ÖDP'de Çok İlginç Şeyler Oluyor - ÖZEL HABER Gazeteler
Şubat 2006'dan bu yana haberde kalite  
 

Haftanın Çok Okunanları
Devamını Oku 7 genç öldü Vakit'e gün doğdu
Devamını Oku TRT nin Muharrem Programı
Devamını Oku Nakşibendi Şeyhinin Cenazesine 10 Bin Kişi Katıldı
Devamını Oku Bahçelievler'de Yılbaşında İçki İçmek / Satırlanmak
Devamını Oku ÖDP'de Çok İlginç Şeyler Oluyor - ÖZEL HABER

En Son Yorumlananlar
Devamını Oku Veliyettin Ulusoy'a Cevabımdır
Devamını Oku Hangi Sorunlarımız Daha Öncelikli?
Devamını Oku ÖDP'de Çok İlginç Şeyler Oluyor - ÖZEL HABER
Devamını Oku İzzettin Doğan ABF'ye Neden Teşekkür Etmeli?
Devamını Oku Alevilik İslam İçidir/Dışıdır Sorunsalı

Tele Rehber - Televizyon Rehberi

Basında

ÜYE GİRİŞİ

Kullanıcı Adı
Şifre

Üye Olayım

Şifremi Unuttum

Rss/XML
RSS




Alevi Siteleri Listesi

Anasayfa> Röportaj> Renkhaber'den Medyayı Sarsacak Röportaj
 Renkhaber'den Medyayı Sarsacak Röportaj

Renkhaber'den Medyayı Sarsacak Röportaj
Son bir yıldır 'Medya Meydan Muharebesi' yaşıyoruz deyim yerindeyse. SABAH ve ATV'ye Dinç Bilgin iş birliği ile TMSF'nin el koymasından sonra şiddetini artıran medya grupları arasındaki savaş genişleyerek sürdü. Bu sefer işin içine TMSF de bizatihi girmiş ve savaşın en asli unsurlarından biri olmuştu.



5 Ağustos 2008 15:01

ÖZAY ŞENDİR SUSKUNLUĞUNU BOZDU: "EN BÜYÜK OLACAĞIZ!"

 

Son bir yıldır 'Medya Meydan Muharebesi' yaşıyoruz deyim yerindeyse. SABAH ve ATV'ye Dinç Bilgin iş birliği ile TMSF'nin el koymasından sonra şiddetini artıran medya grupları arasındaki savaş genişleyerek sürdü. Bu sefer işin içine TMSF de bizatihi girmiş ve savaşın en asli unsurlarından biri olmuştu. TMSF yönetimindeki SABAH gazetesinde yaşananlar, yeniHarman dergisi editörü Kutlu Esendemir'in 'İlahi El Koyuş' isminde kitaplaştırdığı, basının önemli isimlerinin konuk alındığı röportaj dizilerinde derinlemesine işlenmişti.

Ama bir kişi vardı ki, yıllardır medyanın stratejik yerlerinde bulunmasına ve önemli isimlerle çalışıp, çok ciddi olaylara tanıklık etmiş olmasına rağmen suskunluğunu korumuştu bugüne kadar. O kişi, TMSF'nin SABAH ve ATV'ye el koyduğu dönemde gazetede köşe yazarı olarak oldukça konuşulan yazılar kaleme alan ve daha önceden haber koordinatörlüğü görevinde de bulunmuş olan Özay Şendir'den başkası değildi. Bugün Ciner Medya Grubu'nun en önemli isimlerinden biri olan deneyimli gazeteci Fatih Altaylı'nın 14 yıldır yakın çalışma arkadaşlarından biri olarak bilinen Özay Şendir, o uzun suskunluğunu Renkhaber için bozdu. Halihazırda Haberturk.com'da yazmaya devam eden ve Kanal 1 Haber Genel Koordinatörü olarak da televizyondaki görevini icra eden Şendir, yılların verdiği deneyim ve birikimle oldukça cesur açıklamalarda bulundu. Tüm sorulara açık yüreklilikle, isim saklamadan ve gölge oyunu yapmadan cevap veren Şendir, medyadaki kimi toz bulutlarının da ortadan kalkmasına vesile olacak bu röportajla.

Sözü daha fazla uzatmadan, sizleri her satırında çarpıcı bilgilerin olduğu bu önemli röportajla baş başa bırakıyoruz şimdi…

                                                                                                               Ali Ersin Kelleci

 

İşkenceci polisleri haber yaparken gazeteci oldu 

Bu mesleğe ilk olarak nerede ve nasıl başladınız Özay Bey? 

Gazeteciliğe tamamen bir tesadüf eseri başladım. Ağustos 1980'de işkence sonucu öldürülen Faruk Tuna'nın babası, babamın arkadaşıdır. İşkenceci polislerden biri hakkında açılan davayı haber yaptırmak için gazete gazete dolaşırken yolum 2000'e Doğru'ya düştü. Görüşeceğim kişiler o zamanki Kıbrıs Özel Temsilcisi Nelson Ledsky ile Asil Nadir görüşmesini tartışıyorlardı. "Yanlışınız var" deyip yerel gazetelerde okuduklarımı anlattım. "Şunu bir yaz" dediler yazdım. Faik Bulut yazdıklarımı okudu, sağını solunu  çizdi ve sonra da "Gazeteci olmayı düşünür müsün?" dedi. "Olur" dedim ve mesleğe Kıbrıs muhabirliği ile başladım. O ilk haberim Ahmet Altan ile Neşe Düzel'in 'Kırmızı Koltuk' programında Asil Nadir'i en fazla sıkıştırdıkları bölüm oldu. Sonra Kıbrıs'ta yerel gazete ve dergilerde ve uluslararası radyoların Türkçe servislerinde muhabirlik yaptım. Sonra da İstanbul'a döndüm.

