|
Alevilerin "cemaat lideri" İzzettin Doğan, bir başka cemaat lideri hakkında Vatan gazetesine açıklamalar yapmış. Açıklamalar güzel. "Nerem doğru ki?" dedirtecek cinsten. Şaşırtıcı bir yan da yok aslında. Sayın Doğan'ın Gülen'e bakışı uzun yıllardır biliniyor. Doğan'ın sadece Gülen'e değil; başka isimlere bakışı da biliniyor. Musa Serdar Çelebiler, Namık Kemal Zeybekler...
|
Alevilerin "cemaat lideri" İzzettin Doğan, bir başka cemaat lideri hakkında Vatan gazetesine açıklamalar yapmış. Açıklamalar güzel. "Nerem doğru ki?" dedirtecek cinsten. Şaşırtıcı bir yan da yok aslında. Sayın Doğan'ın Gülen'e bakışı uzun yıllardır biliniyor. Doğan'ın sadece Gülen'e değil; başka isimlere bakışı da biliniyor. Musa Serdar Çelebiler, Namık Kemal Zeybekler...
Doğan, bir kısım medya (güzel laf) tarafından sürekli "Alevilerin lideri" olarak servis ediliyor topluma. Ben beni bildim bileli böyle tanıtılmak isteniyor. Ben beni bildim bileli de başarılı olamadı bu tanıtım. Etrafına topladığı bir kaç işadamı ve yaşlı Alevilerin bir bölümü ile İzzettin Doğan, Aleviler arasında sınırlı gücüyle kalakaldı. Özellikle gençlerden hiç ilgi görmüyor (olumlu anlamda). Bu kafayla giderse de göreceğe benzemiyor.
Doğan'ın Fethullah Gülen hakkındaki düşünceleri "yeni bir şeymiş gibi" birden gündeme geldi. Ben bunlara takılacak değilim. Burada tabi Gülen'i, büyük şair Nazım Hikmet'le karşılaştırması, aynı kefeye koyması yeni bir şey. Orası ayrı. Burada Nazım Hikmet'in saygın hatırası adına; İzzettin Doğan'da "Bir daha örnekler verirken Nazım'ı bu işlerin dışında tutması" ricasında bulunabiliriz. Veya ona balık yemesini değil, balık tutmasını anlatalım. Neden Nazım ile malum cemaat lideri aynı örnekte kullanılamaz?
Nazım Hikmet'in ardında cemaatler yoktu. İnancı ve şiirinden başka hiçbir şey.
Nazım bu ülkeyi terketmedi. Terkettirildi. Nazım bu memlekette onyıllarca hapis yattı. Dünyanın en büyük şairlerinden biri "Sevdalınız hapistir, yatar Bursa Kalesi'nde" diyerek çürüttü bedenini taş duvarların içinde.
Nazım Hikmet'in ona bağlı gazeteleri, televizyonları yoktu. Bir şiiri vardı; bir de "döşek melil mahzun yastık batıyor / yiğidim aslanım aman burda yatıyor" diye tepkisini belirtebilecek şair dostları. Böylesine yalnızlaştırılmıştı Nazım.
Nazım Hikmet'e bağlı sermaye grupları yoktu memleketinde. Ceketini alıp bir tekneyle geçmişti Karadeniz'i.
Daha sayalım mı? Hal böyleyken sen çıkıp "Ama Nazım Hikmet'in büyük bir şair olduğunu reddedebilir misiniz? Ne oldu? Yurtdışında öldü. Hala da mezarı getirilemiyor. Türkiye bu tip şeyleri aşmalı." cümlelerini sarfedersen insanlar soracaktır tabi ki: Nazım Hikmet'le Fethullah Gülen'in alakası ne?
Demem o ki; sen Fethullah Gülen'in Türkiye'ye dönmesini, ona saygı ve sevgi gösterilmesini isteyebilirsin. Onunla diyalog kurmak, iyi ilişkiler geliştirmek de isteyebilirsin. Buna kimse müdahale edemez. Ama bu işlerine Nazım'ı karıştırmaman en doğrusu olacaktır. Çünkü sap farklı bir şey, saman daha farklı bir şey.
Ceyhun Günal
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|