| |
|
| |
|
Tribünlerin Ateş Hırsızlarına Gecikmiş Bir Teşekkür |
|
Başyazı |
 |
|
|
|
|
|
Madımak'ı Unutmadık Bu yılın (2006) Nisan ayında İnönü Stadyumu'nda Beşiktaş'la Sivasspor arasında bir maç yapıldı. O maçta Beşiktaş'ın taraftar gruplarından Çarşı, MADIMAK yazılı bir pankart açtı. Ve buna "Madımak'ı unutmadık" sloganları eşlik etti. Bizler bu konuyu üstün körü konuştuk. Ama aslında konuşulması gereken daha çok şey olduğunu atlayarak.
Ne zamandır yazacaktım. Ama o resmi bir türlü bulamamıştım. Sonunda buldum o resmi ve yazdım.
Ben aslında Galatasaraylıyım. Ama bu teşekkür benim bir görevim. Bizler nasıl yozlaşmanın, kirlenmenin, ahlaksızlığın kol gezdiği internette bazı değerler için mücadele ediyor ve bu konuda bir nebze de başarılı oluyorsak; Çarşı da kısmen, kirliliğin, yozlaşmanın bir başka kalelerinden olan tribünlerde bazı değerleri ısrarla yaşatıyor ve bunda başarılı oluyor.
Madımak, bizim neslimiz için bir dönüm noktasıdır. Her zaman bir yanımızda taşıdığımız ve belki de biraz ihmal ettiğimiz "Alevi" kimliğimizi cüzdanlarımızdan çıkardığımız gündür belki de. Bir "reality show" şeklinde televizyonlardan, aynı kimliği taşıdığımız insanlar diri diri yakılıyordu çünkü. O insanların yakılmasının tek nedeni, bizim de o taşıyıp çok aldırmadığımız kimlikti. O zaman dönüp birşeyler sorduk kendimize. Bizim okulumuzda, işimizde, siyasal düşüncemizde taşıdığımız birçok kimliğimiz vardı. Ama bir de yeterince taşımadığımız, üzerinde durmadığımız bir "Alevi" kimliğimiz vardı. Nasıl oluyordu da bu kimlik bir "yakılma" sebebi oluyordu? Bir nesil bunu sorguladık. "Sıcağı sıcağına" bir reality show şeklinde izlediğimiz katliamda yakılan bizdik aslında. Bunu anladık. "Biz" olduğumuz için yakılıyorduk. Çünkü o bizi ihmal etmiştik her zaman. Başka "biz olmaların" peşinde aynı Alevi kimliğini paylaştığımız insanları yalnız bırakmıştık. İşte o gün uyandık. "Biz Aleviyiz. Ve bununla gurur duyuyoruz." dememiz gerekiyordu belki de olur olmadık yerde. Dedik. "Sivas'ı unutmadık" dememiz gerekiyordu. Bunu demeye gerek olması belki bu ülke için bir utanç kaynağı olabilir. Ama bu bizim utancımız değil. Belki biz Maraş'tan sonra, Alevi kimliğimize daha çok sahip çıkmadığımız için yalnız bırakmıştık o 37 insanı o otelde. Belki Maraş'ı yeterince hatırlamadığımız için, hatırlatmıştı birileri bize. Bu "utanç" bizim utancımız değildi kesinlikle. Biz "unutmadık" dedikçe birileri itiraz etmeye, sinirlenmeye devam ediyor. Onları sinirlendiren, duydukları utançtır. Maraş'tan sonra utanmadıkları için belki de Sivas olmuştur. Maraş katliamına adı karışan kişiler nasıl milletvekili olduysa, Sivas Katliamı ile ilgili suçlanan belediye başkanı da milletvekili olmuştur. Bu ne kadersiz bir "tesadüf"tür?
Dedik ya. Sivas'ı unutturmamak bizim görevimiz. Ha bir de sesimize ses katanlar var. Çarşı gibi. Benzerleri tribünlere iki döner bıçağı sallayıp, bir-iki "yağdı yağmur çaktı şimşek" şeklinde şarkı-türkü çığırmak için gelirken; Çarşı, maçtaki rakiple ilgili olsa bile "taşın altına" elini sokmuştur. "Vay efendim Çarşı şöyle", "Teorik ve pratik açıdan şu gibi eksikleri var", "Bunu yapıyor ama şunu da yapıyor" diyenler çıkacaktır mutlaka. Biz Çarşı'yı mükemmelleştirmek peşinde değiliz zaten. Nisan ayından beri kendilerine bir teşekkür borcumuz vardı, onu ödüyoruz. Çarşı, o açtığı pankartla gönlümüzü fethetmiş değil. Galatasaray'ı bırakıp Beşiktaş'a da geçecek değilim. Veya "kanım siyah-beyaz akar" da demeyeceğim. Bir şeyler yapmaya çalıştıkça küçücük bir "radikal" adım atmanın bile ne denli zor olduğunu anladım. Ve şöyle veya böyle "taşın altına elini sokanlara" saygım bir nebze daha arttı. İyi yapar / eksik yapar. Ama herşeye bir kulp bulanlardan bir adım önde olduğu kesin gözümde.
Türkülerin Sesi, bir Alevi sitesi. Çarşı ise bir Alevi tribün grubu değil. Bizim Sivas'ı hatırlamak ve hatırlatmak boynumuzun borcudur. Bize kimse Sivas'ı hatırladığımız için teşekkür etmez, etmemeli. Ama Çarşı'nın Sivas'ı hatırlamak gibi bir yükümlülüğü yok. Hatırlarsa, hatırlatmayı sahiplenenler onlara teşekkür etmeli. Ve biz bu gecikmiş teşekkürü şimdi yapıyoruz. Ellerinize sağlık dostlarım. Yüreklerinize sağlık. Sivas'ta kaybettiğimiz, ütopyalar ülkesinin ateş hırsızı, kirpiklerin gözleri kucaklaması gibi kucaklıyordur şimdi, tribünlerin ateş hırsızlarını.
Turkulerinsesi.com adına Ceyhun
ÇOK ÖNEMLİ UYARI: Sitemizde yayınlanan tüm yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Herhangi bir başvuruda, bu yorumları yazanlara dair her türlü bilgi, adli mercilere ulaştırılacak, gerekli hukuki önlemlerin
alınmasına yardımcı olunacaktır. Editörlerimiz; hukuk veya ahlak dışı mesajları yayından kaldırabilir; sorumluların
saklı tutulan bilgilerini hukuk danışmanı aracılığıyla adli kurumlara iletir.
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|
|
|
Haberi Değerlendirin
Bu haber için oy kullanan 63 ziyaretçimizin puan ortalaması: 4,05
|
| |
| AP’den YouTube Yasağına Eleştiri |
Avrupa Parlamentosu İnsan Hakları Alt Komisyonu Başkanı, 'Bu, Türkiye'nin şöhretini etkileyen bir uygulama. Bakan Şahin de bu görüşte olduğunu söyledi' dedi...
|
|
|
|
|
|
|
|
|