Bizim Gazete
Şubat 2006'dan bu yana haberde kalite  
 

Haftanın Çok Okunanları
Devamını Oku Grup Yorum'dan Yeni Albüm: Başeğmeden
Devamını Oku Ardahan'da DTP-MHP Gerginliği
Devamını Oku Doğum Sırasında Bebeğin Kafası Koptu
Devamını Oku "Bu İşyerinde Alevileri Çalıştırmayız"
Devamını Oku Serhan Şeşen'in Beyin Ölümü Gerçekleşti

En Son Yorumlananlar
Devamını Oku Müjde Engin Nurşani Hayata Döndü
Devamını Oku Grup Yorum'dan Yeni Albüm: Başeğmeden
Devamını Oku Kayseri'de Skandal Olay
Devamını Oku Alevileri Yakmak ve Madımak Sendromu
Devamını Oku Aleviler, Sol ve Seçimler - 3 / Erzincan

Tele Rehber - Televizyon Rehberi

Basında

ÜYE GİRİŞİ

Kullanıcı Adı
Şifre

Üye Olayım

Şifremi Unuttum

Rss/XML
RSS




Alevi Siteleri Listesi

   
 
Üç Yılı Geride Bırakırken

Ali Polat

26 Mayıs günü Gökçen'den gelen mesaj şaşkınlık ve heyecanla birlikte yapabilir miyim sorusunu da getirmişti. Gökçen'in Türkülerin Sesi'de köşe yazarlığı teklifini bu soru ile birlikte ele almış uygun olur mu diye Ceyhun Günal'a da sormuştum. Onun neden olmasın, hem böylece Türkülerin Sesi farklı düşüncelerin sesinin duyulduğu bir yer olur cevabı bize bir nebze güven vermişti.

4 Haziran 2006 günü yayınlanan "Kırılma noktasındaki Alevilik" yazısını yazmaya başlamadan önce ne yazacağımın, hangi konuyu değerlendireceğimin, kelimeleri arka arkaya nasıl sıralayacağımın tedirginliğini üzerimden atamamıştım. Çünkü bu sefer yazdıklarım sanal ortamda da olsa farklı bir konumda insanlarla buluşacaktı.

İşte tam o noktada, ilk yazıya başladığımda yazıların nasıl bir format ve biçimde olacağının, neleri ele alması gerektiğinin, hangi çizgi üzerinde konuların işleneceğinin kararını vermiştim.

Konuların ana ekseni başta Alevilik ve Alevi toplumu olmakla birlikte amaç bunlara ait kalıplaşmış bir fikri veya görüşü dile getirmek değil farklı bakış açıları ile durum değerlendirmesi yapmak ve en önemlisi tespitler üzerinde durmak olmalıydı diye düşünmüştüm.

O tarihten bugüne kadar köşemde yer alan otuz yedi yazımızda bu görüşün ağırlığı ile kendime göre tespit ettiğim durumları, olayların veya gelişmelerin yansımalarını, geleceğe yönelik endişe ve olabilirleri sunmaya çabaladım.

Peki hatam olmadı mı? Her ne kadar ben farkına varmamış olsam bile elbetteki olmuştur, olması da normaldir. Ne de olsa hatanın, yanlışın veya eksikliğin olması için ortada bir çalışmanın olması gerekiyor. Ancak yine doğaldır ki insanın kendi hatalarını kendisinin fark etmesi pek olağan değildir.

Üç yıllık bu zaman zarfında Alevionline köşe yazarları içerisinde çok okunan ve takip edilen, belli bir okuyucu kitlesi olan, yazdıkları okuyucu kitlesi tarafından çok değerlendirilen biri olmadığımda bir başka gerçek. Bu gerçekle beraber bunu önemsediğimi söylemek yanlış olur. Kişi kendisi, kendi düşünce, fikir ve duyguları için yazıyorsa ancak yazdıkları gerçek olur düşüncesindeyim. İşte bu nedenle okuma sayısı veya okuyucu kitlesi bu açıdan önemsizleşiyor. Fakat Alevionline'ye ayrı bir renk verdiğimi düşüyorum.

Kuruluşunun ilk döneminden itibaren okuyucu kitlesinin büyük kısmını, bağlantılı olduğu Aleviweb tabanından alan Alevionline, her geçen gün büyümesini sürdürüyor. Bu büyüme okuyucu kitlesini Aleviweb tabanından daha genel bir çerçeveye doğru kaydırıyor. Bu durum kanaatimce Alevionline açısından olduğu kadar Alevi toplumu açısından da önemli.

Üç yılı geride bırakırken yazılarımdan dolayı oluşan bazı durumlara değinmek en azından bazı olayları, yazılanları cevaplamak istiyorum.

