|
Parsimony sunucularında "Alevi Forumu - Benim Kabem İnsandır" ismiyle yayın yapan bir sitemiz var. Başında AABF resmi dergisi Alevilerin Sesi yazarı Hüseyin Demirtaş ve Yılmaz Demir isimli tanımadığımız bir arkadaşımız bulunuyor. Bugüne kadar bu arkadaşlarla herhangi bir problemimiz olmadı. Hüseyin Demirtaş bazı yazılarını bize yayınlanmak üzere gönderdi, sanırım birçoğunu yayınladık.
Bildiğiniz üzere Alevionline sitesinde özgün bir köşe yazarlığı sistemi kullanıyoruz. Yani köşe yazarlarımız, önemli oranda "sadece bizim sitemiz için" yazılar yazıyorlar. Biz de bunun karşılığında sitemizin bir köşesini arkadaşlarımıza emanet ediyor, bir nevi onları mümkün olduğunca özgür bırakıyoruz. Elbette bir internet sitesinin sorumluları, zorunlu durumlarda bazı yazıları yayından çekebilir. Çünkü yasal ve toplumsal sorumluluğu omuzlarında taşırlar. Ama bugüne kadar köşe yazarlığı sisteminden sitemize girilen hiçbir yazı silinmek zorunda kalmadı, şükür ki. Öncelikle bu yayın tarzının anlaşılması gerekiyor. Biz köşe yazarlarımızın yazılarının tamamına katılmıyoruz. Yazarlarımızın görüşleri kendilerini bağlar.
Efendim birgün Naki Bakır abimiz bir yazı yazmış. "Dönüm Noktasına Yaklaşırken Alevilerin Konumu". "Alevilerin Sesi yazarı" Hüseyin Demirtaş'ın sorumluluğundaki forumda arkadaşlarımız bu yazıya fena halde bozulmuşlar. E ne olmuş? Ne olduğunu siz tahmin edin? Yazıyı eleştirmişler mi? Bilmiyorum. Ben yaptıkları şeye "eleştiri" ismini tam oturtamadım. Zaten onlar da kendi deyimleri ile "deşifrasyon" demişler. 20 Haziran tarihinde Naki Bakır'ı "Alevi Naki'nin sefaleti" başlığıyla bir yazıyla deşifre etmişler. Hem de ne deşifre? "Dezenformasyonun bu kadar açığa çıkması karşısında insan olsa Naki saklanır. Ama insan olursa." şeklinde bir eleştiri tarzına eleştiri denemeyeceği çok açık. Onların bahsettikleri "deşifrasyon" olsa gerek bu. Naki Bakır'ın tepkisi son derece sade ve anlaşılır. "Sözün canı vardır" diyor. Bir müddet kendi üslubunca yanıt vermeye çalışıyor. Bakıyor ki, "deşifrasyon" hakikaten ciddi bir iş. O konu başlığından geri çekiliyor. "Alevi Naki'nin sefaleti" bu forumda kalmıyor tabi. Genç Aleviler Harekatı isimli arkadaşlarımız da kendi sitelerine taşıyorlar bu yazıyı. Deşifrasyon yayılıyor.
Deşifre işlemi bununla sınırlı kalmıyor tabi. Sonra forumun "yöneticilerinden" Yılmaz Demir isimli arkadaşımız hızını alamıyor, deşifrasyon krizine tutuluveriyor aniden. Yeni bir konu açıyor 22 Haziran tarihinde. Önce "şerefsizliği" gündeme oturuyor yazarımızın (özür diliyorum). Ha bu aşamadan itibaren Alevionline da payını almaya başlıyor tabi deşifrasyondan. Üstelik şu dille: "Her kim ki bu şerefsizliğin yayılmasına olanak sağlıyorsa, o da bu şerefsizlikten payına düşeni alır." Güzel. Bakın, konuşma dili, tartışma üslubu, sorun çözme biçimi, ilericilik, aydınlanmacılık vs nasıl da konsantre edilip bir cümlenin içine sıkıştırılmış. "Şeref" dediğiniz nedir ki? Veya şerefsizlik nedir? İki dakikada payınızı alabileceğiniz veya kaybedebileceğiniz birşey. Yılmaz Demir'in katılmadığı bir yazı yayınlayıp yayınlamamak arasındaki çizgi kadar ince şeref veya şerefsizliğin arasındaki çizgi.
