|
Merhabalar, Alevi örgütleri. Belki birkaç yıl önce telafuzu bile zor yapılacak bir gerçeklik bugün dikilmiş karşımızda duruyor. Alevi halkı, tarihi katliama uğramalarla, aşağılanmalarla, dışlanmalarla yazılmış bir halk. Alevi örgütlerinin tarihi de kapatmalarla, çeşitli mücadelerle bugüne geliyor. Çok değil, 4-5 yıl önce adında “Alevi” ibaresi geçiyor diye dernek kapatmaları hatırlarsınız. Bugün ise bu dernekler kendini kabul ettirmiş durumlardalar. ABF, PSAKD, Hacı Bektaş Vakfı, Cem Vakfı gibi Alevi kuruluşlarını birçok insan tanıyor artık. İşte bu kuruluşlardan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) bir cemevi açmaya çalışıyor bugünlerde, Sultanbeyli’de. Çeşitli bürokratik problemler yaşıyorlar. Derneğin Sultanbeyli şubesi bu problemleri aşmak için büyük çaba sarfediyor. Hatta fiili olarak cemevinin temel atma törenini 8-9 Nisanda yapacaklarını bile açıklamışlar. Bugün bu ülkede istediğiniz yere cami yaptırabilirsiniz. Bırakın sorun çıkarmayı, her türlü yardım yapılır size. Bedava arazi de verilir, elektriğiniz suyunuz bedava olur. Ama PSAKD Sultanbeyli Şubesi, para toplamış bir arazi satın almış. Şimdi o arazinin devlet arazisi olduğu ve oraya yapı yaptırılmayacağı söyleniyormuş yetkililer tarafından onlara. Şimdi sormaz mı insanlar? Camiye yaptığın yardımları bile istemiyor bu insanlar senden. Neden köstek oluyorsun? Bu yüzden 8-9 Nisan tarihleri anlamlıdır. Bugün ülkemizde Alevi-Bektaşi Federasyonu isimli bir kurum bile varsa; bu açtıkları federasyon kapatılınca onun için mücadele edenlerin emeğiyle olmuştur. Eski ve klasik bir söz vardır “Hak verilmez, alınır.” Eğer bir hak istiyorsan onun için mücadele etmelisin. İşte Sultanbeyli’deki Aleviler de bu hakları için mücadele ediyorlar. 8-9 Nisan tarihlerinde birçok sanatçının da katılacağı bir şenlikle, temel atma töreni yapacağını duyurdu. Bu yasaldır, değildir vs. Bunlar dernek yöneticileri ile bürokrasi arasındaki konulardır. Şöyle veya böyle Alevilik adına, Alevi inancının meşrulaşması adına önemli iki gündür 8-9 Nisan. Peki bu durumda Alevi mücadelesi içinde yeralan insanlara düşen görev nedir? “Aleviyim” diyen bir insana, Alevilik için kaygı duyan bir bireye düşen nedir? Şu yazıları okuyalım o zaman: Yaklaşık 10 yıl önce kurulan PSAKD Sultanbeyli Şubesi 2 yıl öncesine kadar çeşitli binaların altında bulunan dükkanlarda faaliyetine devam ediyordu. 2003 yılı itibariyle Sadegül Çavuş'un başkan olarak seçilmesinden sonra dernek, dere yatağında bulunan bir arsaya el koydu ve 2 günde bu arsa üzerine küçücük bir gecekondu yaptı. Yazı devam ediyor. Sultanbeyli'nin kuruluşundan bu yana (15 - 20 yıllık süreç) çarpık yapılaşmaya göz yuman yerel idare son 2 yıldır ilçe genelinde tüm inşaat faaliyetlerini durdurdu ve büyükşehir belediyesi ile birlikte tasarlanacak olan İmar Yapılanması'nı beklemeye başladı. Hal böyle iken PSAKD, kendilerine ait olmayan bu arsaya inşaat yapma isteminde olduklarını sürekli vurgulamaktalar. Belediye kanadı ise, "Sultanbeyli'de 2 yıldır hiç bir inşaat faaliyeti yok. İzin veremeyiz. Kaldı ki dere yatağında bulunan bir kısım evleri ve PSAKD'nin hemen yanında yer alan mescidi de yıkacağız" demektedirler. Yani bir inşaata izin verilmeyeceği gün gibi aşikardır. Sultanbeyli'de bulunan Alevi kitlenin ise birçoğu direkt köyünden gelen ve güncel durumlarla pek fazla ilgilenmeyen sadece ibadetini yapabilme amacı güden kişilerdir. Bu kişilere, "Devlet cemevine izin vermiyor. Nasıl ki Hz. Hüseyin bu yol için kelle verdi ise biz de bu uğurda bedel ödemeye hazırız" denilerek propaganda yapılmaktadır. “Belediyenin sitesinden aldığın yazıları niye aktarıyorsun kardeşim. Ne diyecekti sanki bunlar” demeyin. Devam ediyor. Belediyeyi arayabilirsiniz daha. 9 Nisan günü oraya yığılacak kitlenin arasına katılabilecek bir kaç tahrikçinin neden olacağı olaylarda polis