AKP'nin Koltuk Değnekleri

Kısa bir
süre önce Birgün Gazetesi o ünlü manşeti ile okuyucusunun karşısına çıkmıştı : "Yiyin
Birbirinizi"
"Yiyin
Birbirinizi" manşeti Cumhuriyet Gazetesi Başyazarı İlhan Selçuk, İşçi
Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ve İstanbul Üniversitesi eski Rektörü Kemal
Alemdaroğlu'nun sabaha karşı polis tarafından gözaltına alınması üzerine atıldı.
"Küresel kapitalizmin 'kendine demokrat' aktörü AKP ile devlette yuvalanmış
baskı rejimi yanlılarının didişmesinde, şov niteliğinde gözaltılarla yeni bir
aşamaya girilmiş oldu…" spotunu kullanan Birgün, "Yiyin Birbirinizi"
manşetiyle yayınladığı haberde, gelişmeleri "Egemen sınıf içi iktidar
çatışmaları dün itibariyle yeni bir boyut kazanmış bulunuyor" tespitiyle
sunuyordu.
Aslında
"Yiyin Birbirinizi" manşetiyle yayınlanan bu haber Birgün çevresinin bir
anlamda "eteğindekileri taşları dökmesiydi". Ne var ki bu sert çıkış
okuyucudan büyük tepki aldı. Kendileri gibi gazeteci olan bir meslektaşlarının
gece yarısı evinden alınıp götürülmesini alkışlayan bu tavır şok etkisi yarattı.
Hemen akabinde Birgün'den "duyarlılığımızı hissettirememişsek özür dileriz"
açıklaması geldi. Sol liberallerin tartışma platformuna dönen gazete "iki
adım ileri, bir adım geri" bir yol izliyor, net bir tutum takınmaktan
çekiniyordu. Ancak yaşanan son siyasal gelişmeler Birgün'ün ve genel olarak ÖDP
çevresinin daha net çıkışlarıyla belirgin bir hal aldı. Kısa sürede Ergenekon
operasyonuna verilen koşulsuz desteğe dönüşen bu tutumun sorgulanmasını yararlı
görüyorum. Zaten ÖDP içinde de böyle bir tartışma yaşandığını gözlemlemek
mümkün.
Darbelere ve muhtıralara karşı çıkmak, solun olmazsa olmaz ilkeleridir.
Ergenekon adı verilen operasyon sol içinde ciddi tartışmaların ve ayrışmaların
yaşandığı bir süreç oluyor. Bu operasyon bağlamında takınılan siyasi tavır solun
geleceği açısından hayati önem taşıyor. Bu gün baktığımızda Solda duran
yapıların üç temel yaklaşımından söz edilebilir.
Birinci yaklaşım;
operasyona daha ihtiyatla yaklaşan, kuşkucu bakan, bu operasyonu AKP'nin
muhaliflerini tasfiye etmeye çalıştığı bir süreç olabileceğini düşünen, bu
operasyonun gerçekten çetelerle ve darbecilerle mücadeleyi amaçlamadığını
savunan bir yaklaşım. Örneğin Ergenekon üzerine ilk kitabı yazan Can Dündar'ı
birçok açıdan bu gruba dahil etmek mümkün.
İkinci yaklaşım;
Ergenekon operasyonunu çetelerin ve darbecilerin tasfiyesi açısından bir fırsat
olarak gören ve koşulsuz destekleyen bir yaklaşım.
Üçüncü yaklaşım
ise yaşananları "düzen içi çatışma", "hesaplaşma" olarak gören ve
kesinlikle çatışan taraflardan hiç birinin yanında olunmaması gerektiğini
savunan yaklaşım.
Peki
bugünün Türkiye'sinde yaşananları sadece "düzen içi çatışma" "egemenler
arası kavga" vb. argümanlarla açıklamak yeterli midir? Ya da Anayasa
Mahkemesi, Yargıtay vb. yargı organlarının kimi açıklamalarını destekleyenleri "darbeci"
ilan etmek ne kadar akla ve vicdana uygundur? Ya da ne bileyim "biz darbeye
ve çetelere karşıyız ama bu işten kötü kokular geliyor" diyenleri "bak
bak bunlarda darbeciymiş" diyerek nitelemek ne kadar doğru? Ergenekon solun
kafasını çok karıştırdı, bu gerçek.
Kabaca
böyle özetleyebileceğimiz yaklaşımlar arasında Birgün ve çevresi nerede
durmaktadır? Kafası her konuda çok karışık olan Birgün çevresi bu konuda da net
değildir.Ama Birgün çevresinin kardeş sitesi Sesonline nettir. Sesonline,
Ergenekon Operasyonunu desteklemek adı altında AKP şakşakçılığına soyunmuş,
aklı, mantığı rafa kaldırıp "Genç Siviller, Ortak Akıl" derken solu ve
solculuğu yerin dibine sokmuştur. Bakın dikkatinizi çekerim, Sesonline yukarıda
sıraladığım üç yaklaşımın dışındadır. Sesonline'ın tuttuğu yol, Ergenekon
operasyonunu desteklemek, çetesiz, darbesiz bir Türkiye istemek değildir.
Sesonline aşağıda anlatacağım örneklerle de göreceksiniz ki başka bir şey
yapıyor. Varın ne yaptığının adını siz koyun.
