|

İlki geçen hafta gerçekleşen Pazar Sohbetleri bu hafta da sarsıcı bir şekilde yoluna devam ediyor. Gündeme ilişkin birçok konuya parmak basılan söyleşide Ceyhun Günal'ın sorularını yanıtlayan Avukat Ali Yıldırım, haftanın en konuşulan olayı olan 'düello' meselesinde Kemal Kılıçdaroğlu'nu, yolsuzluk çarkına çomak soktuğu için kutluyor. İşte o çarpıcı söyleşi:
28 Eylül 2008 12:56
"AKP'Lİ ÇİFTÇİ, AKP'DEN KURTULUŞUN UMUDUDUR!"
Ali Abi merhaba. Nasılsın bu hafta? Var mı yaramaz bir durum?
Merhaba Ceyhun. Biliyorsun uzun süredir evde kalmak durumundaydım. Bu hafta işe başladım. İnsanları görmek, insanların arasında olmak, yaptığınız ettiğiniz işlere dair insanlardan tepkiler almak güzel, hoş bir duygu. Yaramaz duruma gelince aslında her şey durduğunuz yere bağlı diye cevap vereceğim doğru ama çok klasik bir cevap olacak. Sokakta gördüğüm yoksulluk, geçim sıkıntısı… İnsanların bu anlamda hayata yetişme telaşı bir çok şeye üstün geliyor.En çok konuşulan ise yolsuzluk. Tabii bu ikisi arasında yolsuzluğun ve yoksulluğun bir hükümet politikası olarak tercih ediliyor olması ise çok fark edilen bir durum değil. Sözgelimi iktidar çevreleri o iftar senin bu iftar benim diye gezerek Ramazanla yine bir çok şeyin üstünü örtüyorlar. Fakat artık görünen o ki mızrak çuvala sığmıyor. Turgutlulu çiftçi Arınç'ın azarlamalarına rağmen partiliyim ama iktidarımızın uygulamalarından perişanım diye haykırabiliyor. Bu haykırışı Türkiye adına AKP'den kurtuluş için bir umut kapısı olarak görmek gerekiyor.
Abi geçen hafta ilk sohbeti yaptık. Biliyorsun bizim Alevionline'ın kardeş sitesi Aleviweb forumumuz var. Oradaki arkadaşlar sohbetimizi okudular. Size de selamlarını ilettiler. Yalnız bir "polemik" konusuna takılmışlar. Siz bu polemiğe zaten bir yazı ile değinmiştiniz. Ben o yüzden sormadım bu konuyu. Alevionline'ın köşelerindeki bu karşılıklı eleştiriler konusunda bir şey eklemek ister misin abi?
-İnsanlarımızın duyarlılıklarını anlıyor ve haklı buluyorum. Ben kendi adıma böyle bir tartışmanın tarafı olmaktan hiç mi hiç hoşnut olmadığımı belirtmek isterim. Zaten herhangi bir yazı yazıldığında da cevap vermeme kararındayım. Gerçekten Demokratların, Solcuların, Alevilerin çok ciddi sorunları var ve enerjimizi bu sorunları çözmek üzere harcamalıyız. Alevionline'da da yazdığım gibi eleştiri yaşamsaldır ve ilerleticidir. İftira ve hakaret ise zaten bizim kitabımızda yer almaması gereken kavramlardır. Siyasal eleştiriden hiç gocunmam, çünkü yargıyı verecek olan zamandır. Ama hakaret ve iftira karşısında insan zorunlu olarak savunma reflekslerini tutamıyor. Hüseyin Gazi konuşması üzerine Avrupa'dan ve Türkiye'den onlarca telefon aldım, insanlar AKP iktidarına karşı Alevilerin temel taleplerinin bu denli açık biçimde ortaya konulmuş olmasından dolayı memnuniyetlerini dile getirdiler. Bu konuya dair son sözüm şudur, birbirimizle uğraşmayı bırakalım ve AKP karanlığını süpürmek için kolları sıvayalım.
SİYASET SEÇKİNLERİN BELİRLEYİCİLİĞİNDE OLMAMALI
O zaman bu haftaya geçelim. Bu haftanın en önemli gündemi malum "düello" hadisesiydi. İçeriğine geçmeden; biçimi sormak istiyorum. Siyasetin böylesine medya önünde diyaloglar düzeyine evrilmesine tepki duyan köşe yazarları var. Ben böylesine spontane gelişen diyalogların ve umuma açık alışverişlerin daha olumlu, toplumun bilgilenmesi açısından daha faydalı olduğunu düşünüyorum. Farklı mı düşünüyoruz?
