|

Daniel Day-Lewis, yakında 'Son Mohikan' ya da 'Babam İçin'deki gibi akıllardan çıkmayacak bir filmle, 'There Will be Blood'la karşımızda olacak. Film Kaliforniya'da maden işçisi olarak altın aramaya başlayan, sonradan petrol milyarderi olan bir adamın yükselişi ve düşüşünü anlatıyor
9 Aralık 2007 01:41
1976 yılında 19 yaşında olan, klasiklerin ve Shakespeare'in görkemli tiyatro geleneğinden yetişmiş Daniel Day-Lewis 'Taksi Şoförü'nü seyrettikten sonra, geçmişinin ağır baskısına ve ondan beklenilen göreve rağmen uzun zamandır can attığı mesleğinin Amerikan aktörlüğü olduğunun farkına vardı. "Bu benim için gerçek bir aydınlanmaydı" diyor Day-Lewis, "İlk haftada 'Taksi Şoförü'nü beş-altı sefer seyrettim ve o filmin iç güzelliğinin etkisiyle hayrete düştüm. Sürekli tekrar başa dönüyordum. O zamanlar Amerika'yı daha bilmiyordum, fakat bu, Amerika'nın nasıl bir yer olabileceğinin küçük bir göstergesiydi ve beklentilere karşın Amerikan hikâyeleri anlatmak istediğimin farkına vardım." Manhattan'daki evinde görüştüğümüz Day-Levis, zarif bir avare görüntüsü taşıyor. Blucini kullanılmaktan yıpranmış, kan-kırmızı kareli gömleği de yaşlanmaktan kestane rengine dönüşmüş. Anlatmaya devam ediyor: "Orta sınıf edebiyatçı bir İngiliz ailesinde yetiştim, diğer taraftan Londra'nın güneydoğusunda okula gittim. Bu ikisinin ayrıcalığı sokakta afacan, evde uslu bir çocuk olmamdır. İngiltere'deki muazzam geleneksel liberalizm esasen bütün değişimleri içine hapseden bir süngerden başka bir şey değil. Amerika bana farklı göründü, filmlerin aracılığıyla Amerika sonsuz olanakların merkezi olarak kafamda şekillendi. Klasik çalışmalar yaptığıma memnunum fakat biraz ters huylu olduğumdan en bariz olan şeyi yapmaktan nefret ettim." 'Son Mohikan'da marifetli bir şekilde iki kimlik arasında gidip gelen ve Hawkeye adında bir öz Amerikalıyı oynayan Day-Lewis, o günden bu yana birçok Amerikan rolünde görev aldı. Eğer ona 'Masumiyet Çağı'nda rol teklif eden 'Taksi Şoförü'nün yönetmeni Martin Scorsese olmasaydı teklifi geri çevirecekti. Zira Day-Lewis bu filmi 'fazlaca İngilizvari' buluyor: "Bana daha kaba bir rol vereceğini ümit ediyordum." Scorsese böyle bir teklifi 'New York Çeteleri' adlı film için sunduğu vakitse Day-Lewis, 'Kasap Bill' adlı şiddet saçan karakteri oynayacak olmaktan dolayı çok heyecanlandı. 1 Şubat'ta gösterime girecek Paul Thomas Anderson'ın yönettiği 'There Will be Blood'da ise Day-Lewis, yeni asırda şansını Kaliforniya'da petrolden yana kullanmak isteyen bir adamı canlandırıyor. Buradaki karakter seyyar bir maden işçisi olarak gümüş ve altın aramalarıyla çalışmaya başlayan, sonradan da milyoner olup Pan-Amerikan Petrolium ve Ulaşım şirketini kuran Edward Doheny'nin hikâyesine dayanıyor. Aktüel politikadan da alıntıları olan açgözlülükle petrolün yankı bulduğu bu filmde daha çok 'Citizen Kane'vari bir karakter analizi, para ve zenginlik arzusunun ahlaki bozukluğa yol açmasının değerlendirilmesi yapılıyor. Bir bakıma anlatılan Amerika'nın doğru ve yanlış yönleri. Day-Lewis: "Senaryo beni tedirgin etmişti. Bu tabii benim için iyi. Senaryo seni huzursuz ediyorsa hikâyeyi dışarıdan izlemeyip hikayeye doğru bir adım atmış oluyorsun. Sizi sonunda ele geçiren, -bu filmde de- bir kaçınılmazlık yanılsaması." Daniel Day-Lewis 'There Will be Blood'da oynamaya karar verdikten sonra yönetmen P.T. Anderson ona birkaç filmi izlemesini önerdi. Bunlar arasında bir western olan 'Sierra Madre Hazineleri' de vardı. 1948 yapımı Humphrey Bogart'ın başrolünü oynadığı filmde üç Amerikan'ın altın aramaları ve Meksika'da zenginlik bulmalarının hikâyesi anlatılır. Ekimde bir gün Anderson bana "Bu benim en çok sevdiğim film" açıklamasını yapmıştı. 'Magnolia', 'Ateşli Geceler' (Boogie Nights) gibi birçok filme imza atan Anderson, "Hayatın tüm soruları ve cevapları 'Sierra Madre Hazineleri'nde var. Bu tamamen bir açgözlülük, heves, paranoya ve kendi hatalarına bakma meselesi. 