|
Hasan Harmancı: Okullar kapanıyor. Bahar günleri geçiyor. Bir şans vardı Alevilerin önünde; barışa hizmet etmek, bu ülkede kana kan diyenlerin önüne geçebilmek için; emeğiyle yaşamasına karşın yoksulluk, açlık sınırının altında umutsuzlaşan insanlar için; yalan yanlış politikalarla gününü gün edip bu halka yaşama alanı vermeyenleri yıkmak için.
|
Bu seçim havası günlerinde Alevilerde birlik birlik, müdahale müdahale nidaları çekerek birbirlerini tüketip yeni sorunlarda da aynı pozisyona düşmek için yerlerine çekildiler. Bunun ilk örneği Hacı Bektaş Veli etkinliklerinde yaşananlardır. Pirince giderken ellerindeki bulgurdan oldular. İkiyüzlü politikalar izlediler. Halkın önünde başka bir umut, cesaret sergilerken, köleleşmiş ve ayrılık üzerine kurulmuş örgüt anlayışları başka çıkarlar peşinde heba edilmeye çalışıldı.
Karşılarında yeterince ikiyüzlü politikalar varken onlar bir de tutup, tutumlarını ayrılıklar üzerine kurdular.
Göremedikleri şey tartışmadıkları şey kalmadı elbette. Bir tek şoven duygularını göremediler. Kendilerini sorunun bir parçası sayıp bu halkın önüne getirmek yerine Alevilik üzerinde nasıl politika yapabileceklerini dillendirdiler. Alevilik elbette politik bir birikimdir. Ancak tek başına kendi talepleri ve Aleviler adaylar, bireyler üzerinden yapılabilir bir politik manevraya izin vermez. Alevilerin reddetmesi gereken her şeyi bu dönemde kullanmaya başlamaları ne kadar gerilediklerini daraldıklarını ve politikasız ümitsiz kaldıklarını göstermektedir.
Kendilerini uyanık sanan, politik birikim ve tecrübeye tarihsel olarak sahip olduklarını düşünmelerine rağmen nasıl da boşa oynadıkları ortada.
Alevi bencilliği tüm Alevi kurumlarını sarmış durumda. Aleviler zorunlu din derslerinin kaldırılmasını kendileri için istiyorlar. Aleviler Diyanet İşleri Başkanlığını sadece kendilerine zarar verdiği için kaldırılmasını istiyorlar. Sadece Hacıbektaş Müzesi'nin yönetiminin kendilerine verilmesini istiyorlar. Kısacası talepleri sadece kendi günlük ihtiyaçları çerçevesinde gelişiyor. Aleviliğin birikimi bu tür daraltılmış talepleri reddeder. Alevilik dünyanın değişmesini, insanlığın yenilenmesini ve mutlu olmasını ister. Yoksa kendi havanlarında dövdükleri çamaşır dışında bir anlam taşımaz beklentileri.
Alevi aday adı bu ülkede bir tek Alevilere dayatılıyor. Bir tek Alevilerden kendilerini temsil eden aday isteniyor. Ne büyük ayıp. Ne büyük ihanet. Ne büyük kayıp, insanlık için, bu ülkenin yeniden kuruluşu için. Alevilerin talepleri siyasi partilerin masalarında olmalıyken, tutup yerine Alevi damgalı isimlerin o masalarda olması bu kirliliğin nasıl yöneldiğinin göstergesi. Aleviler politikanın etnik kimlikleri üzerinden yapılmamasını isterken, en kötü örneği onlardan istendi.
Alevilik adına Alevi diplomatlığı yapan isimler, örgüt temsilcileri yaptıkları işin farkında olmadan politik bir birikimi dönemsel harcama yanlışlığına düştüler. Bunun en iyi örneğini yapmaya çalıştıkları konferanslarla kendilerini boşa çıkarma örneğinde gösterdiler. Bütünü yanlışa taşıma buna denir sanırım. Bütün elbette yanlış değildi. Elbette tutumlarda sağlıklı ve verimli çıkışlar oluştu. Ancak gelinmeye çalışılan son; Aleviliğin şoven, istikrarsız, anlaşılmaz, talepleri daraltılmış, toplumun bütününü göremeyen bir süreç olarak tescil edildi.
Alevilik açısından kaybetmenin ilk ayağı birliği bozmaktır. Kim ki örgütlenmiş güçleri bir tarafa çekiyor, çekilmesine neden oluyor, onların Aleviliğe ve Alevi örgütlülüğüne hayrı olamaz. Olmamıştır da. Önce insanlığa saygı duymak gerek. Bu saygıyı Alevilere saygı ile birleştirmek ardından. Etnik aday olmak, sadece Alevilik yönelimli talep belirlemek, bu saygının kalmadığını, Alevilere, Alevi yöneticilerine güven kalmadığını, güvenin olamayacağını göstermektedir. Çünkü haksızlıklar karşısında eğilme yolunu tutmuşlardır. Bu ülkedeki asıl sorunları bir tarafa bırakmışlardır. Aleviliğin bir kafes içine hapsedilerek insanlığa hizmeti engellenmektedir. Büyüyen Alevi Kültür Merkezleri ve Cemevlerinin politik biçimde örgütlenmesini, verimli bir değişime gitmesini sağlamak için daha büyük çaba harcamak gerekirken emeklerin suya yazıldığı bir noktaya taşınıyor.