Siyaseti seçkinlerin işi olarak gören, siyasetin yine seçkin mekanlarda ve yine seçkin araçlarla yapılmasını önerenlere hiç katılmıyorum. Görüşler, düşünceler, anlayışlar en dikkat çekici ortamlarda, en katılımcı kanallarla, en işlek mekanlarda ortaya konulursa anlatılanın aslında bizim hikayemiz olduğunun farkına daha bir varırız. Siyaset yalnızca milletvekillerinin işi değil ki, tümümüzün hayatı. Tam da söylediğin gibi bu tartışma bir maç heyecanıyla beklendi ve izlendi. Siyasete ilgi belki de bu derecede ilk kez seçim günü kadar yüksek oldu. Aslında uluorta bu konular tartışılmaz ciddiyetinin insanları tümüyle siyasetin dışına atan, siyasete yabancılaştıran bir söylem olduğu görmezlikten geliniyor. Bu anlamda Meclis başkanı Toptan'ın tartışmayı çağrısını hiç anlamlı bulmadığımı da belirtmek isterim.
Düello olayına geçersek... İzleyebildin mi tartışmayı? Ne düşünüyorsun konuşulanlar hakkında?
Elbette izledim. Az önce de söylediğim gibi konu bir bütün olarak iktidarın zihniyetine odaklanıyor. Yani mesele yalnızca AKP Genel Başkan Yardımcısının açmazları değil. Yolsuzluk hükümet için bir yönetme biçimi olmuş durumda. Ve tartışma sonrası AKP çevreleri koro halinde Fırat'ı alkışlıyorlar. Ne tartışılmış, iddia ne savunma yeterli ve gerçekçi mi, haklı mı umurlarında değil. Benim hırsızım iyidir mantığı iktidarı çepeçevre kuşatmış durumda. Yolsuzluklar, haksız hukuksuz rant aktarımları hükümeti var eden ve ayakta tutan temel unsurlar. Bu ayaklarda ciddi bir çatırdama gözleniyor. Yapılmasında değil. Gizlenmesinde. Bak, başbakanın Doğan gurubuna savaş açması işte bu açıdan son derece hayırlı olmuştur. Şöyle ki, gerek merkezi iktidarın gerekse iktidara bağlı belediyelerin Türkiye'nin dört bir yanındaki kirli işleri Doğan gurubu tarafından ortaya dökülmeye başlanıldı. Bu nokta da iktidarın sonunu getirmek açısından ciddi bir çatlak açacaktır. Kemal beyi kutlamak gerekiyor. Zaman gazetesi görüyorsun AKP Genel başkan yardımcısını korumak adına Kemal beyin Dersimli olduğunu bile bir karşı koz olarak kullanmaya kalkışıyor. İktidar bir çıkar ortaklığına dönüştüğü için paydaşlar birbirlerinin avukatlığını üstlenebiliyor. Evet kutlamak gerekiyor Kemal beyi bu çıkar ilişkilerine sağlam bir çomak soktuğu için, iktidarın dengesini bozduğu için.
"HALE KIYICI OLMASAYDI, SADECE BİR DEVRİM ŞEHİDİ OLARAK ANILACAKTI" Abi bir de geçen hafta biz Alevionline'da Taylan Özgür'ün katledilişi konusuna değindik. 39 yıl olmuş bir cinayet. Hala failler ortada yok. Alevionline'ı okuduysan, Can Dündar'ın önemli iddiaları var. Ama hiç bir gelişme yok bu konuyla ilgili. Takip edebildin mi? Üstelik basın da Can Dündar dışında hemen hemen hiç değinmedi bu konuya, yıldönümü olmasına rağmen. Türkiye'nin "sağ-sol kamplaşması" olarak bilinen döneminin belki de ilk faili meçhul cinayeti. Onlarca yıla damgasını vuracak çatışmalar bu cinayetle başlıyor. Ama kimseden ses yok, seda yok. Nedir bu sessizliğin nedeni sence?
İşin içine devlet, devlet adına görev yapan sivil güçler katıldığı anda bu tür konularda derin bir sessizlik başlıyor. Taylan Özgür cinayeti de bunlardan biri. Kardeşi Hale kıyıcı hanım olmasa muhtemelen yalnızca bur devrim şehidi olarak kalacaktı. Yani onu katleden, ona kurşun sıkan bir failin olduğu, suç işleyen bu kişinin yargılanıp cezasını çekmesi gerektiğini düşünüyor olmayacaktık. 12 Mart 1971'e gelirken ve 12 Mart sürecinde peş peşe bir çok cinayet işleniyor ve tüm bu cinayetlere ilişkin derin bir sessizlik hüküm sürüyor. Cinayeti işleyen veya işleten kamu gücü ise belli olan fail hep meçhul kalıyor. Sözgelimi 27 Mayısın simgelerinden olmuş Turan Emeksiz cinayetinde de durum böyle. Yine Vedat Demircioğlu cinayetinde de durum böyle, yani sessizlik.
