|
GÜNÜMÜZDE ÜLKEMİZ MEDYASI, YOZLAŞMA, YALAN, ÇÜRÜME Bana göre ülkemizin gelişmesi ve ilerlemesi için bugün önündeki en büyük engel; ülkenin kendi medyasıdır. Yalanın hüküm sürdüğü; haberler yapıp aylar sonra kendi kendisini yalanlayan bir medya düşünün. Üstelik bu gazete, ülkenin en çok "okunan" gazetelerinden olsun. O gazeteyi okuyanların nasıl bir "dezenformasyon"a uğrayacağını ve bu dezenformasyonun o bireyi yavaş yavaş nasıl çürüteceğini; bu "dürüst olmayan medya"nın toplumu nasıl bir kafa yapısına sürükleyeceğini siz tahmin edin. DOĞAN MEDYASI ve MİLLİYET'in 'ÖLÜM ORUCU' SINAVI 19 Aralık operasyonunu hatırlarsınız. İronik bir şekilde "Hayata Dönüş" ismi verilen ve otuz küsür kişinin ölümüyle sonuçlanan ünlü "şefkat" operasyonu (dönemin Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk'ün deyimiyle). Şimdi Milliyet gazetesinin bu operasyon ve sonrasındaki süreçte yaptığı haberleri ve "haber aşkıyla yanıp tutuşan" Milliyet'in nasıl aylar sonra kendi haberlerini yalanladığını tüm açıklığıyla göreceğiz. Bu yazılarda da görevi "halka haber götürmek" ve "bilincin oluşmasında araç olmak" gereken medyanın iktidarlarla, güç odaklarıyla vs nasıl "kafa kol ilişkilerinde" bulunabileceğini; nasıl medya denilen gücün "çıkar" odaklı kullanılabileceğini inceleyeceğiz. 20 ARALIK 2000 MİLLİYET, MANŞET HABERİ: BAŞLIK: SAHTE ORUÇ KANLI İFTAR TANTAN MİLLİYET’E AÇIKLADI: Ölüm orucu yapıyoruz diye kandırdılar. Hastaneye kaldırılanların çoğu sağlam çıktı. Ölen eylemciler de kendilerini yakmadı, emirle yakıldılar! (http://www.milliyet.com.tr/2000/12/20/) 30 HAZİRAN 2001 MİLLİYET İşte ‘Hayata Dönüş’ katliamı TUTANAKLAR YALAN SÖYLEDİ: Koğuşlara öldürücü dozun üzerinde gaz bombası atıldığı ve mahkûmların güvenlik güçlerinin silahlarıyla öldüğü ortaya çıktı http://www.milliyet.com.tr/2001/06/30/guncel/agun.html O gün "hayata dönüş"tü. Verilen açıklamalara göre "Sahte oruç, kanlı iftar" başlığı atabiliyordun. Günler geçip yüzün üzerinde tutuklu ölüm orucunda hayatını kaybedip, 500'ün üzerindeki de sakat kaldığında ne dedin? O gün açıklamlarla operasyonun nasıl hayat kurtarmaya yönelik olduğunu söyleyebiliyordun. 6 ay sonra adli tıp raporları senin manşeti yalanladığında dönüp kendine "Ben nasıl gazeteyim? Elime verilen metni üstelik süsleye püsleye sürüyorum piyasaya?" diye sormuyor musun hiç? 20 Aralık 2000 Milliyet Bayrampaşa'daki çatışmada yaralanan PKK'lı Ali Ekber Düzova ile çoğu kendini yakan Songül İnce, Cuma Sat, Fevzi Saygılı, Barış Okan, Dinçer Otluçimen, Erol Arıkan, Hacer Arıkan, Birsen Kars ile ismi henüz belirlenemeyen bir mahkum, Haseki ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi hastanelerine kaldırıldı. Operasyon sırasında, çoğunluğu kendini yakan ölüm orucu eylemcisi olmak üzere 14 tutuklu ve hükümlü hayatını kaybetti. http://www.milliyet.com.tr/2000/12/20/guncel/agun.html
30 Haziran 2001 Milliyet Yakından atış yok Adli Tıp Kurumu, otopsi raporunda Bayrampaşa Cezaevi’ndeki operasyonda ölen 12 tutuklu ve hükümlünün uzaktan yapılan atışlar sonucu öldüğünü belirtti. Böylece güvenlik güçlerinin mahkûmların birbirlerini öldürdükleri iddiası havada kaldı. http://www.milliyet.com.tr/2001/06/30/guncel/agun.html 20 Aralık 2000 Milliyet 04.30- Bayrampaşa ve Ümraniye cezaevlerine ambulans ve askeri araçlar girdi. Polis bölgeyi ablukaya aldı. 05.00- İki cezaevinde de operasyon başladı. 05.15- Bayrampaşa'da ilk silah sesi duyuldu. 05.30- İtfaiye ekipleri, delici aletler, iş makineleri ve vinçler girdi. 05.45- PKK'lı tutuklu ve hükümlüler koğuşlarından tahliye edildi. 05.50- C Blok çatısına inen komandolar, içeriye göz yaşartıcı bomba attı. 06.00- Güvenlik güçleriyle direnişçiler arasında çatışma başladı. 06.30- Ferzan Çitici Bayrampaşa Cezaevi'ne girdi. 06.45- Cezaevlerinde yangın başladı. 07.15- Tutuklu ve hükümlü aileleri cezaevleri önünde topladı. 08.00- Cezaevlerine atılan göz yaşartıcı bombalar dışarıyı etkilemeye başladı. 09.45- Haseki Hastanesi'ne, ayağından yaralanan bir PKK'li getirildi. 