 

'Fatih Altaylı'nın doğruluğunu ve cesaretini severim'

O zamanlarda kendinize idol olarak gördüğünüz herhangi bir gazeteci var mıydı? 

İdol aldığım bir gazeteci yoktu ama bir gün Milliyet'te yazmanın hayalini kurardım. Ümit Zileli ile Milliyet binasındaki Radyo Kulüp'te çalışırken "Bir Sütaş alana, bir Milliyet bedava" reklamı çıktı ve o gün bu düşünceme veda ettim. BEST FM'de program yaptığı dönemde Fatih Altaylı ile çalışmak isterdim. Bir gün randevu alıp gittim ve bir konu anlattım. Açıkçası iş istemeye utanmıştım. Sonra o, Doğan Radyoları'na geldi.14 yıldır birlikteyiz. Altaylı'nın doğruluğunu, pek belli etmediği duygusallığını ve cesaretini severim. Birand'ın girişkenliği hoşuma gider. Bir de herkes sivri çıkışlarını bilir ama Fatih Aksoy'u bu piyasadaki en mert adamlardan biri olarak tanımlayabilirim.

 

'Radyo Foreks okuldu'

Radyoculuktan keyif alıyor muydunuz? 

Dergi, radyo, gazete ve televizyon… Buna interneti de eklersek medyanın tüm alanlarında çalıştım. En keyif aldığım yer ve iş  BBC Radyo Foreks'ti. Foreks, Türkiye'nin ilk ve tek haber radyosu idi ve bana sorarsanız boşluğu hala doldurulamadı. Şu anda haber kanallarındaki ekran önü ve arkasında başarılı işler yapanların çoğu Foreks çıkışlıdır. Radyoculukta haber dışında bir de Radyo D'deki şiir programları kısmı var ki, her hafta sadece iki saat süren yayına hazırlanmak 3-4 gün sürerdi.

 

'Güngören'in, PKK'nın işi olduğunu Cuma sabahı yazdım'

 "Güngören'deki saldırının faili belli oldu" başlıklı yazınızın son paragraflarında BBC muhabirinin Murat Karayılan ile yaptığı röportaj vesilesiyle, "Türk F-16'ları neden köyleri de vuruyor?" diye soranlar acaba bu izlenimlerden bir sonuç çıkartmayı düşünürler mi? şeklinde bir sualde bulundunuz. Internetteki izlenimlerimize göre bu sözünüz pek anlaşılmadı galiba. Açar mısınız isterseniz okurları(m)nız için?

"Güngören'deki saldırının faili belli oldu" başlıklı yazımda "Türk F-16'ları neden köyleri de vuruyor diye soranlar bu izlenimlerden bir sonuç çıkartmayı düşünürler mi?" diye yazmamın sebebi burada ya da bir başka yerde bombaların patlamasından hoşlanmak değil. Türkiye'de kimileri kendilerini orduya "düşman" ya da orduya "dost" diye konumlayarak  gazetecilik yapmaya çalışıyor. Düşman olanlar hava harekatlarından sonra 'Köyler ve sivil halk vuruldu' diye yazıyor; dost olmaya çalışanlar ise her bombardımanda "PKK bu kez bitti" havası yayıyor. Gerçek ne o, ne de diğeri. O cümleyi, BBC muhabirinin izlenimlerinin  PKK'nın kullanımında olan köyler olduğunu hepimize gösterdiğini anlatmak için yazdım. 

NATO ve Pentagon direktiflerinde düzenli hava saldırılarının fiziki zarardan çok düşman üzerinde yarattığı psikolojik etki ve direnç kırma özelliğinden söz edilir. Gazeteciyim diyenler dönüp biraz araştırsalar bu harekatların amacını anlayacaklar ama kimse zahmete katlanmıyor. Güngören'in PKK'nın işi olduğunu Cuma sabahı yazdım. Cumartesi akşam yazı doğrulandı. Analiz, 'Olsa olsa bunlar yapmıştır' denilerek yapılmıyor. Son bir yılda PKK 20 komuta konseyi üyesinden 8'ini kaybetti. Talabani, PKK'nın denetimindeki bölgeye tüm hizmetleri durdurttu, öğretmenleri geri çekti. Barzani el altından eskisi kadar yardımda bulunamıyor. Yani PKK sıkıştı ve tabanına böyle mesaj vermeyi tercih etti. PKK'nın ne yaptığını ve yapacağını anlamak için Türkiye ve Kuzey Irak kadar Almanya'ya da bakmak lazım. Resmi rakamlara göre 110 bin sempatizanı var. Uzun lafın kısası ben dersime çalışıyorum, neyin nereye gittiğini görmeye çabalıyorum. Çoğunluk kendi duruşuna göre analizler yapıp, hem kendini hem de okuru kandırmaya çalışıyor...   

 

Medyadaki 'kurşun askerler' kimler? Özay Şendir tek tek açıklıyor!

