| Alevilik İslamın İçidir/Dışıdır/Özüdür vs Hakkında Birkaç Not |
|
|
|
Alevilik İslamın İçidir/Dışıdır/Özüdür vs Hakkında Birkaç Not
|
1. ve 2. GÖRÜŞ: ALEVİLİK İSLAMIN İÇİNDEDİR veya ÖZÜDÜR: Şimdi bilirsiniz ki islamın mezhepleri vardır. Hanefilik, Şafilik vs olmak üzere 4 ana mezhep. Şiiler bunun içine Caferilik'i de katarlar. Aleviler bu 4 mezhebin hiçbirine girmez. Şiilerle olan tarihsel bağ gereği bazı klikler Aleviliği Caferi olarak görürler. Ama bu da doğru değildir. Çünkü Caferilik bu mezheplerin 4'ünden de daha radikal ve Aleviliğe aykırıdır. İran Şiileri (sadece İran değil Anadolu dışındaki tüm Şiiler aynı şekildedir) ile aramızdaki farka bakarak bunu görebilirsiniz. Şimdi burada 5 şart denen bir olgu var. Bu şartları geçtik. Namaz ve oruç konuları. Ve de cami. Şimdi Kuran'da cami kelimesini bulamazsınız. Aslında o zamanlar cami diye bir olay da yoktu zaten. Birçok yerde MESCID geçmektedir. Mescid de "namaz kılınan yer demektir". Şimdi zaten Kuran bence çekiştirmeye çok müsait bir kitaptır. İsteyen istediği yere çekiştirir. "Kuran, 'namaz kılınan yer' diyor. Namazı evde de kılarsın. O zaman cami islamda yoktur." gibi bir mantık güdebilirsiniz. Ama velakin İslam'da ilimler vardır. Yüzyıllar boyunca İslam alimleri Kuran'ı yorumlamışlardır. Ve belli başlı 4 mezhep + caferilik ortaya çıkmıştır. Ve bu mezheplerin hepsinde cami vardır. Şimdi 4 Ehl-i Sünnet mezhep Kuran+Sunnet'i referans alarak, Caferilik de Kuran+Ehl-i Beyt'i baz alarak yüzyıllar boyunca Kuran'ı çekiştirip durmuşlar. Ve bunların hepsinin sonucunda cami ve oruç çıkmış. E bizlerin yüzyıllardır ne camiye uğramadığımız, ne de Ramazan Orucu tutmadığımız açık bir gerçek.Yani tartışmayı Kuran artı sünnet veya Ehl-i Beyt üzerinden götürmeye çalışırsak kimi Alevilerin anlamsız bir şekilde öcü gibi korktuğu sonuç olan "kafirliğimize" bir anda ulaşabiliriz. Eksen Kuran veya İslam olursa korkarım ki varacağımız sonuç namaz, oruç, içki, kadına verilen değer, sosyal yaşam vs konularında İslamın özü olmadığımız, hatta içinde bile sayılamacağımız sonucu çıkar. ALTERNATİF GÖRÜŞ - ALEVİLİK İSLAMIN DIŞINDADIR: Şimdi Aleviliğin şöyle veya böyle İslam'ın temeliyle çeliştiği, bu 5 ana mezheple olan ciddi farklılıklarımızdan ortada. Aslında bazılarının iyi veya kötü niyetli çabalarına rağmen ortadaki bu gerçeği tartışmak bile mümkün değil. Alternatif görüş ise çeşitli. Aleviliği şamanizmle, zerdüştlükle, İslam öncesi Anadolu, Türk veya Kürt inanış ya da gelenekleriyle bağdaştıranlar var. Ben bu görüşe de katılmıyorum. Çünkü en azından bizim köylerimizde kurban kesildiğini, dua okunduğunu, Tanrı olarak İslamın tanrısı "Allah"'a dua edildiğini biliyorum. "Ya Allah, Ya Muhammed, Ya Ali"'nin yaşlılarımız tarafından dehşetli bir şekilde sahiplenildiğini biliyorum. Buradan Alevilerin kendini her koşulda İslamın dışına itmedikleri ortaya çıkıyor. İslam dışı unsurların temel olabileceği savı bu pratik koşullardan dolayı ortadan kalkıyor. DENEMELER: Şimdi burada kilit nokta bir "Kızılbaşlık" gerçeği var. Neden bu kilit noktadır. Çünkü biz her koşulda Aleviliğin temel taşlarından olan "Bektaşiliğin" kökenine inebilir, bunun hakkında sağlıklı tartışmalar yapabiliriz. Çünkü yazılı bir tarihi vardır. Ama Aleviliğin içinde kendilerini Bektaşi olarak nitelemeyen grupların varlığından da haberdarız. Bunlar bazı kaynaklarda "kızılbaş" olarak geçiyor. Ve kızılbaşlar ile Bektaşiler birleşip Alevilik dediğimiz olguyu yaratıyorlar. Şimdi forumun tarihine bakınca ne kadar çok tartışma olduğunu görüyoruz. Neredeyse hiçbir tartışmada tam konsensüs sağlanamıyor. "Aleviler namaz kılar/kılmaz", "Cemde içki içilir/içilmez", "Alevilik islamın dışıdır/içidir" vs. Bektaşilikten yola çıkılırsa bu sorular cevaplanabilir. Ama