11.00- Yangını söndürmek için cezaevine itfaiye ekipleri takviye edildi. 13.10- Bayrampaşa'da silah sesleri sustu. http://www.milliyet.com.tr/2000/12/20/guncel/agun.html 30 Haziran 2001 Milliyet Öldürücü nitelikte 30 metreküplük bir kapalı alanda 20 gram CS maddesi kullanıldığında, öldürücü dozaj süresi 38.1 dakikadır. C1 koğuşunda bulunan gaz bombalarında 35 gram CS maddesi bulunmuştur. Sadece bu koğuşta 45 adet gaz bombası kullanılmıştır. C1 koğuşunda öldürücü dozun çok üzerinde gaz etkisi açığa çıkmıştır. Koğuşta bulunan gaz bombalarının üzerinde "bombayı insan ya da yanabilecek malzeme olmayan sahaya fırlat" yazmaktadır. http://www.milliyet.com.tr/2001/06/30/guncel/agun.html Yukarıda yazılanların hiçbirinde daha Milliyet'in yetkililerden yaptığı alıntılar yoktur. Aktarılan metinler, Milliyet'in kendi haber metinleridir. "6 ay önce bunları yazmıştık, raporlar bizi yalanlıyor" gibi bir kafa da yok. "Böylece güvenlik güçlerinin mahkûmların birbirlerini öldürdükleri iddiası havada kaldı." de çık işin içinden. Senin birkaç yetkilinin ağzından aldığın açıklamalarla, üstüne ekleyip piyasaya sürdüklerin; ballandıra ballandıra attığın manşetlerin ne olur peki sayın GAZETECİ!!! Senin yaptığın haberler, "saat bilmemkaçta içeriye gözyaşırtıcı bomba atıldı" aktarımların ne oluyor? "Göz yaşartıcı gaz dışarıyı da etkiledi?" ne oluyor? Ne biçim bir gözyaşartıcıymış bu? Bunun gözyaşartıcı gaz olup olmadığını sorgulamak gazetecilerin işi midir? Yoksa kendisine verilen metinleri, üstüne de birşeyler ekleyerek; ballandıra ballandıra anlatmak mı gazetecinin işidir? 6 ay önce yazdıklarını, attığın manşetleri nasıl unutuyorsun? Bir de insanlara gidip senin haberlerine inanmalarını, ciddiye almalarını beklersin. Ne bilelim biz senin bugün yaptığın haberi, attığın manşetleri; 6 ay sonra tekrar yalanlamayacağını? 21 Aralık 2000 Milliyet Durmuş: Ölüm orucu yok ki! Tantan: Hepsi sapasağlam! Milliyetin gündem belirleyen dünkü manşetini Sağlık Bakanı da, İçişleri Bakanı da doğruladı ANKARA Milliyet Milliyet'in dünkü sayısına manşet olan "Sahte oruç - Kanlı iftar" haberleri, cezaevleri operasyonuna ilişkin gündemi oluşturdu. İçişleri ve Sağlık bakanlıkları, raporların, dün akşama kadar kimsede ölüm orucu bulgusuna rastlanmadığını ortaya koyduğunu açıkladılar. Sağlık Bakanı Osman Durmuş, "ölüm orucundan çıktığı söylenen mahkumların sağlıklı olduğunu, cezaevlerinde ölüm orucunun hiç yapılmadığını" vurguladı. Bakan tıbbi müdahaleye gerek duyulmayan vakaların cezaevlerine sevk edileceğini belirtti. Durmuş, "Ölüm orucu kaçıncı gününde" sorusu üzerine "Ölüm orucu yoksa, günün tespiti söz konusu olamaz" dedi. http://www.milliyet.com.tr/2000/12/21/guncel/agun.html 6 Temmuz 2001 Milliyet Ölüm orucunda 27. ÖLÜM İZMİR DHA F tipi cezaevi uygulamasını protesto amacıyla başlatılan ölüm orucu eylemlerine dışarıdan destek veren Mahmut Gökhan Özocak, İzmir’de yaşamını yitirdi. Ölüm orucu eylemlerinde yaşamını yitirenlerin sayısı 27’ye yükseldi. http://www.milliyet.com.tr/2001/07/06/guncel/gun10.html Milliyet yetkilileri. Bakanlar doğrulamış sizin o meşhur "Sahte oruç, kanlı iftar" haberlerinizi. Peki 6 ay sonra sizin kendi yazılarınız yalanlıyor. O gün tepkilere "Bakan da bizim manşetimizi doğruladı" demeyi insanların gözünün içine baka baka söylemeyi biliyorsunuz. Peki 6 ay sonra kendi haberleriniz, manşetinizi yalanladığında çıkıp bari "Tamam manşetimiz gerçek değildi" dediniz mi? Haber yap, manşet at; 6 ay sonra hiçbirşey olmamış gibi kendi kendini yanıtla. Biz linki verilen günlerdeki haberlerden ufak alıntılar yaptık. O linklerdeki açıklamaları, aktarmaları, o günün ilgili diğer haberlerini vs okuyun; medyamız ve güvenilirliği konusunda daha da bilgiler bulacaksınız eminim. Bugün Milliyet ve Ölüm Oruçları konusu üzerinden can alıcı bir şekilde ülkemiz medyasını ve toplumumuzdaki yozlaşma, çürümeyle ilişkisini irdelemeye başladık. Başka yayın kuruluşları ve konular üzerinden bu ülkemizin önemli sorunu üzerindeki yazılara devam etmeyi düşünüyoruz.
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|