Anayasa Mahkemesi'nde nitelikli çoğunluk sağlanamadığı için AKP kapatılmadı. Bu sebepten 'Medyadaki kurşun askerler' olarak nitelendirdiğiniz bir kesimin, şimdi 'Yaşasın Hukuk' nidaları atacağından ve bu kesimin sözlerine güven olmayacağından bahsediyorsunuz. Kimlerdir bu kurşun askerler? Salt İslamcı medya mıdır, yoksa liberal gözüken kimi cenah da bu tabire giriyor mu? 

'Kurşun asker' tanımlamasını kesinlikle İslamcı medya için kullanmadım. Onlar taleplerinde ve duruşlarında en azından tutarlı ve dürüstler. Benim kurşun asker tanımlamam her dönemin adamı olmayı becerenlerle, bir iddianameyle Türkiye'ye demokrasi geleceğine bizi ikna etmeye çalışanlar. Kim bunlar diyeceksiniz. Farklı farklı kurşun askerler var. Mesela Eser Karakaş hocam AB konusunda tam bir kurşun asker. Her konuda sık sık örnek verdiği İngiltere'de gözaltı süresi 42 güne çıktı. "Hoca böyle iş olur mu?" diyorsun, ses yok.... AB konusunda Brüksel'de ders gören ilk gazetecilerden biriyim. Türkiye'nin AB üyeliğine son derece önem veriyorum ama bunun itaatle değil pazarlıkla olacağını gayet iyi biliyorum.

Sabah'a gelince, Nazlı Ilıcak da benim için bir kurşun askerdir. Refah Partisi Susurluk için 'fasa fiso' dedi. Nazlı Hanım ekranlarda İbrahim Şahin'leri, Haluk Kırcılar'ı konuk etti. AKP çetelerin üzerine gidilsin diyor, şimdi Nazlı Hanım en önde... Emre Aköz ise savcı ve hakimi olan ama savunması olmayan mahkemeler kuruyor... Engin Ardıç aldığı transfer parasını hak ediyor doğrusu ama şarap yazıları durumunu kurtarmıyor. "Bunlar Kıbrıs'ı sömürge yapmak isterler" lafına gelince, Türkiye Ada'ya her yıl yarım milyar dolar hibe ediyor. Hangi sömürge? Hayatım Kıbrıs müzakerelerini izleyerek geçti. Engin Ardıç'ı ne oralarda gördüm, ne de bu konuda bir analizini okudum. Şimdi o da birilerine etiket yapıştıracak ya, sallayıp duruyor. Necati Doğru, "Mehmet Barlas transfer ücretini iade etti sen neden etmedin?" diye sordu, yanıt yok. Ne kadar ciddiye alırsınız bilmem, Star'da Aziz Üstel de kurşun asker olma yolunda ama o şimdilik bakır asker... Taraf'ta Gülay Göktürk de hem yazıları, hem de röportajlarıyla aynı tanımlamaya giriyor. Bakın, Yeni Şafak yazarı Fikri Akyüz Konya'da yaptığı bir konuşmada Maliye Bakanı Unakıtan'ın görevden alınması gerektiğini söyledi. Bu saydıklarım bırakın bunu söylemeyi, bu fikri akıllarından geçirmeye bile korkarlar... 

 

'Patron gücüyle iş yapmalarını yöneticilik diye tanımlayanlar varsa, onları da kutlarım!'

Açıklamanızda bir mahsur yoksa eğer, Ergenekon iddianamesini para karşılığı önceden temin eden televizyon genel müdürü kimdir? Ve bu bilgi size nasıl ulaştı? 

Ergenekon iddianamesini almak için avukata "Dile benden ne dilersen" diyen haber kanalı genel müdürünün kim olduğunu açıklamam. Olayı teklif götürülen avukatlardan birinden duydum ama adını söylemem; zira sonra o avukat arkadaşla uğraşırlar. Burada ahlaksız tekliften ziyade, muhabirliğin yöneticiler tarafından öldürülmesi durumuna takılıyorum. Artık insanlar muhabirler yerine yayın yönetmenlerine ve köşe yazarlarına konuşmayı, onlara haber vermeyi istiyor. Bu gidiş, gidiş değil. Başbakan, bakanlar, parti liderleri derken, genel müdürler en temel kaynak olan avukatlara kadar uzanmaya başladılar. O genel müdür umarım kendine gelmiştir. İyi muhabirleri işe almayı beceremeyenlerin patron gücüyle iş yapmalarını yöneticilik diye tanımlayanlar varsa, onları da kutlarım!..

 

Fethullah Gülen cemaati karışık

Sosyete içinden kimi isimlerin Fethullah Gülen'e muska yazdırmalarıyla ilgili bir yazı kaleme aldınız geçtiğimiz ay. Cemaatten tepki geldi mi size bu yazıyla ilgili? 

Fettullah Gülen ile ilgili o yazıma cemaatin bir kısmı destek verdi, bir kısmı da beklediğim tepkiyi gösterdi. Okuduklarını anlayanlarla, anlamayanların sayısı sanırım birbirine yakın.

 

 

 

 

 

'Taraf, Vakit'in Beyaz Türk versiyonu gibi'

Finansal yönü uzun bir süredir tartışma konusu olan Taraf'ın özellikle AKP'nin kapatılması davası ve Ergenekon sürecinde yaptığı haberler ve Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan'ın son zamanlarda kaleme aldığı yazılarla ilgili neler düşünüyorsunuz? 