cevaplanamiyor. Her ne kadar Bektaşilik bir kapı, bir önder, bir yol gösterici konumunda olsa bile tek başına belirleyici değil çünkü. Şimdi durum şu. Aleviliğin temelinde Bektaşilik olduğu açıkca ortada. Alevileri yönlendiren akım orada duruyor. Hacı Bektaş-ı Veli, Ahmed Yesevi'nin öğrencisi. Tüm Arap dışı İslam kavimleri gibi Şiiliği benimsemiştir. Ahmed Yesevi de öyledir. Ama Hacı Bektaş Anadolu'da bambaşka bir durumun ateşleyicisi olmuştur. Hacı Bektaş'tan sonra da devam etmiştir bu olgu. Alevilik, Anadolu'da şekilleniyor. Hacı Bektaş'tan başlayarak bugüne. Anadolu diğer İslam ülkelerinden farklı biryer çünkü. Tam bir mozaik. Türk'ü, Kürt'ü, Rum'u, Ermenisi, Rus'u, Gürcü'sü. Bu toprakların sahibi yok aslında. Yıllar boyunca iktidar mücadelesi hiç bitmiyor. Özellikle bu topraklarda 600 yıl hüküm süren bir imparatorluk var. Ve bu imparatorluğun tarihi isyan, iktidar mücadelesi ve komplolardan ibaret. İşte Bektaşi Dergahı o noktada bir merkez oluyor Anadolu muhalefetine. Bir muhalefet merkezi kimliğine bürünüyor. Bektaşi Dergahı iktidarın hep hedefleri arasında yer alıyor. Ama güçlü. Halk ve devlet içinde oldukça taraftarı olan bir dergah. Ve muhalif güçler her yenilgisinde herkese kapısını açan; insanları diline, ırkına göre değil; insan oluşuna göre ayıran Bektaşilerin yanında alıyorlar soluklarını. Bedrettin İsyanı'nda yenilip dağlara sığınanlar, Babailer, Celaliler vs. İteklenen, horlanan, başına ödül konan Hacı Bektaş'a sürüyor yüzünü. Pir Sultan'larla, katliamlarla, Bektaşilere karşı takınılan tavırlarla da Bektaşi dergahının kollayıcılığa, isyancılara sahip çıkışı artıyor. Bu muhalif gruplar, tarikatlar, aşiretler Bektaşiliği bir yol gösterici kabul edip onu benimsiyorlar. Ama her kaynaşmada olduğu gibi kendi geleneklerini de katıyorlar bu alaşımın içine. Ve ortaya günümüzün o üzerinde bir türlü anlaşamdığımız; bazı yerlerde Sunnilerden pek farkı olmayan, bazı yerlerde ise İslamla uzaktan yakından alakası olmayan bir "Alevilik" çıkıyor ortaya. Çünkü Alevilik müslümanıyla, rumuyla, batinisiyle, zerdüştüyle, Türküyle, Kürtüyle bütün Anadolu ezilmişlerini Bektaşiliğin sağladığı asgari müşterekte birleştiriyor. Bize Bektaşilik bazı ortak değerler veriyor. Bunun dışında bir de bizi biz yapan; biraraya getiren bir "muhalif, isyankar" değerimiz var. Onun dışında ayrılıyoruz. Anlaşamıyoruz. Tartışıyoruz. Bölünüyoruz. Onun için Aleviliğin "Alili" mi yoksa "Alisiz" mi olduğuna karar veremiyoruz. Onun için İslam dışı mı, içi mi bilmiyoruz. Onun için en ufak konular olan "namaz", "oruç", "cemde içki" gibi konularda bile tereddüte düşüyoruz. İşte bence burada hata yapıyoruz belki de. Aleviliği homojenleştirmeye çalıştığımız için. Alevilik; farklı inanç, köken vs gruplarından gelip Bektaşiliğin onlara sağladığı asgari müşterek etrafında birleşen ezilmiş, dışlanmış, iktidarlar tarafından sürülmüş, isyankar, muhalif grupların birleşerek; ezilmemek, kalabalıklar arasında yokolmamak, birbirlerine güç katmak için oluşturdukları grubun adıdır aslında. Hatta bugün hala Alevilerin muhalif olmasının, solcu olmasının; Gazi Mahallesi deyince insanların aklına isyanın gelmesi belki de bundandır. Bizi birleştiren homojen bir dini yaklaşım değil de; etrafında toplandığımız dini topluluk olan Bektaşiliğin içinde koruduğumuz "isyankar" kimliğimizdir diye düşünüyorum.
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|
|
|
Haberi Değerlendirin
Bu haber için oy kullanan 24 ziyaretçimizin puan ortalaması: 3,17
|
| |
| AGM Yeni Sitesine Taşındı |
Kurulmasının üzerinden çok kısa bir süre geçmesine rağmen yaptığı işlerle kendinden sık sık sözettiren Aydınlık Gençlik Meclisleri, görülen ihtiyaç üzerine kendi bağımsız sitesine taşındığını açıkladı....
|
|
|
|
|
|
|
|
|