|
Hüseyin Cebe. Bir öğretmen. Bir insan. Buraya kadar sorun yok. Ama sorun olan kısmı bundan sonra başlıyor. Hüseyin Öğretmen bir Alevi. Ramazan'da oruç tutmuyor. Cuma namazına gitmiyor. Hüseyin öğretmen sol görüşlü bir öğretmen. Eğitim-Sen üyesi. İşte bu birkaç detaydan sonra denklem karışıyor. Kendisi gibi olmayan herkesi "dünya dışı bir yaratık" sanan zihniyetin ezberi (bunu psikoloji de anlayabiliriz) bozuluyor.
|
Gebze'de öğrencilerinin gözleri önünde kurşunlanan 37 yaşındaki öğretmen Hüseyin Cebe'nin cenazesi memleketi Malatya'da kaldırıldı. Cenazedeki sloganlardan biri çok dikkat çekiciydi. "Hepimiz Hüseyin'iz, hepimiz Aleviyiz." Aslında bu slogan çok anlamlı. Bilindiği üzere Hrant Dink cinayetinden sonra yüzbinlerce kişi "Hepimiz Hrant'ız, hepimiz Ermeniyiz." diye bağrınca olay olmuştu. Oradaki Ermeniliği bir kan meselesi haline getirenler, "Ne demek efendim. Hepimiz Türküz." diye yaygarayı koparmıştı. Anlamadılar ki; oradaki "Ermeniyiz" ifadesi, eğer farklı olmak suçsa, biz de farklıyız demekti. Bir kısmı anladı aslında ama işlerine gelmedi.
Hüseyin Öğretmen de farklıydı. Aleviydi. Hrant Dink'in bu topraklarda gezmesine, farklı şeyler söylemesine tahammül edemeyenler, onun da oruç tutmamasına tahammül edememiş olabilir. Bir laf vardır yurdumuzda. "Dolu başak eğilir." Eğer kimliğinizle ilgili kompleksleriniz, ne olduğunuzla ilgili şüpheleriniz yoksa; farklılarla ilgili hiçbir sorun yaşamazsınız. Dünyaya dikkat edin. Portekiz. Avrupa kıtasının bize en uzak ülkesi. Portekiz'de milliyetçilik çok yaygındır. Bu yaygınlık aslında bir tür "karın ağrısına" dayanır. Coğrafi keşiflerin en önemli aktörü Portekizlilerdir. Fakat yüzyıllar sonra ellerinde hiçbir şey kalmamış, küçücük bir ülke olarak kalmışlardır. Ama Portekizlilere sorsanız; övünülecek bir tarihleri vardır ve bunu sürekli vurgularlar. Lakin elinde tutamamakla ilgili bir kompleksleri olduğu için bunun vurgusunu yapma ihtiyacı hissederler. Veyahut İsrail. Dünyanın en önemli kabilelerinden biriyken, darmadağın olmuşlar, yüzyıllar sonra ABD ve İngiltere tarafından bir devlet sahibi yapılmışlardır. Ve İsrail, bu dünyada milliyetçiliğin en güçlü olduğu ülkelerden biridir. Çünkü kimlikleri ile ilgili kompleksleri yaygındır.
Bir Alevi; Alevi olmasıyla ilgili bir sorun yaşamıyorsa, Alevi olmasından memnunsa; başka mezhepten bir kişinin varlığı onu rahatsız etmez. Çünkü onun kimliğine güveni tamdır. Herhangi bir sıkıntısı yoktur. Ve farklılık onun için zenginliktir. Bir Türk, Türk olmaktan, tarihinden, kültüründen bir sıkıntı duymuyorsa; bir Ermeni onun için zenginliktir. Ona farklı kültürlerin birikimini aktaracak bir dosttur. İşte yüzbinlerce Türk'e "Hepimiz Ermeniyiz" dedirten, sizden daha az Türk olmaları değil; tam aksine Türk olmalarıyla ilgili herhangi bir sıkıntı duymamalarıdır. Kafasında Türklüğü, tarihi, kültürüyle ilgili sıkıntılar yaşayanlar; kendi kimliğine güveni olmayıp bu kimliği "zorla" taşıdığı için savunmak zorunda kalanlar, hep o kimliğin "en koyu savunucusu" haline gelirler. Bu bir reflekstir. Tavizsiz bir savunucu olmaz ve kimliğini tartışma konusu yaparsa; ezberinin bozulma ihtimali vardır. Ve "farklı" olan onun çelişkilerine potansiyel tehlikedir. İşte orada kendisi gibi olanlar "Biz de farklıyız" derse, film şeridi kopar; ezber bozulmaya başlar. Şeridin koptuğu noktadan, yeniden yerli yerine oturması arasındaki süreçte de "sağlıklı olmayan" tepkiler ortaya çıkar. Türk olmasıyla ilgili herhangi bir sıkıntı yaşamayan bir birey, bir günlüğüne kendini Ermeni yerine koyabilir. Ama "zoraki" olarak Türk olan biri için bu iş biraz tehlikeli olur. Çünkü "neden Türk olduğunu" bilmez. Aslında düşünmek de istemez.
