|
Anadolu Alevileri Mail Grubu tarafından bize ulaştırılan "Enver Cemal Röportajını" aynen yayınlıyoruz: Merhaba AAMG üyesi olan sevgili dostlar,canlar..PSAKD Genel Başkanı Kazım Genç ile başlayan ve ardından Aleviweb.com, Alevionline.com(Türkülerinsesi.com) yöneticisi Ceyhun Günal ile devam eden röportaj serimiz,bugün gündeme damgasını vuran önemli haberlere imza atan ''Enver Cemal'' ile devam ediyor.
3 Şubat 2007 01:38
Son günlerde,''AKP ile Kadeh Tokuşturan Alevi Kesimin Önde Gelenleri Kimler'' ve ''Maliye Bakanlığında Alevi Operasyonu'' gibi ses getiren haberlerin altında karşılaştığımız imzanın sahibi ile gerçekleştirdiğimiz röportajı bilginize sunuyoruz. Anadolu Alevileri Mail Grubu
Anadolu Alevileri- Merhaba Enver bey. Röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?
Enver Cemal- Hekimhan doğumluyum. İlk ve Orta öğretimimi İstanbul’da tamamladıktan sonra Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesini bitirdim. Kısa bir süre Sabah Grubunda çeşitli departmanlarda çalıştım. Halen Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji Bölümünde Yüksek Lisans öğrencisiyim, aynı zamanda da özel işyerimizde çalışmaktayım.
Anadolu Alevileri- Alevi web sitelerinde, mail gruplarında isminiz son süreçte sıklıkla duyulmaya başlandı. Önemli bilgiler içeren kimi konular hakkında yorumlarınızı sayfalarda ve mail grupları içindeki ileti alışverişlerinde okuyoruz. Kendinizi öncelikle Alevi hareketi'nin neresinde tanımlıyorsunuz ya da kendinizi tanımladığınız böyle bir aidiyet duygusu var mı?
Enver Cemal- Alevilik ile ilgili konulara ilgim yaklaşık 2,5 yıl kadar önce başladı. Öncesinde basında öne çıkan haberler ve birkaç popüler Alevilik kitabı ile sınırlı bir ilgim vardı. Alevi Web sayfalarını ve 1990 lı yılların başından bu yana tüm gazeteleri zorunlu olarak taradım. Yine birçok Alevi Dergisine ulaştım ve şu anda zengin sayılacak bir Alevilik ve Alevilerle ilgili arşivimin oluştuğunu söyleyebilirim. Bütün bu süreçte özellikle Alevilerin siyasi algılamalarının seçim dönemleri ile sınırlı ilişkisi ilgimi çekti. Alevilikle ilgili haberleri ve gelişmeleri seçim dönemi ile bağlantılı olarak izlemek sıradan okur için birçok malzeme sunduğunu düşünüyorum. Değerlendirmeye aldığım birkaç haberi de bu eksende kaleme aldım. Almaya da devam edeceğim. Maliye Bakanlığındaki müfettişlerin alevi olduğu bilgisi basında açıktan dillendirilmedi, ancak, bu bilgi mail guruplarında bulunan bir bilgi… İlgiler kimlikleri üzerinden seslerini duyurmayı tercih etmediklerinden bu gerçek gölgede kalmış görünüyor. Ancak bir etken olarak doğruluğu sürüyor. Alevi hareketi ile ilişkimi bir izleyici olarak kurarsam doğru olur sanırım. Ancak izleyicilik doğal olarak ideolojik duruşunuzla da ilgilidir.
Anadolu Alevileri- Kısa bir süre önce,"AKP ile Kadeh Tokuşturan Alevi Kesimin Önde Gelenleri'' başlıklı haber ve yorum içerikli bir yazınız gündeme düştü.Alevi kamuoyunun büyük bir kesiminin bu konu hakkıda herhangi bir bilgisi yok. AKP ile kadeh tokuşturan Aleviler kimlerdir ve sizce hangi amaç doğrultusunda böyle birşey yapılmıştır? Ayrıntılı olarak okuyucularımızı bilgilendirirseniz memnun oluruz.
Enver Cemal- Her seçim döneminde olduğu gibi Alevilerin bir topluluk olarak siyasi refleksleri sağan sola bütün siyasi çevrelerin ilgilisini çekiyor. CHP’den Alevilerin kopuşu Madımak katliamı ile hız kazanmıştı, bu gün artık başta Alevi Köyleri olmak üzere Alevilerin yoğun yaşadığı yerler hiçbir siyasi parti için tulum çıkardıkları seçim bölgesi değil. Bu durumu en başta sağ partiler fark etmiş görünüyor. Son günlerde medyada sağ partiler ile birlikte anılma Aleviler için olağanlaştırılmaktadır. AKP ile MHP ile Alevileri ilişkilendiren haberlerin sıklaşması bundandır.
Ben bunun bir devlet politikası olduğu inancındayım. Birileri Alevileri sağ ile anarak Alevilerin sağcılaşmasına, sağ politikalarla buluşmasına dahası Alevilerin içinde milliyetçiliğin nüfus kazanmasına aracılık yapma gayretindeler. Yani sağcılığın, gericiliğin, milliyetçiliğin devlet politikası olarak Aleviliğe nüfuz ettirilmek istendiği bir dönemden geçiyoruz.
