|
Anlı şanlı gazetelerimiz Ramazan özel eklerini dağıtacaklar. Haberlerine dikkat edecekler. Ramazan'ın öneminden bahsedecekler. Ay boyunca sanki bütün Türkiye oruç tutuyormuş gibi bir rüya göreceğiz tüm medya organlarında. Oruç tutmadığımız için kendimizi "yalnız" hissedeceğiz. İyi de... Benim kafama birşey takılıyor. Hakikaten nedendir bu tören, bu şatafat. Medya'nın dini var mı? Yoksa "kitapsız" mı bunlar? Bir tümevarım yapalım basitinden. Nedir Ramazan orucu? İslam'ın 5 şartından birisi? Güzel. Demek ki medyamız, İslam'a sıkı sıkıya bağlı. Ve onun bir şartını atlaması düşünülemez. Demek ki diğer 4 şarta da aynı muamele yapılıyor. Nedir onlar? Basit bir örnek. Namaz. Demek ki, her sahur ve iftar vaktinde "ezan" yayını yapan medyamız, diğer şartı da atlamayıp günde 5 vakit ezan yayını da yapıyor. Yok ama. Bir dakika. Bunu yapmıyor. Medya kendi dinini mi yaratıyor ki, İslam'ın 5 şartından biri torpilli. Namaz nedir? İslam'ın kesin bir şartı. Hatta onu bırakın. Cuma namazı ile ilgili bir program gördünüz mü bu yaygın medya kuruluşlarımızda siz? Ramazan'da bütün yayın akışını iftar ve sahur vakitlerine göre düzenleyen medyamız, haftada bir gün Cuma namazı vaktinde ne yapar? Ramazan ayı boyunca "bütün ülke oruç tutuyormuş gibi" bir önkoşulla yayınını sürdüren bu medya kuruluşları, neden Cuma namazı vakitlerinde "bütün ülke namaz kılıyormuş gibi" yayınını düzenlemez. Her iftar vakti, tüm kanallardan insanların "oruçlarının kabul olmasını" dileyen bu kuruluşlar, neden Cuma namazları için aynı dileği esirger izleyicilerinden? Ülkemizde, Ramazan ayı, büyük ve toplu bir tiyatrodur aslında. Tabi ki, yıl boyunca 5 vakit namazını kılan, İslam'ın 5 şartını da yerine getiren insanlara söyleyecek bir lafım yok. Kendi ibadetleridir. Sonuna kadar özgürdürler. Ramazan'da tuttukları oruç da ibadetlerinin bir parçasıdır. Helali hoş olsun. Ama büyük televizyonlarda, gazetelerde oynanan tiyatroya aynı iyi niyetle bakmak mümkün değil. Sen yıl boyunca yapmadığın rezilliği bırakmayacaksın, aniden dünyanın en müslüman insanına dönüşeceksin. Veya bakalım televizyonlara bir. Açın şu günlerde evinizde bulunan o aptal kutusunu. Seda Sayan'ından, Hülya Avşar'ına, Gülben Ergen'inden, vırtına, zırtına kadar hatun kişilerin kıyafetlerine bir bakın. Tüm vücut hatlarını ezberlediğimiz bu arkadaşlar, birden bire Ramazan'da değişik bir kişiliğe bürünecek, değişik bir rol oynayacaklar, ve bizden bu orta oyununa "Ne güzel. Halkın inançlarına saygıları var." muamelesi bekleyecekler. İddia ediyorum ki, büyük çoğunluğu oruç bile tutmayan bu arkadaşların Ramazan boyunca sahneye koydukları orta oyunu da, geri kalan 11 ay boyunca sahneledikleri rezillikler kadar bayağı, mide bulandıran ve yalancı bir oyunculuktan ibaret. İslam'ın geri kalan 4 şartıyla hiç mi hiç ilgilenmeyen bu insanların Ramazan ayı boyunca, yayın akışlarından, esprilerine, giydikleri kıyafetden, sahte iftar şovlarına kadar herşey; Türkçe dilinde ikiyüzlülük, İslami literatürde münafıklık, daha evrensel anlamıyla da oportünistlikten başka birşey değildir. Peki nedir bu ikiyüzlü orta oyununun nedeni? Çağımızda bu tür her ikiyüzlülüğün aslında tek bir cevabı var. Bu tür sorulara hiç düşünmeden aynı cevabı verebiliriz. Bu orta oyununun da yönetmeni o kağıttan suçludur. Para. İslam'ın geri kalan 4 şartının günahı, onlara medyanın ilgi göstermemesinin sebebi, Ramazan orucu gibi "paraya çevrilebilir" olmayışlarıdır. Alevilerin tuttuğu Muharrem Orucu'nun medyada haber olarak dahi yer bulamamasının sebebi de iftarlarında, diğer yemek öğünlerine göre özel bir menü gerektirmemesidir. Ramazan demek, büyük holdingler için "tüketim" demektir. Özel iftar paketleri, yıl boyunca erişilemeyecek seviyede bir gıda satışı, yıl boyunca yapılamayacak tüketim atraksiyonları demektir. Uzak kıtadan yönetilip, Irak'ı bombalarken "Yahu Ramazan oldu. Bu ayda bari bombalamayım." diyecek Ramazan duyarlılığına dahi sahip olmayan büyük patronun altın çocuğu kola şirketinin bile en sevdiği ay olan Ramazan'ın büyüsü, İslam'ın 5 şartından biri olması değil, kendine has bir tüketim çılgınlığına dönüştürülebilmesidir. Oturup Ramazan ayı boyunca verilecek reklamları, gazetelerin dağıttığı Ramazan eklerini, yayınlanan programları bu gözle izlediğinizde; varacağınız sonuç din soslu bir "pazarlama" anlayışından ibarettir. Büyük şirketlerin ve onların 20. yüzyıl manipülasyon aracı medyanın bu orta oyunu ise, oruç tutmayan insanlara; kapalı lokantalar, yemek yeyip sigara içerken rahatsız edici bakışlar, küçük şehirlerin üniversitelerinde oruç tutmayanlara yapılan saldırılar ve bir uzaylıymış gibi muamele olarak geri dönmektedir. Oruç tutmayan müslümanlar, Aleviler ve diğer din mensupları bu orta oyununa figüran olamadıkları için Ramazan onlar için "rahatsız edici" bir söz haline gelmiştir. Medyanın dini paradır. Ve Ramazan da "paraya çevrilebilir" bir ibadet olduğu için 11 ay "dinsiz" olan medya, Ramazan'da "müslüman" olacaktır. Yoksa İslam'ı ve 5 şartını çok sevdiğinden dolayı değil. Ceyhun Günal / Alevionline
ÇOK ÖNEMLİ UYARI: Sitemizde yayınlanan tüm yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Herhangi bir başvuruda, bu yorumları yazanlara dair her türlü bilgi, adli mercilere ulaştırılacak, gerekli hukuki önlemlerin
alınmasına yardımcı olunacaktır. Editörlerimiz; hukuk veya ahlak dışı mesajları yayından kaldırabilir; sorumluların
saklı tutulan bilgilerini hukuk danışmanı aracılığıyla adli kurumlara iletir.
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|