'There Will be Blood'ı yazarken 'Sierra Madre Hazineleri'yi üstüne koyup öyle uyurdum." Anderson senaryoyu, Upton Sinclair'in 'Petrol' (Oil) adlı kitabıyla Londra'da bir kitapçıda karşılaştığı zaman yazmaya başladı. "Evimi özlüyordum ve bu kitabın kabında da Kaliforniya'nın resmi vardı." Kendini 'Petrol'ün ilk 150 sayfasını senaryoya uyarlarken buldu! Başroldeki karakterse, bi-ri Edward Doheny olan farklı adamlardan ibaretti. Bu film Doheny tarzı bir kişinin finanssal açıdan yükselişine ve ruhi açıdan düşüşüne odaklanıyor. Anderson: "Doheny doğu kıyısından, en uç noktası olan vahşi batıdan yola çıktı. Ülkenin bütün köşelerinden servetini kazanmak amacıyla insanlar Yeni Meksika'ya geliyordu. Gümüş ararken kullandıkları yöntemleri petrol aramasında da kullanmaya başladılar." Day-Lewis onların gayretlerine hayran kalmış. Apartmanında bana "O dönemden kalma birçok yazışmayı okudum" dedi. "Birçok kişi orta sınıf derecesinde var olan hayatlarını eşlerini ve çocuklarını bırakıp bir başlarına bu yola koydular. Aralarında bankacılar, öğretmenler ve gemi nakliyatında çalışan kişiler vardı. Tümü kolay para kazanmak için batıya göç ediyordu, fakat bunun ilginç olan tarafıysa bunu gelişigüzel plansız bir şekilde uygulamalarıydı. Hiç kimse petrol çıkarmasını bilmiyordu. İlkin tavalarla- tencerelerle aramaya başladılar. İnsanların en hayvanilik görüntüsüydü bu. Çamur-toprak içinde parlayan bir şeyler arıyorlardı." 'There Will be Blood' özünde bir Amerikan tarzı kader öyküsünü ve bununla beraber bir alegorik hikâyenin birtakım gerçeklerini seyirciye sunuyor. "O zamanlarda insanlar bu merak uğruna hastalanıyordu. Kazmayı sürekli para bulacaklarını düşündükleri için sürdürüyorlardı" diye Day-Lewis anlatmaya devam ediyor. "Birçok insan bu yol uğruna canını verdiği halde hepsi batının sunduğu hayallere inanmaya itimat etmeye devam ettiler." 'There Will be Blood' adlı filme para sağlamak gerçekten de güç olduğu için Day-Lewis kendini bu role hazırlayabilmesi için ona iki sene gibi bir süre verildi. Bu süre zarfında, zamanın büyük bir bölümünü ailesiyle yaşadığı İrlanda'daki Dublin şehrinde geçirdi. Day-Lewis, "Ben yeni şeyler öğrenmeyi severim. Bu çok iyi bir fırsattı. Önceden yüzyılın sonunda Amerika'da gelişen madencilik hakkında hiçbir bilgim yoktu. Zira bu gibi şeyleri Kent'teki okulumda öğretmiyorlardı" diyor.
Day-Lewis'in sert bakışları 2006 senesinin haziran ayında Day-Lewis, Daniel Plainview karakterine bürünmüş halde Texas'daki çiftliğe yani film setine geldi. Anderson nerdeyse tümü çiftlikte geçen filmi, senaryodaki sırasıyla çekmeye çalıştı. Day-Lewis çiftliğin insanda bir yansınma uyandırdığını ve kendisinin de o esnada petrol kazılarına katıldığını düşündüren bir odaklanma yaşadığını söyledi. 60 günlük çekimlerin ortalarında Anderson, Plainview'ın rakibini oynayan aktörün yeterince güçlü olmadığını fark etti. Daha yetenekli olan Paul Dano, Plainview'ın rakibinin rolüne geçti, ancak çekilmiş olan üç haftalık bölüm tekrar çekilmek zorunda kalındı. 'New York Çeteleri'nin çekimi sırasında da Day-Lewis karakterinin gereğince Leonardo DiCaprio'nun gözlerine kızgın bakışlarla bakmaya sürdürüyordu. DiCaprio bu baskıya dayanabilmişti fakat diğer aktörün Day-Lewis'in bakışlarının baskısından rahatsızlık duyduğu gelen haberler arasında. Diplomatik bir şekilde Anderson "Onun için nedense yanlış bir bedendi" diyor. Day-Lewis 'There Will be Blood'ın çekimleri sırasında zorlandıklarını anımsadı. Bu filmdeki Day-Lewis'in performansında dışarılı olduğundan kaynaklanan bir incelik var. Western'lerle değil de Shakespeare'la yetişmiş olduğu için petrol krallarının klişelerinden etkilenmemiş. Dolayısıyla Day-Lewis Amerikan bir oyuncunun gelebileceği numune örneklerle gelmedi. Bilakis karakteri kendisi sette yarattı. Bu da aşağı yukarı batının her zaman izin vermiş olduğu bir şey.
The Film Issue'den kısaltarak çeviren Mehmet Halim
(BG Editör: admin)
ÇOK ÖNEMLİ UYARI: Sitemizde yayınlanan tüm yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Herhangi bir başvuruda, bu yorumları yazanlara dair her türlü bilgi, adli mercilere ulaştırılacak, gerekli hukuki önlemlerin
alınmasına yardımcı olunacaktır. Editörlerimiz; hukuk veya ahlak dışı mesajları yayından kaldırabilir; sorumluların
saklı tutulan bilgilerini hukuk danışmanı aracılığıyla adli kurumlara iletir.
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|