2007 yılının son çeyreğinde gerek bana gerekse de benim üzerimizden Alevionline'ye karşı bir karalama kampanyası yaşanmıştı. Bu kampanyaya Alevionline çekilmeye gayret gösterilse de üzerinde en çok durulan ben olmuştum.

Ne yazık ki bu kampanyanın önemli isimlerinden birisi, bir dönem Alevionline'de köşe yazarlığı yapmış, bir diğeri de Alevionline kullanarak onun üzerinden AABF hakkında haber geçen birisiydi. Bunlar kadar öne çıkmayan isim ise o dönem Alevionline'de köşe yazarı olan bir başka isimdi.

Konu karalamanın da ötesine geçip gerek ismim gerekse fotoğrafımın olmaması gündeme getirilmişti. İsim gerçek mi sorusunun yanında karartılmış resimle cismimi gizlenmekle suçlanmıştım.

Elbette ki o dönemi, yaşananları, yazılanları tekrardan ele almaya gerek yok. Ancak bir cümle yazmadan da nokta koymak uygun olmaz. Resmimin, cismimin dile dolandığı o dönem bir arkadaşıma şunu söylemiştim; "görücü usulü ile evlenecek kız 'bari bir resmini göreyim' de bunların ki de o hesap".

Bugün o köşede bir resim duruyor, yazılar, düşünceler değişti mi? Hayır.

Değinmek istediğim diğer bir husus ise 21 Ocak 2008 tarihinde yayınlanan "PSAKD'ye yakışmadı" başlıklı yazıma okurlardan Pirsultanca'nın "PSAKD'ye Yakışmadı, Ali POLAT'a Yakıştı" başlıklı yorumu.

Pirsultanca yazıma yaptığı yorumda;

"Ali POLAT tam kimliğine kişiliğine yakışır bir iş yaptı. Zaten onun hakkında yeterli kanıya sahiptik. Bu yazısıyla onun ne mal olduğunu iyice anladık. İşi gücü kurumlarımıza saldırmak olan bu zavallıya söylenecek çok şey var. Ama şu kadarını söyleyeyim ki; bugün cemevlerinin yasal bir statüsü olmadığı için "Kültür Merkezi" statüsüyle cemevleri açılmaktadır. Bu hemen hemen her yerde böyledir. Bak açıklarını nasılda buldum diyerek fazla sevinmesin. Gitsin biraz daha araştırsın. Bu çamuru atanlar çamurlarında boğulurlar." diyor.

Şimdi Pirsultanca'ya sormak istiyorum benim kişiliğimi, kimliğimi ne kadar biliyorsun ki "Ali POLAT tam kimliğine kişiliğine yakışır bir iş yaptı." Yorumunda bulunuyorsun? Yorumda yer alan "… onun ne mal olduğunu …" sözü ne kadar uygun?

Biz PSAKD üyesi olan Pirsultanca'dan, yazdığım konuya, gerçekle uzaktan yakından ilgisi olmayan, gereksiz sözlü sataşma yorumu yazmak yerine konuyu araştırmasını beklerdim. Bir PSAKD üyesi olarak yazıda geçen durumu genel merkeze ve ilgili şubeye iletmesini sorması alacağı bilgiye göre yorum yapması daha doğru olurdu.

Nitekim bu yazım konusunda PSAKD yönetimince Alevionline ile bağlantı kurulmuş, yazıda bahsedilen durumun doğru olmaması halinde taraflarından özür dilenmesi talep edilmiştir.

Yazdıklarım doğru olsa gerek ki o günden beri PSAKD yönetiminden, ne benim ne de Alevionline'nin özür dilemesi yönünde bir talep gelmemiştir.

Yukarıda da belirttiğim gibi var olan bir durumun tespitini yapmaktan başka bir şey yapmamıştım. Amacım çamur atmak değil olabilecekler konusunda PSAKD yönetiminin dikkatini çekmekti.

Son olarak 05 Mayıs 2008 tarihinde yayınlanan "Vahdet-i Vücut mu Panteizm mi? (III. Bölüm)" yazımıza İşcanbaba'nın "İçi mi? Dışı mı?" başlığı ile yaptığı yorum hakkında yazmak istiyorum. İşcanbaba yorumunda

"O Zaman İSLAM vahdeti Vucutun içinde mi? Dışında mı?
Vahdeti Vucutu Benimseyenler Alevi ise, Rabbani,Gazali vs. gibi bütün Mezhep ve tarikatcılar ALEVİDİR,
aLEVİ OLMAYANLAR kimdir, islam DEĞİLDİR Mİ?
" diye soruyor.

