Alevilerin İlk ve Tek Günlük Gazetesi  
 

Haftanın Çok Okunanları
Devamını Oku Kanaltürk TV Kime Satıldı?
Devamını Oku Tayyipullah ile MSN Konuşması
Devamını Oku İşte Kare Kare Tarikat Linci
Devamını Oku Eğitim-Sen'e Yeni Genel Başkan
Devamını Oku Youtube, Şimdilik, Yeniden Özgür

En Son Yorumlananlar
Devamını Oku İslamcıların Sanatçı Tahammülsüzlüğü Sürüyor
Devamını Oku Erdoğan Büyükanıt'ı Tehdit mi Ediyor?
Devamını Oku Raportör: Türban Serbest Olabilir
Devamını Oku Sarıklı Laiklik
Devamını Oku Toki Camileri ve Laiklik

Tele Rehber - Televizyon Rehberi

Basında

ÜYE GİRİŞİ

Kullanıcı Adı
Şifre

Üye Olayım

Şifremi Unuttum

Sitemiz
Mozilla Firefox
Internet Explorer
Opera
Safari
ile test edilmiştir.




RSS / XML
RSS 0.91

Alevi Siteleri Listesi

Anasayfa> Ali Yıldırım> Şarkışla'ya Düşürmesin, Allah Sevdiği Kulunu
 Şarkışla'ya Düşürmesin, Allah Sevdiği Kulunu
Ali Yıldırım Ne zaman Şarkışlalı olduğumu söylesem "Allah Şarkışlaya düşürmesin" yanıtını alırım. Hemen aklıma Denizler için Mevlüde Günbulut'un yazdığı/söylediği o meşur ağıt gelir. Deniz Gezmiş ve Yusuf Aslan'ın sonu 6 Mayıs 1972'de idamla bitecek olan yakalanma öyküsü Şarkışla'da başlar. Bundan tam 37 yıl önce… Denizler ülkelerinin bağımsızlığı ve insanlarının mutluluğu dışında bir amaç gütmezken...



Ne zaman Şarkışlalı olduğumu söylesem "Allah Şarkışlaya düşürmesin" yanıtını alırım. Hemen aklıma Denizler için Mevlüde Günbulut'un yazdığı/söylediği o meşur ağıt gelir. Deniz Gezmiş ve Yusuf Aslan'ın sonu 6 Mayıs 1972'de idamla bitecek olan yakalanma öyküsü Şarkışla'da başlar. Bundan tam 37 yıl önce… Denizler ülkelerinin bağımsızlığı ve insanlarının mutluluğu dışında bir amaç gütmezken iktidar sahipleri onları üç genç adamı öç alırcasına hukuk dışı, insanlık dışı yollarla kararlarla idam sehpasına göndermişlerdir. Denizlerin adı bugün onbinlerce insanda yaşamaya devam etmektedir. Ama onların idamı için kalem kıranlardan bir tekini bile hatırlayan yoktur ülkemizde.
Elbette Şarkışla'nın bir suçu yoktur Denizlerin trajedisinde. Ama insanımız bu ağıtla bu büyük acıda payı olduğunu düşünüp yine de "şarkışlaya düşürmesin allah sevdiği kulunu" demekten kendini alamaz.

Denizlerin katlinin 36.yılında önce şarkışlada yakalanma öyküsünü anlatalım. Sonra da Denizler ağıtını hep beraber bir kez daha söyleyelim:
İkisinin de ayaklarında askeri bot, sırtlarında yeşil parkaları vardı. Motosikletleri bozulmuştu. Ve onu tamire uğraşıyorlardı. Tarih 16 Mart 1971'di. Ankara'dan sabaha karşı yola çıkmışlar, Şarkışla"ya kadar sorun çıkarmayan motor bu mola yerinde stop ettikten sonra çalışmamaya karar vermiştir. Çalıştıramadılar. Şarkışla'nın küçük sanayisi de çoktan kapanmıştı. Bir kamyonet gördüler. Kamyonetin yanına gelmişler ve şoförü Kayseri'ye kadar bırakması şartı ile 250 lira vereceklerini söylemişlerdi. Pazarlıkta anlaştılar ve motosikletlerini kamyonete yüklediler.
Bu sırada üzerlerindeki parka ve ayaklarındaki askeri botlara gözü takılan bir mahalle bekçisi yanlarına yanaşmış ve kim olduklarını sormuştu... Gençlerin uzun boylusu "Bekçi amca Kayseri'ye gidiyorduk motosikletimiz bozuldu. Motosikletle Türkiye turu yapıyoruz. dedi. Ama bekçibaşı içinden "Bu işte bir bit yeniği var" diyerek "Bunları sonra konuşuruz. Yürüyün bakalım karakola" cevabını vermişti. Bu sırada yanlarına gelen polis ile bekçinin arasında yürüyen gençler hiç ses çıkarmamışlardı. Hükümet konağının bahçesine girene kadar her şey normaldi. Tam içeri girmek üzereydiler ki parkalı iki gencin koltuk altlarından çıkardıkları otomatik silahlar takırdamaya başlamıştı. Birdenbire ne yapacaklarını şaşıran polis ile bekçi bir duvarın arkasına kaçıp saklandılar. Onlar da tabancalarını ateşlediler. Şarkışla hükümet binasının bahçesi bir anda silahların konuştuğu yer olmuştu. Gençlerden uzun boylusu Deniz Gezmiş, orta boylu olanı ise Yusuf Aslan'dı...
Silahlarını etraftakileri korkutup kaçmak için ateşleyen gençlerden biri "Ah anam yandım diye" yere yıkıldı. Diğeri ise bahçe duvarını çoktan aşmış kaçıyordu.
Deniz yıldırım gibi geçtiği ara sokaklardan birinde kenara park edilmiş otomobili görünce önünde durduğu eve girerek kapıyı çaldı. Karşısına çıkan bir genç kadına "Arabanın sahibi kim" diye sorunca "Kocam" cevabını aldı. Hemen aşağıya çağırmasını tembihlemiş fakat genç kadın kapıyı hızla kapatınca parkasının altından çıkardığı otomatik silahla ateşe başlamıştı. Gerçi kapının kilidi kırılmış ama içerden "Anneciğim vuruldum" diye bağıran kadının feryadı duyulmuştu. Pijaması ile üst kattan karısın merak ederek inen astsubay otomatik silahın namlusu ile karşılaşmıştı. Deniz Gezmiş emrini vermişti "Derhal arabayı çalıştır. Buradan gideceğiz"
Astsubay 06 AH 287 plakalı 1953 model Piymouth marka arabayı kullanıyordu. Deniz'in otomobil ile şehirden çıkışı öğrenilen ilgililer derhal Gemerek'e telefon ederek önünün kesilmesini istemişlerdi.... Gemerek ilçesinde hoparlörlerle yapılan yayın üzerine sadece emniyet teşkilatı değil halk da sokağa fırlamıştı... Hoparlörlerde "Deniz Gezmiş ilçemize gelmiştir. Yakalanması için bütün halk görevlidir" şeklinde yapılan anonslar birbirini takip ediyordu.