Taraf Gazetesi bana Vakit'in "Beyaz Türk" versiyonu gibi geliyor. Sisteme karşı duydukları hınç aynı, sadece dilleri farklı. Herkesten şeffaf olmasını isteyen Taraf'ın başta finansman olmak üzere bir sürü konuda şeffaf olması manidar. Künyede adları olan dış bürolar kapanalı çok oldu. Hatta bir kısım muhabir gazeteyi dava etmeye hazırlanıyor ama Taraf hala onların adlarını künyede kullanabiliyor. Kaynaktan doğrulattığım ama 'double check' için beklediğim bir konu var. Yakın bir gelecekte Taraf'ın sadece doğrudan yana taraf olmadığını hep birlikte göreceğiz....  

Ahmet Altan'a gelince... Bu soruya Ahmet Altan'ın bana sempatik gelen yanından başlayarak cevap vereyim.

 

'Ahmet Altan'a basit bir soru sordum, yanıt alamadım'

Buyrun…

Sevgili Reha Mağden'i kaybedeli daha yeni bir yıl oldu. Edilen onca süslü lafların ardından Rana Mağden, çocukları ve yalnızlığıyla baş başa kaldı. Gördüğüm en onurlu insanlardan biri olarak Burgaz Ada'daki motor iskelesinde bilet sattı ama kimseye baş eğmedi. Ahmet Altan, Rana Mağden'i Taraf'a alarak bana göre son derece iyi bir şey yaptı. Bu hakkı teslim ettikten sonra gelelim Ahmet Altan'ın duruşuna...

Ahmet Altan benim için Taraf'tan yıllar önce, Atakürt yazısıyla değil ama o yazıdan sonra yaşananlarla bitti. Bildiğiniz gibi Atakürt yazısı nedeniye Ahmet Altan Türkiye'de yargılandı ve mahkum oldu. Mahkumiyet kararının kesinleşmesinden sonra da Türkiye'yi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne şikayet etti. Dava sona doğru yaklaşırken Türkiye, Altan'a dostane çözüm önerisinde bulundu. Altan, 30 bin İsviçre Frank'ı ve Hükümet'ten gelen TCK 312'de değişikliğe hazırlanıyoruz yazısı üzerine davasından vazgeçti. Düşünce özgürlüğü ile ilgili bir davadan maddi tazminat alarak vazgeçmek bana çok şık gelmedi ama esas canımı sıkan bu konuyla ilgili yapılan açıklama oldu. Açıklamada "Türk devleti Ahmet Altan'a söz verdi" gibi bir ifade kullanıldı. 312. maddede yapılan değişikliğin Brüksel'in talebiyle olduğunu bilmesek inanacağız! Bu tür kağıttan kahramanlıkları sevmiyorum ben... Şimdi, "Askeri savcı gelsin, çayımızı içer" tarzı laflar da hoşuma gitmiyor. Bu tarz cümlelerdeki gizli efeliğin içini doldurmak zordur. Bunu söylüyorsan bilgisayarları da alt kattaki yayınevine kaçırmayacaksın!

Taraf Tuzla'daki işçi ölümlerinden, patronların kar hırsı ve sigortasız işçi çalıştırmalarından  söz edip duruyor. Ben de Ahmet Altan'a gazete çalışanlarının maaşlarının gerçek değer üzerinden gösterilip gösterilmediğini sordum. Laf olsun diye değil, bana ulaşan bilgi nedeniyle bunu sordum ama yanıt alamadım. Üniversitelilerin üye olduğu bir forumda "Ne olacak, diğerleri de yapıyor" tarzı bir yorum gördüm. Refahyol döneminden beri medya üzerindeki baskı o kadar fazla ki, büyük şirketlerde insanlar gerçek ücretleri üzerinden sigortalı oluyorlar. Hem başkalarının hata yapması Taraf'ın yaptığını mazur görmemizi sağlamaz..

Bu arada Mehmet Altan üniversitede iktisat hocamdı, gerçekten çok severim. Çetin Altan ile aynı rakı sofrasında oturduğum ve Metin Akpınar sayesinde sabahı bulduğum zamanlar oldu.Yani Altan Ailesi takıntısı olanlardan değilim...

 

Cengiz Çandar ile elektrikli mesajlaşmalar

Kısa bir süre önce NTV'de Cengiz Çandar ve Emre Kongar arasında geçen tartışmada, Kongar'ın Çandar'a yönelik 'ajan' ithamını ilham alarak uzun soluklu bir Cengiz Çandar analizi yaptınız. Politik geçmişinden ve kamuoyunda pek bilinmeyen bazı anekdotlardan bahsettiniz. Söz konusu yazıdan sonra kendisiyle yaptığınız yoğun mesaj trafiğinde neler yaşadınız? 

Çandar ile yazışmalarımız oldukça elektrikli oldu. Onun tercih ettiği dilden yazıştık ve umarım kullandığı dilden dolayı pişman olmuştur. O mesajları yayınlamam ve Çandar'ı zor durumda bırakmam mümkündü ama bunu adamlığıma yakıştırmam. Akla yanlış bir şey gelmemesi için hemen belirteyim ki yazışmalarda küfürleşme olmadı. Fehmi Koru ile de bir yazımdan dolayı defalarca mesajlaştık ama o mesajlaşma daha saygı uyandıran ve fikir bazlı bir tartışma oldu.  

 

Bu arada gündem de çok hummalı geçiyor. Ergenekon iddianamesi kısa bir süre önce açıklandı. İddianameyi deli saçması olarak bulanlar da var, çok yerinde olduğunu düşünenler de. Siz ne diyorsunuz peki? Aylardır birlikte yatıp kalktığımız Ergenekon'u nasıl görüyorsunuz siz? 

