|

Türkiye'de çocuğu zorunlu din dersine girmeyen tek veli olan, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği başkanı Ali Kenanoğlu ile Ali Ersin Kelleci, Renkhaber için bir röportaj gerçekleştirdi. Kenanoğlu, "Bu davayı kazanamayacağımızı düşünüyordum." dedi. Renkhaber'den aktarıyoruz:
15 Mart 2008 14:53
Çocuğu din
derslerine girmeyen
tek kişi konuşuyor:
‘Bu davayı
kazanamayacağımızı düşünüyordum…’
“Din dersinin bu içeriğiyle zorunlu
tutulmasını hukuka aykırı” bulan Danıştay 8. Dairesi’nin 3 Mart’ta zorunlu
din dersleri ile ilgili aldığı tarihi karar geniş yankı yarattı. Hükümet
kanadından, muhalefet partilerine; AİHM yetkililerinden çeşitli sivil toplum
kuruluşlarına kadar her kesimin görüşünü beyan ettiği söz konusu davayı açan ve
Türkiye’de çocuğu din derslerine girmeyen tek kişi olan Hubyar Sultan Alevi
Kültür Derneği Başkanı Ali Kenanoğlu ile mevzu bahis kararı, dava
sürecini ve bu süreçte yaşanılanları konuştuk.
- Danıştay 8. Dairesi zorunlu din derslerine
ilişkin açtığınız davada lehinize karar verdi. Nasıl
karşıladınız?
Bölge İdare Mahkemesi’nin esas hakkındaki
olumlu kararından sonra böyle bir kararı Danıştay’ın onaylamasını bekliyordum.
Kendi adıma ve yürütmüş olduğumuz mücadele adına çok mutlu oldum.

- Biraz geriye
dönecek olursak, dava açma fikri nasıl doğdu peki?
Kendim bizzat zorunlu din dersi işkencesine
maruz kalmış birisiyim. O nedenle kendi çocuğumun da aynı şeyleri yaşamasını
istemiyordum. Ayrıca bir Alevi kurum başkanı olarak da Alevi çocuklarının din
dersi ile nasıl asimilasyona tabi tutulduklarını da biliyorum. Tüm bu
sebeplerden dolayı hukuki mücadele yöntemini seçerek bu yola başvurdum.
- Kazanacağınızı umuyor muydunuz baştan bu
yana?
Davayı açtığım zaman ‘kesinlikle
kazanamayacağım’ diye düşünüyordum. Çünkü benden önce açılmış ve kaybedilmiş
bir dava vardı. -AİHM’ye giden dava bu- Ama bu tür davalar açılarak hukukun
zorlanması gerektiğine inandığım için, kazanamayacağım diye düşünsem de dava
açtım.
- İstanbul 5. İdare Mahkemesi'nin lehte
kararından sonra valilik itiraz etti değil mi? Neler yaşandı bu süreçte?
İstanbul 5.İdare Mahkemesi’nde davayı esastan
kazanmama rağmen, valilik ısrarla itiraz etmeye devam etti. Hatta birkaç aşamada
itiraz etti. Yürütmeyi durdurma almıştım, ona da itiraz etmişlerdi. Yani ısrarla
‘senin çocuğuna din dersi okutacağız’ yaklaşımını sürdürdüler.
- Çocuğunuz ne zamandan beri din derslerine
girmiyor?
İlk önce 2006 yılının başında yürütmeyi
durdurma kararı aldık ve çocuğum din dersine girmemeye başladı. Arkasından
valiliğin yürütmeyi durdurmaya itirazı kabul edildi. Sonra tekrar din dersi
almaya başladı. 2006 yılının sonunda ise davayı esastan kazandım ve çocuğum
tekrar din dersine girmemeye başladı. O günden bu yana da girmiyor.