Aleviliğin Türklük olduğu vurgusunu yapma ihtiyacı duyanlar nedense Sünnilikle Türklük ilişkisine hiç değinmiyorlar. Oysaki Alevilik 72 millete bir gözle bakmayı temel düstur kabul ederek her türden ayrımcılığı reddeden bir öğretidir. Her türlü ayrımcılığı inkâr eden bir öğretinin Türklüğünün veya Kürtlüğünün ne önemi olabilir ki. Özetle bu gün Aleviliğe nüfus ettirilmek istenen milliyetçilik söylemi Aleviliği ve Alevileri asimile etmenin temel argümanı haline getirilmek istenmektedir. Bu tehlikeli gidişat karşısında en başta Alevi Aydınlarının, Örgütlü yapılarının sorumluluğu söz konusu olabilir.
"AKP ile Kadeh Tokuşturan Aleviler'' başlıklı haber bu saikle kaleme alınmıştır. Kişisel veya örgütsel olarak kimseyi hedef alma ya da örgütsel bir olumsuzluk yaratma niyeti de yoktur. Ancak Alevi Örgütleri arasında Alevilerin tarihsel duruşlarına uygun davranma iddiasındaki örgütlerin yöneticilerinin hiçbir şekilde yukarıda sözünü ettiğim AKP ile MHP ile Alevileri ilişkilendiren haberlere malzeme olmaması gerekir ya da beklenir. Bir Ulu Dergâh etrafında süren tartışmalardan birilerine vazife çıkarma imkânı vermek kadar büyük bir ihanet çemberi olamaz. Hele hele bu AKP ise MHP ise ihanetin boyutu daha da artar. Bu gün AABF Genel Başkan Yardımcısı ve YOL TV Müdürü sıfatları üzerine oturan şahıs işte bunu yapmıştır ve de yapmaya devam etmektedir. Bence burada asıl sorumluk Örgütsel bir bütünlük içinde AABF’nindir. AABF’nin ve üyelerinin bu çarpık ilişkiler karşısındaki kayıtsızlığı yine yukarıda sözünü ettiğim ‘Sağ ile anılmanın Olağanlaştırılması’ konseptinin sonucu olsa gerekir… Alevilerin Maraşı, Çorumu, Sivası unutma lüksü olabilir mi? Hele hele bunu örgütsel bir duruş içinde yapmak kime ve hangi çevrelere hizmet edebilir ki… Bir Ulu Dergâha eline kan bulaşanların müdahalesinin anlamı ne olabilir ki…
AKP’lilerle Mum Restoranda buluşmanın bizzat AKP eli ile gazetelere servis edildiğini de eklersek, durumu kimin hangi amaçla ve nasıl kullanmak istediğini de, olayın Alevilerin cephesinden taşıdığı anlamı da bir nebze de olsa kavrayabiliriz diye düşünüyorum.
Anadolu Alevileri- Muhtemelen biliyorsunuzdur, 26 Kasım 2006'da çok tartışmalı bir ABF Olağanüstü Genel Kurulu gerçekleşti. Sizin bu konu hakkındaki, olağanüstü genel kurul öncesi ve sonrası ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?
Enver Cemal- ABF Kongresini bizzat izleyemedim, kimi haberlerden ve yazılardan anlaşıldığı kadarıyla 2007 yılı Milletvekili Seçimlerini hedef alan bir grup gözünü karartmış anlaşılan… Maalesef oligarşinin tunç yasası böyle işliyor. Barış Partisi sürecini hatırlayanlar bu grupta yer alan isimlerin benzerliğini fark etmiş olmalıdırlar. Belli ki bu grubun siyasi hevesleri ve beklentileri seçim dönemlerinde başkaca birçok şeyin önüne geçebilmektedir.
Alevlerin sol ile kurduğu tarihsel bağın bu gün için taşıdığı güncel anlamını törpülememek kaydı ile Alevi Örgütleri üzerinden yürütülecek bir seçim sürecinin geçerlilik taşımayacağını;, dahası da, önemli de olmadığını düşünüyorum. Yani asıl tehlike sağa savrulmaya aracılık etmektir. Asıl tehlike sağın aleviler arasında taşeronluğunu yapmaktır. "AKP ile Kadeh Tokuşturan Aleviler '' başlıklı haber bu açıdan önem taşımaktadır.
Bu gün kendini sol ile anan Alevilerin ise her seçim döneminde olduğu gibi tercihlerini kimlik siyasetinden bağımsız olarak kullanması anlaşılır görünüyor. TESEV’in kamuoyuna yansıyan anketi bu durumu doğrulamaktadır. TESEV Anketinde Alevi Kimliğine vurgu %2’yi dahi bulmamaktadır. Alevilerin toplumsal algılayışlarının çok kimlikli zeminde yürümesi çağdaş politika kuramlarına uygunluk göstermesi açısından doğrudur. İşçi Alevi ile Patron Alevi arasındaki çelişki Alevi Kimliği çerçevesinde dahi aşılamamaktadır. Bunun anlamı çemberlerin kesişen bölümlerinin azlığıdır.
