|
PKK'nın askerlere ve sivil halka yönelik düzenlediği saldırılar ardından ülke, hızlı biçimde, oynanan tiyatronun yeni bir perdesine doğru sürüklenmekte. Üstelik bu kez ciddi biçimde "kökten" değişiklikler görünüyor önümüzde. Atılan her adımın "intihar" anlamına gelebileceği bir süreci yaşamaktayız. Bizler ise kendi gündemimizde boğulmakta ısrar ediyoruz. Alevi toplumunun acil çözümlere, stratejiye, örgütlülüğe ve en önemlisi "birliğe" ihtiyacı bulunmakta.
|
Ülkenin yeni şekillenişi nerede planlanmaktadır peki? Bu sorunun cevabı çok zor değil. Dünyanın son 100 yılının ve önümüzdeki birkaç yüzyılının planlandığı merkezde. Ve bu merkez, şu sıralar kendisini Ortadoğu haritasını değiştirmeye adamış. Bu planın uğruna "çokca" kan dökmekten de çekinmeyeceğini, geçmiş tecrübelerden bilmek gerekiyor. ÜLKENİN MEVCUT DURUMU Türkiye içindeki siyasal yapı, yaklaşık bir 10 yıldır aynı temelden şekillendiriliyor. Üç siyasal anlayış çimlerin üzerinde sürekli birbirleri ile tepişmekte. 12 Eylül'den beri güçlenen siyasal islam, kuşkusuz bu aktörlerden birisi. Bunun dışında yıllardır yine elini güçlendiren milliyeçi/sağ anlayış da aktörlerden bir tanesi. Geriye kalan, diğerlerine göre daha küçük aktör ise yine 12 Eylül sonrası elini hızla güçlendirmiş olan Kürt milliyetçisi anlayış. Peki üç aktör birden nasıl güçlenebiliyor? Yoktan varolamayacak bu güç; 12 Eylül'den beri sahneden çekilen soldan geliyor. İlginçtir üç aktör de gücünü soldan alıyor diyebiliriz. Sol, sahneden çekildikçe diğer aktörler ellerindeki kartları arttırıp birbirlerine yükleniyorlar. "Kuzey Irak" diye isimlendirilen savaş tamtamları çalmakta. "Büyük birader" Ortadoğu'nun yeni haritasını Irak'ta şekillendiriyor. Ve muhtemelen Türkiye için de Irak'ta planları var. ABD'nin Türkiye'nin yeni durumu ve Ortadoğu'nun yeni haritası için neler düşündüğünü tam olarak bilmek mümkün değil. Türkiye'de bu planın 3 aktörüne sormak gerekiyor. Kendilerine neler önerilmiş? Kürt milliyetçilerine "Kürt devleti", siyasal İslamcılara "ılımlı İslam" mı öneriliyor? Kuzey Irak için savaş tamtamlarını en çok dövüştüren Türk milliyetçilerine de birşeyler önerilmiş olabilir muhakkak. Veya onlardan birşeyler alınmak istendiği için bu kadar öfkeli de olabilirler. Bunların ayrıntısını bilmiyoruz. ALEVİLERİN DURUMU Alevilerin ülkedeki durumunu irdelerken, doğal olarak solun durumunu irdelemek gerekiyor. Solun varolup varolmaması Aleviler için belki direkt olarak "varlık sorunu" değil ama, siyasal "birlik" sorunu. Aleviler siyasal olarak kendi içlerinde ortak hareket etmiyorsa; ülkede Alevilerin bir rolünden sözetmek de mümkün değil malesef. Aleviler olarak 80 öncesi siyasal birliğimizi sol hareketlerin içerisinde oluşturmuştuk. Sol ortadan kalkınca; Alevilerin siyasal iradesi de ortadan kalkmış oldu. Kimi Aleviler, kimi eski solcuların yaptığı gibi "ulusalcı" adı altında Türk milliyetçilerinin ardına eklemlendi. Kimileri ise Kürt milliyetçilerinin arkasında buldu kendini. Siyasal İslam'ın bile ardına takılan Aleviler olduğunu biliyoruz. Alevi kuruluşları bu açıdan önemlidir. Aleviler, varlıklarını ülkedeki solun kaderine bağlayamazlar. Sol siyasetçilerin beceriksizliklerin faturasını artık Aleviler daha fazla ödeyemezler. Alevilerin birliği ve bir "güç" olarak varlığını devam ettirebilmesinin tek yolu Alevilerin kendi