Bu sorusuna kısaca yanıt vermeye çalışırsak İslamiyet genel bir dinin ismi. Vahdet-i Vücut ise başta Tanrı olmak üzere Tanrı-İnsan-Evren ilişkisini ele alarak değerlendiren, bu değerlendirmenin ortaya çıkan sonucunu genel dinin içerisinde vurgulayan bir konumda.

Dolayısı ile "O Zaman İSLAM vahdeti Vucutun içinde mi? Dışında mı?" sorusunu tersine çevirmek gerekiyor. Soruyu "O Zaman vahdeti Vucut İSLAM'ın içinde mi? Dışında mı?" diye sormak daha doğru olur.

İslam konusunda bir noktaya dikkati çekmek isterim. "se-le-me" kökünden türemiş ve asıl anlamı barış olan İslam kelimesi teslimiyet anlamına gelmektedir. Kuran açısından baktığımızda İslam kelimesi teslimiyet anlamının yanı sıra başta İhrahimi dinleri kapsadığı gibi o bölgede bilinen diğer tek Tanrılı dinleri de ihtiva etmektedir.

Medine surelerinden Bakara(2/92), Âli İmrân(3/94) ve Mâide(5/110)'nin surelerinin ilgili ayetleri bu düşünceyi doğrulamaktadır. Nitekim sırasıyla iman edenlerle birlikte Yahudilerden, Hıristiyanlardan, Sabîlerden Allah'a ve âhiret gününe inanıp barışa ve hayra yönelik iş yapanların ödüllendirileceği bunlar için korku olmayacağı belirtilmekte[1] arkasından Allah katında dinin İslam olduğu (Allah'a teslim olmak) vurgulanmakta[2] ve son olarak da bir kez daha iman edenlerle birlikte Yahudiler, Sâbiîler ve Hıristiyanlardan Allah'a ve âhiret gününe inanıp hayra ve barışa yönelik iş yapanlar için korku olmayacağı vurgulanmaktadır.[3]Bu surelerin öncesinde ise Yahudiler, Sâbiîler ve Hıristiyanlarla birlikte Mecusîler yani Zerdüştiler'de anılmaktadır.[4]

Bütün bunları ortak olarak değerlendirdiğimizde yukarıda yazdığım, İslam'ın çok daha geniş bir anlam içerdiği, içerisine diğer İbrahimi dinleri ve Tek Tanrı inanışını aldığı düşüncesi yanlış olmamaktadır.

İşcanbaba'nın "Vahdeti Vucutu Benimseyenler Alevi ise, Rabbani,Gazali vs. gibi bütün Mezhep ve tarikatcılar ALEVİDİR," sözlerine göre Vahdet-i Vücut'u benimsemek demek Alevi olmak anlamına gelmektedir. Bu açıdan baktığımızda İslamiyet'in Ehl-i Sünnet, Ehl-i Şia(Şii) ve diğer kollarında yer alıp Vahdet-i Vücut'u benimseyenlerin (ve tabi ki diğer dinlerdekilerde dahil) hepsi bir bütün olarak Alevi olmaktadır. Bu duruma göre ana tema aynı olsa bile ritüel ve ibadetsel farklılıkları yok saymak gerekir.

Bunun yerine Aleviliği, ana tema olarak Vahdet-i Vücut'u benimseyen ve diğerlerinden ritüelsel, ibadetsel, kültürsel ayrılıkları olan bir başka tür olarak saymak daha doğru olur.

Üç yılı geride bıraktığım bu yazımda hem üç yılı özetlemeye hem de okur yorumlarını değerlendirmek istedim. Sürçü lisan ettikse af ola.

Son olarak Alevionline'de bana bir köşe vermeyi uygun gören Gökçen'e, kimi zaman fikirlerimiz ortak olmasa da ifade özgürlüğü, farklı sesler ve farklılık adına bizi destekleyen bunlardan önemlisi saygı temelli bir ilişkiyi sürdürdüğüm Ceyhun Günal'a ile Alevionline'ye emek veren, destek olan herkese emeklerinden ve çabalarından ötürü şükranlarımı sunuyorum.

Nice üç yıllar birlikte olmak dileği ile.

 

Ali Polat


 

[1] Bakara(2/92) suresi 62. ayet

[2] Âli İmrân (3/94) suresi 19. ayet

[3] Mâide (5/110) suresi 69. ayeti

[4] Hac (22/88) suresi 17. ayet




Ali Polat

03.06.2008 16:55:08
 
Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Yazdır Yukarı Çık

ÇOK ÖNEMLİ UYARI: Sitemizde yayınlanan tüm yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir. Herhangi bir başvuruda, bu yorumları yazanlara dair her türlü bilgi, adli mercilere ulaştırılacak, gerekli hukuki önlemlerin alınmasına yardımcı olunacaktır. Editörlerimiz; hukuk veya ahlak dışı mesajları yayından kaldırabilir; sorumluların saklı tutulan bilgilerini hukuk danışmanı aracılığıyla adli kurumlara iletir.