Burada
konuya kısa bir ara verip yaşananları azcık anlayabilmek için kendi penceremden
bir Türkiye fotoğrafı çekmek istiyorum. Öncelikle Türkiye artık 30 yıl öncesinin
Türkiye'si değildir. 12 Eylül'den bu yana uygulana gelen Türk-İslam sentezi
toplumu inanılmaz ölçüde dönüştürmüş, dinsel gericilik sokaklardan mahallelere
oradan tüm şehre yayılarak bir bütün olarak günlük yaşamı esir almış, insanların
yaşam tarzını, giyimini, saçını, başını, içkisini bir bütün olarak belirli
sınırlara çekmiştir. AKP iktidarı ile güç bulan dinci gericilik son seçimlerde
elde ettiği zafer ve psikolojik üstünlük ile daha pervasız hareket eder hale
gelmiştir. Toplum garip bir otokontrol mekanizması ile kendi kendini
sınırlayan bir şekle bürünmüştür. Örneğin daha önce ezan okunduğunda müziğin
sesini kısmayan insanlar radyolarını susturuyor, marketten alınan – o da
bulunursa – bira şişeleri gazetelere sarılıp siyah poşetlere dolduruluyor, bir
işyerine girerken "merhaba" sözcüğünün yerini "selamünaleyküm"
alıyor, Ramazan'da oruç olmadığı halde "niyetliyim abi" sözleri daha çok
duyuluyor vb. Bütün bunların yanında gericilikle kol kola yürüyen ırkçı-faşist
yapılar kollanıyor, sırtı sıvazlanıyor. Hrant Dink ve Malatya vahşetinde olduğu
gibi hem gerici hem ırkçı yönü ağır basan saldırılar yoğunlaşıyor.
Örnekleri çoğaltmak mümkün.Böyle bir Türkiye fotoğrafının içinde AKP, 6 yıllık
tek başına iktidarı ile küresel kapitalizmin kendisine verdiği rolü çok güzel
oynuyor. Bir yandan gericilik beslenirken diğer yandan ırkçı tosuncuklara "dokunulmuyor".
Peki AKP'nin bütün gerici ve ırkçı politikalarına, emek ve işçi düşmanı
siyasetine karşı sol ne yapmaktadır?
İddiam
şu: Sol bu haliyle bu ülkede hiçbir şey yapamaz. AKP karşısında bırakın bi
alternatif olmayı AKP'nin yelkenlerini dolduran bizzat solun kendisidir. Eğer
toplum AKP'nin alternatifinin olmadığı balonuna bu kadar sıkı sarılmışsa bunda
solun sayısız emeği vardır! Sol dediysek hepsi değil tabi. Bir kısmı: Sol
görünümlü liberaller….
Sesonline Nereye Koşuyor?
Sesonline ÖDP çevresine yakınlığıyla bilinen bir haber sitesi. Birgün
gazetesinin bazı yazarları siteye yazıları ile katkı sunuyor. Gazeteci Yalçın
Ergündoğan yönetimindeki Sesonline Ergenekon operasyonundan sonra izlediği
yayın çizgisi ile sol içindeki derin kırılmanın bir aynası işlevini görüyor.
Sesonline izlediği yayın çizgisi ile AKP yanlısı liberal solun şampiyonluğuna
oynuyor.
Site
Şamil Tayyar'a taş çıkartacak haberlere ve yorumlara yer veriyor. Geçenlerde bi
göz atayım dedim siteye. Bakın neler var.
-
Demokrasi Mücadelesi: Taraf Gazetesi'ne dayanışma ziyaretleri sürüyor
- 18
yıl sonra ilk kez: Başbakan Erdoğan Bağdat'ta….
-
İmza kampanyası: Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz'e yurttaş desteği...
-
Cumhurbaşkanı Hilmi Özkök'ü Köşk'e davet etti
-
Taraf Gazetesi ile dayanışma 'imza kampanyası' başlatıldı
-
MAZLUMDER: 'İdeolojik ve taraflı değil 'adil yargı' istiyoruz'
-
Genç Siviller'den Yargıtay'a iki seçmeli ders
Eh yani
bu kadar olur ! Nerde solun kuşkucu yaklaşımı? Operasyona bu koşulsuz biat
yakıştı mı size? Mazlumder ve Genç Siviller gibi gerici oluşumlara yaslanarak,
AKP'nin koltuk değneği olan sol, sol olamaz. Olsa olsa liberal solun AKP'ci
kanadı olur. Abdurrahman Dilipak ile kol kola Taraf'ı savunmak nasıl bir
solculuktur?
Eskiden
meslek odalarının, sendikaların, demokratik kitle örgütlerinin haberlerine daha
çok rastlardık Sesonline'da. Şimdi onlar yok. Taraf var, Genç Siviller var,
Sivas Katliamını bir kez bile kınamayan Mazlumder var. Ha arada sayın Başbakan
ve Cumhurbaşkanından haberlerde bulmak mümkün. Ne renkli, ne güzel site değil
mi?
Bu arada
Rıfat ILGAZ'ın ve Bedrettin CÖMERT'in ölüm yıldönümleri ile ilgili hiçbir şey
yok. Yine geçen hafta tekrar gündeme gelen Nazım Hikmet'in vatandaşlık hakkı ile
ilgili bir haber göremedik. Hatırlatalım dedik. Nereye gidiyorsun Sesonline,
İstikamet nere?
Sol
adına utanıyorum. Sol adına kınıyorum. SOLU bu hale getirenleri SAĞA havale
ediyorum