kimlikleriyle biraraya gelmesidir. Alevilerin kendi isimleriyle; derneklerde, vakıflarda, internet sitelerinde, yayın organlarında ortak hareket etmesi gerekiyor. Coğrafyamızda filler tepişmekte. Ezilen çimenler olmayalım. Bunun için bizim önümüzdeki günlerde en büyük sorunumuz "Alevilerin birliği" olmalı. Ufak ve tali sorunlara takılmış durumda ilerliyoruz. "Alevilik İslam içi/dışı" gibi tartışmalara hep eleştirel yaklaştık. Bunları tali sorunlar olarak görüyoruz. Yeni Ortadoğu'da ve Türkiye'nin değişen koşullarında "varlık" mücadelesi verdiğimizi bilmemiz gerekiyor artık. Bu birlik de kolay olmayacak. Herkesin kendi savunularından, kendi değerlerinden biraz fedakarlık yapması ve Alevilerin ortak hareket edebilmesi için merkezi bir noktada buluşması gerekiyor. Öncelikle yukarıdaki üç aktör; sürekli olarak Aleviler üzerine salvolar yapıyorlar. Paramparça olan Alevilerin üzerine akbaba gibi üşüşenler; "ne koparsak kardır" anlayışıyla "yeni bir Alevi politikası" oluşturmaktalar sürekli. Siyasal İslamcısından, Kürt milliyetçisine, Türk milliyetçisine varana dek hepsinin bir Alevi politikası var. Bu üç aktörün arasında paylaşılmak Aleviler için fiili bir "son" anlamına gelir. Buna karşı, ortak değerlerde, "Alevilerin birliği" biran önce oluşturulmalı. Yine bu birliğin oluşturulabilmesi için sağlıklı bir "ortak duruş" geliştirilmek zorunda. Alevileri kendi siyasi amaçları uğruna kullanmaya çalışanlar ayrıştırılmalı. Sosyalistinden, Kemalistine, Türk'ünden, Kürt'üne Aleviler aynı değerler etrafında buluşabilmeli. Aleviler tali sorunları tartışmak yerine kendi aralarında Atatürkçülük, solculuk, laiklik, demokrasiye bakış, şeriata bakış, etnik sorunlara bakış gibi konularda uzun ve yorucu tartışmalara girmeliler. Ve herkesin üzerinde asgari de olsa mutabakat yapabilecekleri ortak bir dilde buluşmalılar. Önümüzdeki dönem Aleviler için bir "varlık" sınavıdır. Siyasal duruşlar, memleket meseleleri bunun ardından gelir. Aleviler kendi varlıklarını garantiye almak için kendi aralarındaki sorunları biran önce çözmelidirler. Mümkün olan ortak noktada buluşulmalı, bu noktanın dışında kalanlar kendilerini "yalnız" hissetmelidir. Bunun dışında Alevi federasyonları güçlendirilmeli elbette. Hepimiz Alevi kuruluşlarına elden geldiğince katkıda bulunmalıyız. Kuruluşlarımız da kendi aralarındaki sorunları çözmeliler. Ayrıca kuruluşların gelişmesi için "eleştirilmesi" olmazsa olmaz bir koşul. Malesef kuruluşlarımızdaki "tutuculuk" eleştirinin önündeki en büyük engel. Şimdiye kadar her eleştiriye "sanal kahraman" retoriği üzerinden yanıt veren arkadaşlarımızın tercihlerine saygı duymakla birlikte, bunun "yararlı" bir tutum olmadığını da hatırlatmak gerekiyor. Eleştiri, geliştirir. Eleştiride seçicilik, kendiliğinden yıkıcı ve yapıcı eleştiriyi su yüzüne çıkartacaktır. Ülkenin hızla ne olduğu belirsiz bir noktaya sürüklendiği, sokaklarında linç manzaralarının sıradanlaştığı bir yerde; Aleviler olarak kendi tarihimize bakmalıyız. Bu gibi dönemlerde birlikteliğe ve beraberliğe daha çok ihtiyacımız var. Aksi durumlarda olanları, geçmişinize bakın, orada bulacaksınız. O yüzden biran önce herkes kendi siyasal amaçları için Alevi politikası oluşturmayı bırakıp, Aleviler için bir Alevi politikası oluşturmak zorunda.
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|