Ergenekon iddianamesi ne eleştirilmeyecek kutsal bir metin, ne de üç yanlışın bir doğruyu götürdüğü bir üniversite sınavı değil. İddianamedeki Danıştay saldırısı bağlantıları ilginç. Buna karşın Mumcu'yu İsrailli ajanların öldürdüğünü belirten ve 12 yıl önce yalanlanmış bir belgenin ya da Perinçek'in Ankara DGM'de yargılandığı ve sahte olduğu anlaşılan Garzan Eyalet Komutanlığı gibi belgelerin iddianameye girmesi garip. Bir de İlhan Selçuk ve Doğu Perinçek'in cep telefonu kullanmamaları onların da örgüt üyesi olduklarını gösterir yorumuna karşıyım. DTP Başkanı Ahmet Türk de kalp pili nedeniyle cep telefonu kullanmıyor. CHP Genel Sekreteri Önder Sav'ın da telefon kullandığı zaman nelere yol açtığını birlikte gördük. Dolayısıyla bu tarz çıkarımlarda bulunulmasını da sakıncalı buluyorum.

 

'Dengir Mir Mehmet Fırat'ı ağaların yanındaki adamlara benzetiyorum'

AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, New York Times'a verdiği röportajda Atatürk devrimlerinin halka travma yaşattığından bahsetti. Bu sözleri nasıl yorumluyorsunuz? Alttan alta Cumhuriyet düzenine ve tabii olarak onun kazanımlarına dönük bir 'rövanş' duygusu mu var bu kesimde? 

Dengir Mir Mehmet Fırat'ı sadece travma tartışmasıyla değerlendirmek doğru olmaz. Daha vahim olan lafı, "Herkes milli iradeye Ram olmalı" kanaatimce. Belli ki bu beyin demokrasi anlayışında gariplikler ve bilgi eksiklikleri var. Bu ülkede yüzde 43 oy alıp  (5 Haziran 77) muhalefette kalan parti de oldu. Milli iradeyi sadece AKP olarak kodlayan; sivil toplumu, muhalefeti, yargıyı yok sayan bir zihniyetin Cumhuriyet devrimlerini doğru analiz etmesini beklemek hata. Ben, Dengir Mir Mehmet Fırat'ı ağaların yanındaki adamlara benzetiyorum. Hani ağaya ters baktığı için köylüyü vuran ve sonuçta ağanın başına dert olan adamlar var ya, Fırat da onlar gibi. Abdüllatif Şener, Fırat'ın üslubunu AKP'ye sonradan katılmış olmasının ezikliğine bağlamıştı. Doğru mu derseniz, ben Fırat'ı Şener kadar yakından tanımıyorum ama üslubunu demokratik bulmuyorum.

 

SABAH'taki Erdoğan – Gül çekişmesinin perde arkası 

Fatih Altaylı'ya hangi yazarı kovdurmak istediler? 

AKP, ikinci kez iktidara gelmesinden sonra başta devletin birçok kurumu olmak üzere –kadrolaşmalara ilişkin- medya alanında da yandaşları aracılığıyla iktidarını her anlamda sarsılmaz bir hale getirdi gibi. Mesela bir dönem sizin de yazarları arasında olduğunuz Sabah ve aynı gruba bağlı ATV'ye TMSF tarafından el koyulmasından sonra yapılan ihale sonucunda Başbakan'ın damadının Genel Müdür olduğu Çalık Grubu'na satıldı söz konusu gazete ve televizyon. Siz, bu gelişmeler hakkında neler düşünüyorsunuz? 

Sabah'ın ve ATV'nin başında Başbakan'ın damadı olsa bile özellikle Sabah'ta Başbakan Erdoğan'ın değil, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ağırlığı vardır. Kendi aralarında Hükümet'i eleştirmeleri gerektiğinde "Abdullah Gül gitti, kabinenin dengesi bozuldu" diyenler kadar; Başbakan'ın yakın çevresindekilere 'çantacı' deyip "Bir de Abdullah Gül'ün yakınındakilere bak" diyenler gibi onlarca örnek vermek mümkün. Sabah'ın el konuşu ve satışı sürecinin siyasi sorumlusu Başbakan Erdoğan ama kaymak yemek söz konusuysa bu kaymağı yiyen kişi kesinlikle Cumhurbaşkanı Gül'dür... Gül'ün böyle bir talebi var ya da yok diyemem ama birilerinin ciddi bir nüfuz ticareti yaptığı son derece aşikar.Yoksa, TMSF yönetime geldikten 3-5 gün sonra Fatih Altaylı'ya "Yılmaz Özdil'i kov, onun sayfasına da Emre Aköz'ü  kaydır" deyip, Nazlı Ilcak'ı da Takvim'den Sabah'a alır mıydı? Fatih Altaylı orada dik durmasa Yılmaz Özdil'i kovan ve Emre Aköz'ü onun yerine getiren isim olacaktı.Yani maaş ve ünvanı için davulu boynuna takıp tokmağı başkasının eline veren bir görünümde olacaktı. Bu işlerde ben ne TMSF'ye, ne de Gül'e kızıyorum. Burada kızılması gerekenler kendi kariyerleri için siyasetin gücünden faydalanmaya kalkanlardır. Abdullah Gül'ün başbakan olacağını Meclis lojmanlarındaki evde 490.88... numaralı telefondan karısına haber veren kişi benim. Abdullah Bey'i iktidar olduğu dönemden değil, Refah Partisi zamanından beri tanırım. Telefon açsam mutlaka yanıt alırdım ama bir kere bile aramak aklıma gelmedi. O yüzden ben iliştirilmiş yazar ve gazeteci olmayı tercih edenlere kızıyorum.