Alevilik gittikçe kurumsallaşıyor elbette. Ancak gittikçe de eğiliyor. Ağaç yaşken eğilmeli ama doğruya eğilmeli. Alevilik çevresinde kurulan kirlilik Aleviliğin gittikçe çölleşmesine neden oluyor. Bu nedenle Aleviler aktif siyaseti kendilerine, sorunlarından yola çıkarak dünyalarına ve dünyaya taşımalılar. Ancak dışarıdan politikalarla veya seçim dönemlerinde sağ sol ayırmadan aday olmakla değil, kendi sorunlarını demokrasinin, insan haklarının ve genel olarak da bu ülkenin bir parçası olarak görerek yapmalıdırlar bunu. Politika mücadele ile olur ancak. Hiçbir politik mücadele ve örgütlenme olmadan, böyle seçim dönemlerinde talepkâr olmak bu işin olmayacağını gösterir. Önemli olan seçimin bittiği böylesi bir dönemde aktifleşmektir. Ancak kendi ayakları üzerinde yürüyebilen bir Alevilik hiçbir şeye gerek kalmadan politika yapabilir
Bu yazıları bir iç dökme olarak da düşünebilirsiniz. Ancak bu sözler hiç de düşüncesizce ve çıkarlar üzerine kurulmuş veya yanlışları tespit amacı taşıyan bir kurgu değildir. Aleviliğin hastalığı oluşmuş bu politik 'piyasa'da üretilene ortak olmamaktır. Sözünü açıktan söylememektir. Siyasal değerlerini sınıfsal olarak değerlendirememesidir. Kendi taleplerini de herhangi bir sınıfsal varlık üzerine kuramamasıdır.
Aleviliğin yarını böylesi bir dıştan süreçle, 'asla' çözülemez. Aleviliğin yaşam sorunları bu ülkenin sorunlarından bağımsızlaştırılırsa çözüme gidemez. Kimse de haklı bulup politik havuçlar dışında bir yaklaşımda bulunmaz. Çünkü Aleviliğin işi bu kısmi seçimlerle çözülemez. Yüz yıllık iktidarlara ortak olmaya çalışarak, yamanmaya çalışarak, çürümeye ortak olunabilir ancak.
Aleviler adaylarını hukuk devletinin ve özgür seçmenler varlığının üzerinde yapmadıkça sorularına çözüm seçim süreçlerinde bulamazlar. Osmanlının köhnemiş varlık sorunları içinde Aleviliğin şoven göstergelerini ve nüfus varlığını kullanarak seçime gidenler gibi düşünerek yola çıkmak 'bu kadarla' sonuçlanır. 'Bu kadar' hüsran olarak çıkar karşınıza. İktidar talepleri ile muhalefet taleplerinin bu kadar uyumlu olduğu başka kaç düzen vardır acaba. Alevilerde tüm diğer kesimlerde bu aynı olan muhalefet ve iktidarlar üzerinden kendilerini taraf görmeleri boş beklentidir sürekli olarak.
Alevi milletvekili, Alevi partisi söylemleri Aleviliği daraltmaktadır. Yaşanan pratiklerle ve tecrübe ile sabitlendiğine göre artık bakmamak ve beklememek gerek böylesi yollara. Alevilik kendi gündemini bu ülkenin başta saydığımız talep ve kesimleriyle kesişmezse, başka çıkarların değirmenine ya su olarak akar ya da o değirmenlerde öğütülmeye devam eder.
Aleviler kendi başlarına siyaset konuşmaktan vazgeçmelidir. Kendi içlerinde birlik olmaları yanında dayanışma ruhunu geliştiren felsefi alt-yapılarını da tüm toplum kesimlerine yaymalıdırlar. Aleviler seçimden seçime biçimsel kozlar ve pozlar kullanmaya çalışmak yerine anlayışlarının olduğu, güç bulduğu herkesle bir mücadele yoluna yürümelidirler.
Alevilik akıl ile metafiziğin köktendinciliğin çatışması olduğu kadar, iktidarlarla, ezilenlerin de çatışma alanıdır. Gücünü insanlığa yaratıcılığından alır. Şimdi öyle bir zamandayız. Aleviler hepsinin söylemi ve çıkarı aynı olanların karşısında kalarak kendilerini yenilemelidirler. Bağımsız ve yerel çalışmalıdırlar. Üst perdeden politika yapmak yerine, sokakları arşınlayarak politika yapmak ve sorunlarını çözenlerle aynı kulvarları ve siyasal sınıfsal yapıları benimsemek zorundadırlar. Sonuçta seçimler bittiğinde seçime hazırlanmaya başlamalıdırlar. Ancak asla yalnız değil. Asla kendileri gibi olmayanlarla değil.
Aleviler sadece kendileri için politika yapmaktan vazgeçmelidirler.
Milliyetçi ve köktendincilerle aynı safta bulunmamalılar.
Strateji izlemek adına seçim süreçlerinde seçim ve çıkar kirliliklerine ortam olmamalıdırlar.
Hasan Harmancı
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|