Her seçim döneminde olduğu gibi bu seçim döneminde de CHP, DSP gibi partiler, siyasi hevesleri ve beklentileri olan Alevi Örgütlerindeki yöneticileri yanlarında tutmak isteyeceklerdir. Ancak geçtiğimiz günlerde gazetelere yansıyan Alevi Örgütlerince CHP ve DSP gibi partilerden "kontenjan" isteneceği, bu partilerin öneriyi kabul etmemeleri durumunda ise bağımsız adaylarla seçime gidileceği gibi önü arkası belli olmayan afakî varsayımların geçerlilik taşıması mümkün değildir. Bu durum zaten bu partilerde yıllardır milletvekili beklentisi içinde olan Partili Alevilere haksızlık yaratması bakımından da kabul göremez. Ayrıca bu partiler TESEV anketinin işaret ettiği gerçeği görmeyecek pratik öngörüsüzlük içinde de hiç olamazlar.
Ayrıca geçmiş seçim dönemleri de benzer kontenjan beklentileri içinde gelip geçmiştir. Geriye doğru seçim dönemlerinin gazeteleri tarandığında bu durum açıklıkla görülebilecektir.
Burada asıl sorun örgütsel enerjilerin ve birikimlerin siyasi hevesleri ve beklentileri olan oligarşik bir grubun elinde heba edilmesidir. Maalesef önümüzdeki süreçte bu yaşanacak görünmektedir
Anadolu Alevileri- Tartışmaların önemli maddelerinden birisi de Hubyar sorunu idi. Bir Alevi olarak, Hubyar sorunu hakkındaki fikirlerinizi alabilir miyiz?
Enver Cemal- Alevi Örgütleri ile ilgili izleyicilik, önümüze Hubyar Dergâhı ile ilgili tartışmaları doğallıkla çıkarmaktadır. Ulu bir Alevi dergâhı etrafında yürüyen bu tartışmalar üzücü olmakla birlikte kimi gerçekleri göz önüne sürmesi bakımından manidardır.
Çok basit bir araştırma ve soruşturma bu gün bu dergâhın dede-ağa karışımı bir toplumsal iktidar yansıması olan Şeyhlik eli ile yönetildiğini göstermektedir. Yine bu iktidar biçiminin geleneksel siyasi ilişkileri içinde taşıdığı görülecektir. Maalesef Hubyar Dergâhını elinde bulunduranlar bu verili durumu sürdürmek için sağ siyasetlerle buluşmakta gecikmemişlerdir. Gerçekten de Tokat ve çevresinden Aleviler ile yapacağınız mülakat bu gerçeği gözler önüne sermektedir. Nitekim her iktidar biçiminde olduğu gibi kendini üretme çeşitli iktisadi ve dinsel olgularla yeniden ve yeniden üretilir. Geçenlerde YOL TV’de Hubyar Dergâhı Şeyhinin yaptığı cem töreni Alevilerin geleneksel cem törenlerinden farklılıklar taşıyordu. Dikkatli izleyicilerin gözünden kaçmamış olmalıdır. Şeyh, taliplerden yaklaşım bir metre yükseklikte kendisine ayrılan bölümde oturarak cem törenini yönetti; oturduğu bölüm adeta kralları anımsatıyordu. Oysaki Geleneksel Alevi Törenlerinde Dede ve Talip aynı yükseklikte veya zeminde oturur ve “Eşiktekinin ve Döşektekinin eşitliği’ bu şekilde sağlanır.
Sonuç olarak bu gün Hubyar Dergâhı feodal bir dinsel iktidar tarafından yönetilmekte olup, bu duruma itiraz edilmesini doğallıkla karşılamak gerekir. Alevilerin tarihsel alışkanlıkları da bunu gerektirir.
Sorun şu ki, kimi Alevi Örgütlerinin Başkan ve yöneticilerinin feodal dönemden kalan bu dinsel iktidar ilişkisini güzellemeye kalkmalardır. Bu durumu ise ne pahasına olursa olsun hiç anlaşılır bulamıyorum.
Anadolu Alevileri- Bize zaman ayırmış olduğunuz için teşekkür ederiz. Size iyi çalışmalar dileriz.
Enver Cemal- Ben teşekkür eder, çalışmalarınızda başarılar dilerim.
Kaynak: aleviler@googlegroups.com/Anadolu Alevileri Mail Grubu
(BG Editör: admin)
ÇOK ÖNEMLİ UYARI: Sitemizde yayınlanan tüm yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Herhangi bir başvuruda, bu yorumları yazanlara dair her türlü bilgi, adli mercilere ulaştırılacak, gerekli hukuki önlemlerin
alınmasına yardımcı olunacaktır. Editörlerimiz; hukuk veya ahlak dışı mesajları yayından kaldırabilir; sorumluların
saklı tutulan bilgilerini hukuk danışmanı aracılığıyla adli kurumlara iletir.
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|