O tartışma da bir süre devam ediyor. Gene Naki Bakır "Olmadı Yılmaz Bey, yakışmadı size" şeklindeki bir üslupla tartışmaya dahil olmak istiyor. Deşifrasyon dalgası, uzaklara savuruyor kendisini. Tartışma uzuyor. Ama yavaş yavaş iş "deşifrasyon" ismini verdikleri hadiseden de çıkıp, bir süre sonra bir tür histeri krizine dönüşmeye başlıyor. "Ağaca tırmanan maymun ile Naki Bakır arasındaki ortak özellik !!!" neymiş biliyor musunuz? Yılmaz Demir biliyor. Nitekim 23 Haziran 2007 tarihinde, edebiyat dünyamızda iz bırakarak bunu yazılı olarak da merak eden milyonlara aktarmış. Biryerlerinin açıkta olmasıymış. Tabi o yerleri biz burada tartışmayalım. Siz araştırın ki, biraz da reyting katkısı yapmış olalım arkadaşlara. Biz o tarza girmeyelim.
Histeri kasırgası, Alevi Forumu yönünden gelerek Naki Bakır'ı etkisi altına almışken, birden yön değiştirme eğilimi gösteriyor. Kasırganın gözü, Alevionline'a çeviriyor bakışlarını. Kasırga aslında gelişini önceden belli etmişti. Fakat Alevionline yetkilileri herhangi bir önlem almadığı için, Alevionline sahillerini dövmeye başlıyor rüzgarlar. 25 Haziran günü Yılmaz Demir soruyor? "Alevionline.com misyonu nedir?" Bilmem. Nedir? Onu siz cevaplayacaksınız diye bekliyorduk biz aslında. Alevionline kalesine doğru sağlı sollu iyi duvar pası yapıyordunuz. Şimdilik soru sormayı yeğlemişler. "Siz cuntacı mısınız?", "Siz CHP'li misiniz?", "Siz kemalist misiniz?", "Siz genelkurmaycı mısınız?", "Hacı Bektaş Dergahı'nın kapatılmasını onaylıyor musunuz?" diye bir dizi soru yöneltmişler bize.
Deşifrasyon işlemi tamamlanmış olacak ki, bu soruların yanıtları da verilmeye başlıyor, bir süre sonra. 28 Haziran günü bu güzide forumumuzda açılan bir başlık: "Alevionline'ın desteklediği CHP'nin bir adayı İlhan Kesici". Böylece beklediğimiz yanıtlara ulaşmaya başlıyoruz. Kimi destekleyip, kimi desteklemediğimizi de öğreniyoruz. Peki Alevionline nerede desteklemiş CHP'yi. O muamma tabi. Sonuçta Coca Cola bile, kolasına asıl tadını veren özütünü yıllardır saklıyor. Ustalar hiçbir zaman sırlarını açıklamazlar. Bu şekilde sanırım bizim "deşifrasyon ustası" arkadaşlar da deşifrasyon sırlarını çaylaklarla paylaşmıyorlar. Neyse, haticeye değil, neticeye bakmak gerekiyor ki; neticede Alevionline'ın desteklediği parti CHP imiş. Desteklediği aday da İlhan Kesici'ymiş.
Allah'tan bu İlhan Kesici hadisesinin ardından kasırga diniyor. Bu kez, aynı günlerde, Indymedia isimli seviyenin son derece yerlerde olduğu ve "saygınlık" kavramının sınırları dahilinde bulunmadığı bir sitede de bu konuların uzantısı bazı tartışmalarda sürekli Alevionline adı telafuz ediliyor. Yazılıyor. Siliniyor. Tekrar yazılıyor. Böyle devam ediyor.
Peki Alevionline ne yaptı 22 Haziran tarihinden bu yana? Çok basit. Hiçbir şey. Şükür ki, "saygınlık" dediğimiz cambaz; halen bizim sitemizin hudutlarında özgürce oradan oraya zıplayabiliyor. Yaptığımız tek şey, ilk yazılardan birkaç gün sonra, Alevilerin Sesi dergisi yazarı Hüseyin Demirtaş'a bir e-posta göndererek; "Bu tarzın bizlere yakışmadığını, bu tarzla hiçbir şey tartışamayacağımızı" belirtmek olmuştur. Tahmin edileceği üzere herhangi bir yanıt alamadık. Ama yaklaşık 2 hafta boyunca bekledik gelecek yanıtı. Sonuç hüsran oldu.