Başbakan bu sefer de Ramazan bayramı mı, Şeker bayramı mı mevzuuna takıldı. Ne diyorsun abi sen?
Evet ben de taktım başbakanı bu şeker değil ramazan, tatil değil bayram empozesine. Başbakanın elinde olsa hepimizi hizaya sokacak, kesip biçip bir örnek haline getirecek. Aslına bakarsan sahip olduğu dünya görüşünün, hayata bakışının, zihniyetinin bir yansıması bu. Fakat Tayyip bey sonunda bu ülkede yaşayan herkesin başbakanı olmak durumunda. Yasalar öyle emrediyor. O kendini böyle görmese de. Yani şeker diyenin de, tatil diyenin de. Ramazan ve bayram ilada. Bu hayatı tek tipleştirme zihniyeti çok tehlikeli. Başbakan kendilerinden olmayanı hep öteki olarak görüyor. Öteki olanın ise ne hakkı oluyor ne hukuku. En çok özgürlükten, en çok demokrasiden söz edenlerin özgürlük ve demokrasiden nasiplerini almamış olmalarının somut kanıtı diyelim ve geçelim istersen.
"BUNLAR BİRBİRLERİNİN AYNISI, KOPYASI!"
Hay hay. RTÜK Başkanı Zahid Akman'a geçelim dilersen biraz da. Deniz Feneri ile ilişkilendiriliyor bildiğin üzere. İstifası istendi ama kabul edilmedi RTÜK toplantısında. Şimdi arada bir televizyonlarda gözüküyor.
Evet haklısın Zahit Akmansız bu hafta kapatılmaz. Bu tayfa hep birbirinin kopyası. Senaryoları bile korsan ve kopya. Yani sıfır yaratıcılık. Ne mi demek istiyorum. Zahit Akman NTV'de konuştu, güya kendini savunacak! Ne dedi biliyor musun? RTÜK olarak çocukları televizyonların zararlı etkisinden korumak için aldığımız önlemlerden dolayı yabancı ülkelerin gizli servisleri şahsıma karşı bir komplo kurmuş durumdalar. Yani zahit beye adını vermediği yabancı ülke gizli servisleri kompo kurmuş. Çocuk tacizcisi Hüseyin Üzmez'de bana ilaçlı kola içirdiler dememiş miydi. Akman'la Üzmez'in savunma konsepti ne kadar da benziyor değil mi…
Röportajı bitirirken son sözlerini alalım abi…
Haftaya dair son sözümü Greenpace üyelerine söylemek istiyorum. Greenpace'in doğa ve çevreyi koruma konusunda takdir edilen bir mücadelesi var. Ama Beşiktaş Motor İskelesinde iftar menüsü hazırlamak hiç mi hiç görev alanlarına, takdir toplayacak faaliyet anlayışlarına girmiyor. Greenpace'in Beşiktaş Motor İskelesinde güneş enerjili iftar menüsü hazırlayıp sundukları haberini okuduğumda muhafazakarlaşmanın, mahalle baskısının kimlere, nerelere kadar sirayet ettiğini düşündüm. Biz bilirdik ki, onlar dinler inançlar karşısında taraf değildi, özgürlük, doğa aşıklarıdır. Farkında olarak ya da olmayarak Greenpace adına yazık etmişler. Haftaya görüşmek üzere.
(BG Editör: CG)
ÇOK ÖNEMLİ UYARI: Sitemizde yayınlanan tüm yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Herhangi bir başvuruda, bu yorumları yazanlara dair her türlü bilgi, adli mercilere ulaştırılacak, gerekli hukuki önlemlerin
alınmasına yardımcı olunacaktır. Editörlerimiz; hukuk veya ahlak dışı mesajları yayından kaldırabilir; sorumluların
saklı tutulan bilgilerini hukuk danışmanı aracılığıyla adli kurumlara iletir.
Haber Yorumları (1 adet)
alideniz707
|
|
Merhaba
|
Ali abi Zahid ile Hüsey,in benzetmen süper oturmuş:)))
Greenpace ise, seninde dediğin g,ibi gerçekten bildiğimiz doğasına aykırı davvranışlar sergilemiştir. Doğaya olan aşkları mahalle baskısına yenik mi düştü acaba?
Sohbetleri ilgi ile takip ediyor, devamını diliyorum.
Sevgiler |
| 29.09.2008 10:15:51 |
|