Bunun gibi; Sunni kimliğiyle sorunu olmayan, Sunni oluşunu tartışma konusu olarak görmeyen bir Sunni de çok rahat bir şekilde Alevi bir öğretmen için "Hepimiz Aleviyiz" diyebilir. Nitekim Eğitim-Sen üyesi öğretmenler Hüseyin Cebe için birçok açıklama yaptı. Sanıyorum onların arasında da azımsanmayacak sayıda Sunni öğretmen vardır. İşte o öğretmenler kendi Sunnilikleri problem olarak görmedikleri, kendi kimliklerine saygıyla baktıkları için rahatça "Hepimiz Aleviyiz" diyebilirler. Çünkü Alevi olan, onun için bir "tehdit" değil, bir zenginliktir. Tıpkı bir öğretmen Sunni olduğu için saldırıya mağruz kalsaydı bizim "hepimiz Sunniyiz" diyebileceğimiz gibi. Biz, Alevi kimliğimizi göğsümüzde "zoraki" değil, tam aksine bilinçli bir şekilde taşıyoruz. Kendimize güvenimiz tam. O yüzden Sunniler bizim için bir "tehdit" oluşturmuyor. Tarihte, bir Alevi kentinde, bir Alevi mahallesinde, bir Alevi köyünde bir insanın sırf Sunni olduğu için saldırıya uğradığı bir örnek var mıdır? Bizim aramıza gelen bir Sunni bizim için bir zenginliktir. Kendi aramızda kalmayıp farklı olanlarla da iletişim kurabileceğimiz bir kanaldır. Eğer kentimizde, mahallemizde, köyümüzde "Sunni'den etkilenecekler" olduğunu düşünüp onu tehdit olarak görüyorsak; bu bizim kendimizle ilgili bir sorundur. Birbirimizle kurduğumuz ilişkiler sağlamsa; dışarıyla kurduğumuz ilişkiler de sağlam olacaktır.
Hüseyin Öğretmen özelinde değil, halen Ramazan ayında birçok "saldırı" vakası duyuyoruz, duymaktayız. Geçen Ramazan ayının Alevionline haberlerine göz gezdirenler fikir edinebilir. Eğer sen Ramazan'da oruç tutuyorsan ve bundan mutluysan; oruç tutmayan bir insan seni rahatsız etmez. Ama oruç tutman gerektiği için oruç tutuyorsan ve aslında neden oruç tuttuğunu kendin bile bilmiyorsan; soru sormamak ve yapman gerekeni yapmak için daha da bir "oruçcu" olabilirsin. Biri karşında yemek yiyorsa da, o kafanın içindeki "Ben neden oruç tutuyorum?" sorusunu hatırlatır sana. Ve sen zaten düşünmeyi sevmiyorsun. Düşünmeyi sevsen; o güne kadar oturup o kafanın içindeki sorunu çoktan çözmüş olurdun. Düşünmeyi sevmiyorsan da; senin kafana "yaramaz" sorular sokan odağı "tehlike" olarak görebilirsin. E saldırgan bir ruh halin varsa ve ortam müsaitse bu durum bir saldırıya da dönüşebilir.
Öte yandan; Ramazan'da neden oruç tuttuğunu bilen, bu işi bilerek ve severek yapan, oruç tutmakla ilgili şüphelerini çözmüş bir kişi; oruç tutmayan kişiye saldırmaz. Çünkü kendi kafasında sorularını çözmüş, inancının gereğini yerine getiriyordur. Oruç tutmayan içinse, en fazla verebileceği tepki "Keşke sen de oruç tutsan. Senin için daha iyi olurdu." demek olur belki.
Yani, sorunlarımızın hepsinin kaynağı gidip "düşünmeye" dayanıyor. Rutin düşünme değil. Oturup arada sırada farklı şeyleri düşünme. Ben neyim, neden böyle yapıyorum, şu kim, bu ne diye bir ton soru sormak gerek kendine. Bütün komplekslerini, bütün sorunlarını kendi içinde çözmek. Bu birey için de geçerli, toplum için de. Mesela biz sürekli Alevionline'da "Neden Aleviyiz?" sorusunu irdeleriz. Herkes birşeyler yazar. Şu internette dolaşan "Hayatı anlamak için Aleviyiz. Uçanı kaçanı yakalamak için Aleviyiz. Çok büyük adam olduğumuz için Aleviyiz." mantığındaki gibi bir sorgulama değil tabi. Orada sorgulama yok. Orada tipik bir "kendini övme" hadisesi var. Aslında hakikaten neden Alevi olduğunu bilmediği için, demagoji yapma ihtiyacı hissediyor. Ama genel olarak sorgulayan bir toplum olduğumuzu iddia edebiliriz. Sorulara cevap arıyoruz. Cevaplar aramak da yetmiyor aslında. Cevapları bulmak gerek. Ama aramadan da bulunmuyor elbette. İşte o sorularımızın cevaplarını arayıp bulduğumuz zaman, farklı olanlarla ilgili bir sorunumuz kalmayacaktır. Ve biz de, bizim gibi olmayanlar da bu ülkede rahatça yaşayıp gidecekler. Biz farklı olanlar için, farklı olanlar da bizim için sürekli "potansiyel tehdit" olmaktan çıkacaklar. Komplekslerimizi yenebildiğimiz zaman. Çok zor değil aslında. Başlamak, başarmanın yarısı sayılır.
Haber Yorumları (1 adet)
|
Memnune
|
|
En büyük zenginlik baris, kardeslik...
|
| Cok duygulandim, Alevionline cok tesekkür ederim. |
| 05.05.2008 17:51:35 |
|