ve halk karşı karşıya gelebilir, Allah korusun 2. bir Gazi vakası yaşanabilir. Fakat, Gazi Olayları'nda haklı konumda olan Alevi kitlesi burada haksız olacaktır. Bakın ağza bakın. Uyarı mıdır, gözdağı mıdır? Kim yazıyor bunu sizce? Dün, ilçe kaymakamı Terörle Mücadele Şube Ekipleri ile birlikte PSAKD'ne bir yazı göndererek, yapılanın yasal olmadığını, Sultanbeyli genelinde imarın durduğunu belirterek, "Yapmaya çalıştığınız olayların neticesinde halkı devletle karşı karşıya getirmeyin" demiştir. “Ha. Bunu yazsa yazsa terörle mücadele gibi bir şey yazar zaten demiştik zaten” mi dediniz? Onlar da değil. Sultanbeyli Alevi kamuoyu son 10 gündür diken üstünde oturuyor. Herkes de gergin bir bekleyiş var. İnsanlar o gün halkın arasına karışacak provakatörlerin ortamı germesinden çekiniyorlar. Herkesin bu anlamda çok ciddi korkuları var. Alevi aydınları ve kamuoyu bu konuya duyarlı olmalıdır. İnatlaşma ile hele hele haksız bir inatlaşma ile çok vahim gelişmeler yaşanabilir. Bakın. Kimin ağzı bu. Bu yazıyı yazan sözde Sultanbeyli Alevilerine tercüman oluyor. Ama tanıdık gelmiştir bu ağız size. Sivas’ta “Devletle halkı karşı karşıya getirmeyin” diyen, Maraş’ta “Milliyetçi insanları zaptetmekte zorlanıyorum, vahim gelişmeler olabilir” diyen ağzı hatırlatmadı mı bu sözler size? Bu yazıya dikkat edin. İyi okuyun. Ve gelecek dönemde Alevilik’i ne gibi sorunların beklediğini iyi tahlil edin. Bu kafa yapısı, 8-9 Nisan’da kitleye saldırmayı meşrulaştıran kafa yapısıdır. Ondan sonra da üzücü olaylar sonrası “Ben size demedim mi?” diye caka satacak işbirlikçi kafa yapısıdır. Halkını, inancını yalnız bıraktığı yetmezmiş gibi; bir de ortamı germeye, provoke etmeye çalışıyor. Küçük siyasi çıkar hesapları için Alevilik adına yapılan bir cemevi faaliyetini baltalamaya çalışıyor. Önce belediyenin ağzıyla girip yapılan işin hukuksuzluğunu anlatmaya çalışıyor. Sonra olayı “terörle mücadele” eksenine kadar çekerek provokatif kafa yapısını apaçık ortaya koyuyor. Bu kafa yapısı ki cemevi inşaatına yıkım ekiplerinden önce ilk kazmayı vuracak kafa yapısıdır. Tarih, çokca küçük insan çıkarmıştır bizim karşımıza. İşgalcileri memleketinde ağırlayıp onlara rehberlik eden mi dersin, onu yetiştiren pirlerini sırf büyüklerine yaranmak için ispiyonlayanlar mı dersin, halkının bir değerine saldırılırken göbek atıp bir darbe de kendisi vuranlar mı dersin? Tarihte, büyük mücadelelerin hep küçük insanları olmuştur. Kullanılan, figüran yapılıp sonra bir köşeye atılan çok insan görmüştür insanlık ailesi. Aleviyim diyen insana düşen görev 8-9 Nisanda cemevine sahip çıkmaktır. Muhasebe zamanı çoktan geçmiştir. Yapılan hareket doğru veya yanlış yapılmaktadır. Ki zaten “arsa gaspetmek” vs gibi iddiaları PSAKD yalanlıyor. Alevilik adına yapılan bir işi beğenmeyebilirsin ama ortada bir iş varsa destek olmalısın. Hadi diyelim ki o kadar yanlış buldun ki destek de olmadın. Ama ortamı provoke etmeye çalışmak, sanki belediye “cemevi yeri vermeye can atıyormuş” da zorla başka biryere yapmak isteniyormuş gibi bir hava yaratmaya çalışmanın anlamı nedir? Hatta daha da ileri gidip “olacak vahim olaylardan cemevi yapanlar suçludur” gibi çirkin, işbirlikçi bir ağzı nasıl kullanabiliyorsun? Ondan sonra çıkıp Alevilik adına hareket ettiğini nasıl söyleyebiliyorsun insanlara? Yukarıda alıntılanan yazı bir Alevi gazetesinde yayınlanıyor. Aleviyol isimli internet gazetesinde Murat Kantekin isimli şahıs tarafından yazılıyor. Artık Alevilik adına bir şeyler yapmaya çalışmanın, Alevilikte birlik adına yapılacakların vs vahimliğini siz düşünün. Siyasi çıkar hesapları yüzünden kendi halkının cemevi inşaatına bu denli saldırılan bir Alevilik hareketi düşünün. Ve Alevilik hareketinin önünde ne kadar engebeli ve sarp yollar olduğunu birkez daha anlayın.
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|