliyetçi değilizdir, bir aradayken ortak bir dilde herkesin anlayacağı şekilde konuşalım denir karşı çıkarız, ırkçılıkla suçlarız, kendi milliyetçiliğimizi yok sayarız. Bazen kendi içimizde bile anlaşamayız hayır o dilin lehçesi değil ayrı bir dil diyene karşı çıkarız, ancak milliyetçi değiliz diye de söyleniriz. Bazen de farklı bir milliyetçilik sergileriz, bağlı olduğumuz aşiretimizin milliyetçiliğidir. Her ne kadar eskisi kadar sıkı bağlar olmasa da feodal düzenin yaşayan efsanesidir aşiretlerimiz. Ne gariptir ki milliyetçi olmaya kızarız, milliyetçi olanları hor görürüz, milliyetçilik yapmaktan da geri kalmayız. Elbette ki milliyetçilik yapacağız, elbette ki milliyetçi olacağız. Zaten milliyetçi değilim önce kendini kandırmakta sonra başkalarını kandırmaya çalışmakta. İnancını sürdürmek, dilini konuşmak veya ırkından bahsetmek en doğal hakkımızdır. Önemli olan aşırılık ile duyarsızlık arasındaki o ince çizgi üzerinde yürüyebilmektir. O nedenle kim ne derse desin hepimiz milliyetçiyizdir.
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|