Halen hiçbirine cevap vermeyeceğiz. Vermemekte de ısrarlıyız. Yalnız şu kadarını söyleyebilirim. Biz internet sitemizde yazan Naki Bakır'ın görüşlerinin tamamının arkasında değiliz. Ama sitemizde yazma hakkının ardındayız. Halen sitemizde yazacak saygınlığa sahip olduğunu düşünüyoruz. Eğer bu bizi Naki Bakır'ın fikirlerine ortak ediyorsa; bu sorumluluğu da alıyoruz. Bir görüş alışverişi hadisesini de şeref/şerefsizlik noktasına kadar indirgeyen tarzdaki eleştirilere de verecek cevabımız yok. Umuyoruz "ağaca çıkan maymunla ortak yanı bulunmayan" bu arkadaşların köşe sahibi olduğu Alevilerin Sesi Dergisi ve bu derginin yayıncısı Almanya Alevi Birlikleri Konfederasyonu da; bu tarz ve seviyede tartışma sürdüren yazarlarının arkasındadır.
Bizim bu forumun sorumlusu olan arkadaşlarımıza söyleyecek sözümüz yok. Deşifrasyonumuzu yapmışlar. Hadi hayırlı uğurlu olsun. Yeterliyse, kendilerine teşekkür ediyoruz. Bizim iki Alevi sitesinde arasındaki bu üsluptaki bir tartışmada aktör olma lüksümüz bulunmuyor. Yapacak, vakit ayıracak daha önemli işlerimiz var. İhtisasımızı "deşifrasyon" üzerine planlamadık. Onların uzmanlıklarına saygımız var. Parsimony sunucularındaki "Alevi Forumu - Benim Kabem İnsandır" isimli siteyle, bu forumun yöneticileri ile, bu forumdaki aktif katılımcı olan arkadaşlarımızla herhangi bir bağımızın olmasını istemiyor; herkesin kendi işine bakmasını daha doğru buluyoruz. Bu arkadaşlarımızın yazılarının yayınlanmaya devam edildiği Alevilerin Sesi Dergisi ve Alevi.com'u ise, bu arkadaşların Naki Bakır'a yer vermemiz nedeniyle bizim misyonumuzu araştırdıkları gibi, misyonlarını açıklamaya tabi ki davet etmiyor, kendi muhasebeleri ile başbaşa bırakıyoruz.
Yazının başlığı üzerine seçimler konusuna geçersek; bu konuda çok çeşitli eleştiriler alıyoruz. Çoğu zaman eleştiri sınırlarını da aşıyor muhattap kaldığımız bazı sözler. Bazen "bağımsız sol adayları görmezden gelmekle" suçlanıyoruz. Bazen "bağımsız sol adayların propogandasını yapmakla". Bazen "DTP karşıtı, ırkçı yayın yapıyorsunuz" deniyor, bazen "CHP'yi destekleyen Alevionline" oluyor adımız. Halbuki böyle bir bulmacaya hiç gerek yok. Biz kendimize belirlediğimiz "daire" içinde haber aktarıyoruz takipçilerimize. Dairemizin içinde CHP veya herhangi başka bir sol parti karşıtımız değil. CHP de, ÖDP de, TKP de vs de bize eşit uzaklıkta. Lakin bugün yayınladığımız haberdeki gibi "CHP=MHP" olursa; biz o CHP'yi onaylamıyoruz. Alevionline ne CHP'nin yanında yayın yapıyor, ne de karşısında. Aynı şey diğer sol partiler için de geçerli. Bizim öncelimiz; genelde demokratik, laik, bağımsız; özelde ise Alevilerin eşit yurttaş olduğu bir ülke. Bu açıdan ne salt CHP karşıtı bir yayın yapmamız söz konusu olabilir. Ne de "MHP'leşmiş" bir CHP lehine yayın yapmamız. Bize sorsaydınız söylerdik. Bunun için özel bir deşifrasyon seferberliğine gerek yoktu. Ne demişler? Keskin deşifrasyon küpüne zarar. Ceyhun GÜNAL
ÇOK ÖNEMLİ UYARI: Sitemizde yayınlanan tüm yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Herhangi bir başvuruda, bu yorumları yazanlara dair her türlü bilgi, adli mercilere ulaştırılacak, gerekli hukuki önlemlerin
alınmasına yardımcı olunacaktır. Editörlerimiz; hukuk veya ahlak dışı mesajları yayından kaldırabilir; sorumluların
saklı tutulan bilgilerini hukuk danışmanı aracılığıyla adli kurumlara iletir.
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|