‘Yeni davalar açacağız’
- Kararın emsal teşkil etmesi sebebiyle
bundan sonra diğer Alevi ailelerin de sizinle aynı metodu izleyebileceklerini
söylemek mümkün mü?
Tabii ki mümkün. Artık süreç o kadar da uzun
olmayacak. Çok kısa süreler içerisinde bu davaya dayanarak kararlar
alınabilecek.
- Hükümetin bu kararla ilgili tavrı sizce ne
olacak?
Hükümet tavrını belli etti zaten. İlk gün Sayın
Dengir Mir Mehmet Fırat açıklama yaptı, “Danıştay haddini aştı” diye.
Sonra Hüseyin Çelik ve Cemil Çiçek de açıklama yaptılar. Kararı eleştirdiler. ‘Yanlış
karardır’ dediler. ‘Müfredat değişti’ dediler. Kabul etmek
istemediler. Kendi işine gelen konularda demokrasi havarisi kesilen hükümet,
bizim çocuklarımızın zorla din dersi alması gerektiğini savunmaya devam ediyor.
Niyetlerini ve demokrasiden ne anladıklarını çok net bir şekilde bu davaya
ilişkin yaptıkları açıklamalarla ortaya koymuşlardır.
- Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu
kararla ilgili çeşitli itirazlarda bulundu. Neler söyleyeceksiniz?
Diyanetin amacı
Alevileri Sünnileştirmektir. Bu tür davalar ve kararlar bunların işine
gelmiyor. Diyanetin Aleviliğe bakışı bellidir. Cemevlerinin ibadethane
olamayacağını, Aleviliğin Nakşilik ve Nurculuktan farklı olmadığını iddia
ediyorlar. Hatta hükümetin, “Cemevlerini ibadethane statüsüne alacağız”
şeklindeki bir açıklamasına Mekke’den fetva vererek karşı çıkmıştı. Bardakoğlu
Mekke’den verdiği fetvada, ‘’İbadethanelerin yasalarla belirlenemeyeceğini,
Cemevleri diye bir ibadethanenin olmadığını, yasayla da olmasının mümkün
olmadığını‘’ söylemişti. Bu fetva üzerine de demokrat hükümetimizin sesi
çıkmamıştı. Bizim paralarımızla beslenen Diyanet İşleri Başkanlığı’nın her
bir ferdine kazançlarımızı ve haklarımızı haram ediyoruz. Bu vebal
onlara yeter.
- Gündemimizde uzun bir süredir türban
konusu var. Türbanın kamusal alanda serbest olmasını isteyen kimi kesimlerin bu
kararla ilgili bazı eleştirileri söz konusu. Siz ne diyorsunuz bu duruma?
Türban konusunda demokrat kesilenlerin bu karar
karşısında ya sesi çıkmadı ya da aleyhte görüş belirttiler.
Türban konusunu inanç özgürlüğü ve özgürlük
savunması adı altında ortaya koyanlar, bizim kazandığımız bu davayı ve bizim
çocuklarımıza zorla verilen din derslerini savunmayı ihmal etmediler. Bu
çelişkiyi türbana destek açıklaması yapan solcu aydınlarımız da iyi
görmelidirler. Biz özgürlüklere bir bütün olarak bakıyoruz. Bu gerek inançsal,
gerekse kimlik ve kültürel olarak tümü özgürlükler kapsamındadır. Özgürlükler
bir bütündür. Eğer siz yurttaşlarınızın özgür bir yurttaş ve özgür bir toplum
olmasını istiyorsanız, yasalarımızdaki tüm özgürlük karşıtı kanunları
değiştirmek ve/veya özgürlüklerin önünü açacak tüm düzenlemeleri bir arada ele
alırsınız. Bunu, içinden tereyağından kıl çeker gibi sadece türban sorununu alıp
onun gereğini yaparsanız, bu tutarsızlık olur. Hele hele türbana özgürlük deyip
Alevilerin taleplerine sırtınızı çevirirseniz, kazanılmış bir davaya bile
tahammül edemezseniz bu sizin gerçek niyetinizi ortaya koyar.
- CHP Genel Başkanı Deniz Baykal size
telefon açtı galiba. Ne konuştunuz?
Evet, bu davayı zaferle sonuçlandırmamız
üzerine mutluluğunu belirtti ve tebrik etti. Ben de nezaketi için teşekkür
ederek, mücadelemizi meclise de taşımalarını rica ettim.
- Alevi Dernekleri, Federasyonları karardan
sonra şimdi nasıl bir yol izleyecekler?
Alevi Kuruluşları bu sürecin takipçisi
olmalıdırlar. Hükümetten bir yasal düzenleme gelmediği takdirde bu davalar bir
kampanyaya dönüştürülmelidir. Alevi kurumları da artık aktif eylemliliğe
geçmelidir.
- Teşekkür ederiz.
Ben teşekkür ederim.
Ali Ersin Kelleci/RenkHaber
Kaynak: www.renkhaber.com
(BG Editör: admin)
ÇOK ÖNEMLİ UYARI: Sitemizde yayınlanan tüm yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Herhangi bir başvuruda, bu yorumları yazanlara dair her türlü bilgi, adli mercilere ulaştırılacak, gerekli hukuki önlemlerin
alınmasına yardımcı olunacaktır. Editörlerimiz; hukuk veya ahlak dışı mesajları yayından kaldırabilir; sorumluların
saklı tutulan bilgilerini hukuk danışmanı aracılığıyla adli kurumlara iletir.
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|