 

'Hıncal Uluç için üzülüyorum'

Eski gazetenizin mevcut durumu hakkındaki görüşleriniz neler peki? 

Sabah'ın şimdiki durumuna gelince… Bu konuda benim değerlendirmelerim subjektif olur. Objektif olan tiraj raporlarıdır. Sabah'ta Altaylı döneminde bir milyondan fazla satan ekip neredeyse aynı ama tiraj promosyona rağmen giderek düşüyor. Demek ki, okur yeni sahibi ya da gazetenin şimdiki yayın çizgisini beğenmedi. Sabah muhabirleri bu aralar Anadolu Ajansı'na döndüler. "O haber biz de girmez", "Şu haber biz de girmez" diyerek yaptıkları haberleri sağa sola paslıyorlar. Bu baskıdan mı oluyor, yoksa oto sansür mü onu bilemem ama bildiğim, sebep her ne olursa olsun bu iklimin bir gazete için facia olduğu…

Yazarlara gelince, Umur abiyi okumadan geçmiyorum. Hıncal abi içinse üzülüyorum. Bir fikir tartışmasına girdi ve karşılığında 'hain', 'faşist' denmedik sıfat kalmadı. Fikire karşı küfürün olduğu bir yerde ne yapılabilinir ki?

Engin Ardıç, Nazlı Ilıcak ve Emre Aköz'ü ise acaba bugün ne cevherler üretmişler diye okuyorum!

 

'Her muhabiri takip ediyoruz'

Ciner Grubu medyadaki yatırımlarına hızla devam ediyor. Siz de grup bünyesindesiniz ve yeni çıkacak gazetede yazması muhtemel isimlerden birisiniz. Medyadaki güç dengesi değişecek mi sizce, öngörünüz nedir?

Ciner Medya Grubu'nun yarattığı heyecanı anlatmak için fazla lafa gerek yok. Şu ana kadar sadece benim oluşturduğum cv bankasında Türkiye içi ve dışı yaklaşık 110 başvuru var. Sektörde işsizlik oranı yüksek bunu biliyorum ama başvuruların yüzde 80'ini hali hazırda bir gazetede çalışan insanlar oluşturuyor. Fatih Altaylı tıpkı Sabah'ta olduğu gibi yeni gazetede de muhabirlere çok önem veriyor. Gerek ajansımızın başına geçecek olan Ramazan Kurnaz, gerekse ben Türkiye'deki tüm muhabirleri gün ve  gün takip ediyoruz. Aklınıza gelebilecek her birim için piyasanın en iyi 5 ismini çıkardık. Onların geçmişte yaptıkları haberler, şimdi yaptıkları tek tek dosyalarına işleniyor. Bize ulaşıp gelmek isteyen en iyiler ile bizim birlikte çalışmaya karar vereceğimiz arkadaşlar, muhabirin el üstünde tutulduğu bir gazetede çalışmanın keyfini yaşayacaklar.

Hali hazırda bizimle birlikte çalışan Sevilay Yükselir, Lube Ayar, Ali Kemal Erdem ve Tutkun Akbaş özel haberleriyle kısa sürede Habertürk internet sitesini ajans haline getirdiler zaten.

Kanal 1 ve Habertürk televizyonu da tüm rakiplerinde olan bir gazete gücüyle desteklenmemelerine rağmen her gün izlenme oranlarını biraz daha artırıyor. Son derece merkezi ve şık bir binada, çağın tüm olanaklarını kullanarak ve büyük bir inançla çalışıyoruz. Sabah'a el konulduğu gün şampanya patlatanlar onlarla ilgili planlarımız olduğunu düşünebilirler. Bizim ne işimizin içinde, ne de işten artan kalan zamanda birilerine fenalık yapmak aklımıza gelmiyor.

Türkiye'de yoğun geçen bir iş gününü bunları konuşarak bitirebilecek başka bir medya kuruluşu olduğunu zannetmiyorum. Bu inanç ve ruh hali bizi hedefe taşıyacaktır. Hedefimiz; büyüklerden biri olmak değil, en büyük olmak.

 

Biraz da size dönmek istiyorum izninizle. Herhangi bir televizyon programı yapmayı düşünüyor musunuz?  

6-7 yıl kadar önce E TV'de 39 bölüm program yaptım. Beyaz Saray'dan, Papa'nın cenazesinden, Gazze'den, Brüksel'den onlarca canlı yayın yaptım. Bunların hiçbiri bana yazmak kadar keyif vermedi. Bundan sonraki kariyer planım da bunun üzerine kurulu.

Şu an yeni kurulan bir kanaldan, biri günlük diğeri de haftalık iki televizyon programı teklifi var ama henüz kendi grubumun yöneticileriyle bu konuyu konuşmadım. Zaten günlük bir programa gazete hazırlığı ve piyasaya çıktığımız zaman vakit ayırmam zor olur. Haftalık program içinse konuşacağız.

 

Özay Şendir'den samimi bir itiraf:

'Bomba düştüğü an sevindim!'