Astsubay ve Deniz Gemerek'e doğru ilerliyordu. Bir ara Deniz Gezmiş cebinden çıkardığı 500 lirayı assubaya uzatarak " şunu alın lütfen, hanımınızı tedavisini yaptırırsınız" dedi.

Yeniçubuk kasabasına gelince arabanın benzininin bittiği anlaşıldığından ilk benzin istasyonunda durdular. Daha önceden alınan tertibat ve kurulan tuzağın içine düştüklerinin farkında değillerdi... Birden bire benzini dolduran adam yere yattı... Arkasından çepeçevre civarı kuşatmış olan jandarma ve polislerin yaylım ateşi başlamıştı. Deniz silahına davranıp yandaki tarlaya fırlamıştı.
Saat 22.00'yi gösteriyordu... Gecenin zifiri karanlığında koşuyor, koşuyordu... Tarla ıslak olduğu için ayak sesi de işitiliyordu. Polislere kumanda eden emniyet müdürü arada bir seri atışlar yapıp cevabın geldiği yeri tespit ediyordu. Deniz ilerden kendilerine cevap veriyordu... Ellişer metre aralıklı ilerleyen polis ve jandarma birlikleri ilerliyordu. Dakikalar saatler geçti. Deniz bir yarma hareketi yapmazsa kurtulamayacağını anlamıştı. Makinalı tabancasını ateşlemek için tetiğe basarak yola fırladı... Mekanizma çalışmıyordu.... Silah tutukluk yapmıştı. Öylece kalakalmıştı. (Ali Yıldırım'ın yayına hazırlamakta olduğu DENİZ GEZMİŞİN SAKLI GÜNLÜĞÜ kitabından)



Ali Yıldırım

05.05.2008 16:07:38
 
Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Yazdır Yukarı Çık

Bu habere henüz yorum yazılmamış...




Ali Yıldırım Bölümünden Son Yazılar
Devamını Oku 15.05.2008 13:44:53 - Toki Camileri ve Laiklik
Devamını Oku 05.05.2008 16:07:38 - Şarkışla'ya Düşürmesin, Allah Sevdiği Kulunu
Devamını Oku 19.02.2007 13:14:15 - Büyükelçinin Vaazı, Diyanetin Dedeleri
Devamını Oku 10.02.2007 18:13:16 - Düğün Değil, Bayram Değil
Devamını Oku 02.02.2007 14:37:46 - Alevileri Yakmak ve Madımak Sendromu
Devamını Oku 13.12.2006 22:41:10 - Sarıklı Laiklik
Devamını Oku 08.12.2006 15:07:04 - Ali Yıldırım: İzzettin Bey'i Kim Konuşturuyor
Haberi Değerlendirin
Gereksiz bir haber
Yayınlamanız gerekmezdi
Faydalı bir haber olmuş
Gerekli bir haber
Haberiniz çok çok isabetli
Bu haber için oy kullanan 9 ziyaretçimizin puan ortalaması: 2,89
Haber İşlemleri
Arkadaşına Gönder
Yazdır
Yorum Yaz
Yorumları Oku
 
Renkhaber Oldukça İddialı
Renkhaber Oldukça İddialı Alevionline'ın da yayın yönetmeni olan Ceyhun Günal'la, Ali Ersin Kelleci arkadaşımız samimi ve faydalı bir sohbet gerçekleştirdi. Günal'ın yayın yönetmenliğini yürüttüğü Renkhaber üzerine olan söyleşide Alevionline'la ilgili planlar, yaşanan sıkıntılar ve internetteki faaliyetler konuşuldu. Röportajı aktarıyoruz:...
Youtube, Şimdilik, Yeniden Özgür
Ekşi Sözlük'ün Davası Reddedildi
0,64 saniyede derlendi.
ALEVIONLINE REKLAM

1 dakika içinde kapanacak veya Kapat