Haber Yorumları (1 adet)

İşcanbaba Editöre Bildir
Ali Polat , Sen Neyin içinde, Dışındasın
Sen önce bir kara ver, neyin içinde dışındasın,
Genel DİN İSLAM değildir,Tanrı-evren-İnsan söylemide, İSLAMIN unsuru değildir,
Vahdeti Vucut un kaynağı da İSLAM VE KURAN değidir,
Alevi inancında,Allaha TELİM olmak gibi, Peygamberlik gibi,Günah, sevab ve Cennet cehennem huri kızları ve Ateş gibi ÖDÜL ve CEZALAR kavramı yoktur,
Alevilerin tanrı anlayışı, Vahiyli DİNLERİN tanrı anlayışı iler ZITTIR,
Sayende, SÜNNİSİ,ŞİİSİ DE alevi OLDUYA,
sENİN GİBİ ULEMA GÖRMEDİ islam dünyası.
Bahse konu olan ayetlerin sonrasında MECUSİLER ve ZERDÜŞTLERE de söz ve kelam yoktur, o ayetlerdeki söz, İSLAM öncesi ARAPLARIN inancı olan MÜŞRİK leredir.
Alevi ÖĞRETİSİ, her alanda, İSLAM ile AYRIDIR,
Birlikteliği ve ÖZSELLİĞİ yoktur.
11.06.2008 22:48:11




Ali Polat Bölümünden Son Yazılar
Devamını Oku 04.12.2008 08:55:10 - Her Sakallı Dede Sayılmasında...
Devamını Oku 21.11.2008 10:05:52 - Neden'de Çözümsüzlük
Devamını Oku 11.11.2008 16:32:12 - Üç Portre Bir Teşekkür
Devamını Oku 25.10.2008 09:07:40 - S(Z)orunlu Din Dersi
Devamını Oku 10.10.2008 10:23:07 - Ezber Bozulmadıkça Sonu Gelmez
Devamını Oku 16.09.2008 14:23:05 - PSAKD'den Saçma Teşekkür
Devamını Oku 06.09.2008 02:47:35 - Doğrular ve Gerçekler
Devamını Oku 03.09.2008 16:08:16 - Elbirliği ile Yozlaştırılan Alevilik
Devamını Oku 14.08.2008 02:37:01 - İçimden Geldiği Gibi
Devamını Oku 11.07.2008 09:19:23 - Mürşitliği Başkanlar Yapınca
Devamını Oku 02.07.2008 11:02:19 - 15 Yıldır Sönmeyen Ateş
Devamını Oku 24.06.2008 14:06:16 - Örgütlerin Sunduğu Alevilik Tarihi
Devamını Oku 03.06.2008 16:55:08 - Üç Yılı Geride Bırakırken
Devamını Oku 27.05.2008 07:43:17 - Hatırlatan Sevgili
Devamını Oku 05.05.2008 11:27:58 - Vahdet-i Vücut mu Panteizm mi? (III. Bölüm)
Devamını Oku 03.05.2008 12:46:56 - Vahdet-i Vücut mu Panteizm mi? (II. Bölüm)
Devamını Oku 01.05.2008 14:45:31 - Vahdet-i Vücut mu Panteizm mi? (I. Bölüm)
Devamını Oku 08.04.2008 14:58:35 - Aysun Kayacı ve Demokrasi
Devamını Oku 14.03.2008 12:17:10 - Umutsuzluğa Alışmak
Devamını Oku 15.02.2008 - Özgürlüğe Türban
Haberi Değerlendirin
Gereksiz bir haber
Yayınlamanız gerekmezdi
Faydalı bir haber olmuş
Gerekli bir haber
Haberiniz çok çok isabetli
Bu haber için oy kullanan 33 ziyaretçimizin puan ortalaması: 2,88
Haber İşlemleri
Arkadaşına Gönder
Yazdır
Yorum Yaz
Yorumları Oku
Haberi Paylaş
Google Google Live Live MySpace MySpace
Facebook Facebook Delicious Delicious Digg Digg




Ateşe Semah Durmak
 
AP’den YouTube Yasağına Eleştiri
AP’den YouTube Yasağına Eleştiri Avrupa Parlamentosu İnsan Hakları Alt Komisyonu Başkanı, 'Bu, Türkiye'nin şöhretini etkileyen bir uygulama. Bakan Şahin de bu görüşte olduğunu söyledi' dedi...
3G’yi 3 operatör paylaştı !
Tarihin en büyük virüs saldırısı geliyor
0,42 saniyede derlendi.
Faceturkey
ALEVIONLINE REKLAM

1 dakika içinde kapanacak veya Kapat