Geriye dönüp baktığınızda mesleki anlamda sizi pişmanlığa uğratan davranışlarınız var mı? 

Meslek hayatımdaki en büyük pişmanlığım Irak savaşı sırasında yaşandı. O zaman Kanal D Haber'de koordinatördüm. Yurt haberler şefi Murat Keskin ile savaş yayını sorumlusuyduk. O gün Murat yabancı bir ajanstan Bağdat'ı vurmak için B-2'lerin kalktığı haberini buldu. İnternetten maksimum yüklüyken uçuş hızlarını bulup, Bağdat'a tahmini varış saatlerini hesapladık. Ardından işbirliği yaptığımız Abu Dabi TV'den Bağdat Bakanlıklar Bölgesi'ndeki pilot kameraların şifrelerini aldık. Bu hazırlıklardan sonra Altaylı'ya gittik ve haberi 20 dakika öne almayı önerdik. Altaylı da bize güvendi ve haberi öne aldık. Biz yayına girdikten 5 dakika sonra o ağır bombardıman başladı. İlk bomba büyük bir gürültüyle patladığında sevinçten havaya fırladım!.. Sonra alevlerin görüntüsü, sirenler çalarken kaçan çocukları ve ekranda gözyaşlarını tutamayan Altaylı'yı gördüm ve kendimden utandım. Meslek hayatımdaki en büyük pişmanlığım o havaya sıçradığım an oldu. Bir daha hiçbir ölüme ve acıya karşılığı ne olursa olsun sevinmemeyi bu şekilde öğrendim.  

 

Medyada kırgın olduğunuz isimler var mı? Varsa mesela kimlerdir bunlar? 

Bu mesleği yaparken kırıldığınız ya da kırdığınız insanlar mutlaka olmuştur. Ben kırgınlıklarla yaşamayı ve kin tutmayı seven biri değilim. O yüzden kimseye kırgın değilim diyebilirim.

 

Şiir sevdalısı, Nazım Hikmet hayranı

Müzik, sinema ve edebiyatla aranız nasıl? Kimleri dinlersiniz, izlersiniz ve okursunuz? 

Kendimi bildim bileli şiir hep hayatımda oldu. Nazım Hikmet, Attila İlhan, Ahmet Telli, Ümit Yaşar, Can Yücel yıllarca elimden düşmedi. Necip Fazıl, A. Kadir, Ahmed Arif ve Murathan Mungan da zaman zaman okumayı sevdiğim şairler arasında.

Rus Yevgeni Yevtuşenko şiirlerini çok sevdiğim isimlerdendir. Aragon, Neruda ve Poe de kitaplığımda eserlerinin olmasından gurur duyduğum şairlerdir. İlk kez 11 yaşımda okuduğum Şeker Portakalı neredeyse her yıl bir kez daha okuduğum bir kitaptır. Kendimden en şikayetçi olduğum yanım da sanırım burası. Eskiye oranla artık çok daha az roman okuyabiliyorum. Kitaplığımda anı ve araştırma tarzı kitapların sayısı giderek artıyor. Belki yeni şeyler öğreniyorum ama ne Don Hikayeleri'nin, ne de Suç ve Ceza'nın tadını o kitaplarda bulamıyorum.

 

'Fatih Altaylı'nın gözünde biraz hain sayılırım!'

Hangi takımı tutuyorsunuz? 

Fanatik Galatasaraylı Fatih Altaylı futbol konusunda şanssız bir adam. 16 yıldır asistanlığını yapan Gülay ve 14 yıldır birlikte çalıştığı ben koyu birer Fenerbahçeliyiz. Ben, bir de 7 yıl GS'de yüzdüğüm için Fatih abinin gözünde biraz hain sayılırım!

 

'Aziz Nesin ile çalışma onuru' 

Mizahla aranız iyi midir? Bugüne değin severek takip ettiğiniz bir kahraman var mı mizah dünyasından? 

Mizahın en kuvvetli muhalefet olduğuna inanırım. Şişli Terakki Lisesi'nde tiyatro oynarken Moliere'in  "İnsanların vurarak canını bir süre yakarsınız ama gülünç duruma düşürürseniz canları hep yanar" sözünü duymuştum. O yüzden mizahı hep çok ciddiye almak gerektiğini düşünürüm. 

Bu konuda şanslıyım, zira benim çocukluğumda her cuma Aziz Nesin'in fasiküller halinde hikayeleri yayınlanırdı. Onları okuyarak büyüdüm ve yıllar sonra Aziz Nesin ile Binler projesi kapsamında çalıştım. Heyecan verici bir deneyimdi. Cumaları Gırgır ve pazartesileri Fırt almadan vapura binmeme alışkanlığını da sanırım böyle edindim. Avanak Avni, Hafiyesi Mahmut, Çılgın Bediş, Hasbi Tembeller ve Tarzan ile Arap Kadri hala aklımda.

Bugün için Timsah ve Daral, Bayır gülü, Kıllanan Adam favorilerim arasında. Bir de Hıbır'ın platonik aşıkları çizip güzel balon içleri yazdığı bir bölüm vardı ama adını tam hatırlayamadım.

 

Günde ortalama kaç saatinizi işinize ayırıyorsunuz? 

Türkiye'deki tüm haberciler gibi benim için de mesai saati yok. Günde ortalama 9-10 saatim ofiste geçiyor ama telefon ve Blackberry, ofisi eve taşımış durumda.

 

Haberturk.com dışında takip ettiğiniz siteler nelerdir? 

Haberturk'te yazıyorum ama internet önemli bilgi kaynaklarımdan biri. Çok fazla yalan yanlış bilgi içerse de yine de her gün bir sürü soruya yanıt bulabiliyorsunuz. Bunun dışında BBC, DW, haber siteleri ve medya sitelerini mutlaka okuyorum.

 

Internet gazetecisi, yazarı olmak nasıl bir şey? Avantajı veya dezavantajları nelerdir sizce? 

İnternette yazmanın avantajı; zaman. Sonuçta sıcak olaylarda daha kolay tepki veriyorsunuz. Buna rağmen yine de gazetede yazıyı görmenin keyfi daha başka.

 

'Cosmopolitan okuyorum'

      Hangi gazeteleri, dergileri okursunuz?

İşim gereği gazetelerin neredeyse tamamını tarıyorum. Yani manşetlerine ve haber başlıklarına bakıyorum. Sonra da istediğim gazeteleri ve köşe yazarlarını okuyorum. Bu keyfi günün belirli saatlerine sıkıştırmıyor, tüm güne yayıyorum. Dergilerde de ayrım yapmıyorum. Cosmopolitan'ı okuduğum zaman da çok şey öğreniyorum…

* Renkhaber – Özel * (Bu röportaj kaynak gösterilmeden kullanılamaz.)

ersinkelleci@yahoo.com.tr/ersin@renkhaber.com

 



(BG Editör: admin)

05.08.2008 15:01:25
 
Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Yazdır Yukarı Çık

ÇOK ÖNEMLİ UYARI: Sitemizde yayınlanan tüm yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir. Herhangi bir başvuruda, bu yorumları yazanlara dair her türlü bilgi, adli mercilere ulaştırılacak, gerekli hukuki önlemlerin alınmasına yardımcı olunacaktır. Editörlerimiz; hukuk veya ahlak dışı mesajları yayından kaldırabilir; sorumluların saklı tutulan bilgilerini hukuk danışmanı aracılığıyla adli kurumlara iletir.

Bu habere henüz yorum yazılmamış...




Röportaj Bölümünden Son Yazılar
Devamını Oku 07.01.2009 17:34:37 - Akkiraz: Dedeler Maaş İçin Değil, Hakk İçin Çalışır
Devamını Oku 26.12.2008 12:41:35 - "Devlet Sevgisini Kolumu Kopararak Gösterdi"
Devamını Oku 21.12.2008 07:09:17 - ABF Yerel Seçimlerde Hangi Adayları Destekleyecek?
Devamını Oku 21.12.2008 02:49:16 - Bizim TV Ali Kenanoğlu Röportajı
Devamını Oku 11.12.2008 12:23:13 - Alevi Forumları Dosyası - 4: Aleviyiz
Devamını Oku 09.12.2008 11:02:47 - Alevi Forumları Dosyası Yayında
Devamını Oku 09.12.2008 10:42:18 - Alevi Forumları Dosyası - 3: Kizilbasforum
Devamını Oku 09.12.2008 09:45:40 - Alevi Forumları Dosyası - 2: Alevileriz
Devamını Oku 09.12.2008 09:20:10 - Alevi Forumları Dosyası - 1: Aleviweb
Devamını Oku 01.12.2008 00:42:27 - Alevi Forumları Dosyası Bizim Gazete'de
Devamını Oku 21.11.2008 07:10:03 - Avukat Fevzi Gümüş, Bizim Gazete'ye Konuştu
Devamını Oku 06.11.2008 16:31:27 - Gümüş: Taleplerimiz Ülkenin Geleceği İçindir
Devamını Oku 05.11.2008 21:19:32 - Ergenekon Üzerine Merdan Yanardağ Röportajı
Devamını Oku 05.11.2008 00:22:06 - “İnsanı en iyi sol yansıtır”
Devamını Oku 01.11.2008 07:54:01 - "Yasak Kararına Güldüm"
Devamını Oku 20.10.2008 17:32:06 - Pazar Sohbetleri - 5
Devamını Oku 12.10.2008 10:49:03 - Pazar Sohbetleri - 4
Devamını Oku 06.10.2008 03:21:34 - Pazar Sohbetleri - 3
Devamını Oku 28.09.2008 13:37:59 - Başbakan'ın Medya Tavrı Tedirgin Edici
Devamını Oku 28.09.2008 12:56:21 - PAZAR SOHBETLERİ - 2
Haberi Değerlendirin
Gereksiz bir haber
Yayınlamanız gerekmezdi
Faydalı bir haber olmuş
Gerekli bir haber
Haberiniz çok çok isabetli
Bu haber için oy kullanan 31 ziyaretçimizin puan ortalaması: 2,81
Haber İşlemleri
Arkadaşına Gönder
Yazdır
Yorum Yaz
Yorumları Oku
Haberi Paylaş
Google Google Live Live MySpace MySpace
Facebook Facebook Delicious Delicious Digg Digg




Ateşe Semah Durmak
 
Bizim Gazete 2008 Yılında Milyonlara Ulaştı
Bizim Gazete 2008 Yılında Milyonlara Ulaştı Editörlerimiz Bizim Gazete'nin 2008 yılı istatistiklerini çıkardı. Rakamlar net!...
Facebook Paralı Oluyor
99 dolara Apple iPhone 3G
0,47 saniyede derlendi.
Bizim Gazete - Forum
BiZiM GAZETE REKLAM

1 dakika içinde kapanacak veya Kapat