|

Büyük usta Ruhi Su'yu ölümünün 23. yıldönümünde saygıyla anıyoruz
20 Eylül 2008 12:23
RUHİ SU KİMDİR
Mehmet Ruhi Su, 1912 yılında Van'da doğdu. Memur olarak çalışan babasının tayini ve ataması vesilesiyle Van'a yerleşti ve çocukluğunun büyük bir bölümünü burada geçirdi. Genç yaşlarda babasını ve kısa zaman sonra da annesini kaybetti. Çocukluğunun geri kalan ve gençlik yıllarını yanlarına verildiği yoksul bir aile ve daha sonra da öksüzler yurdunda geçirdi. Bir ara İstanbul'da askeri okullarda okudu, ancak müzik sevgisi onu yeni arayışlara itti. Adana Öğretmen Okulu'nda okurken, Ankara'ya Müzik Öğretmen Okulu'na (Musiki Muallim Mektebi) girmeyi başardı.1942`de Ankara Devlet Konservatuarını`nın Şan bölümünü bitirdi. Aynı yıllarda sırasıyla Ankara Cebeci İkinci Ortaokulu`nda sonra Hasanoğlan Köy Enstitüsü`nde müzik öğretmenliği yaptı.Cumhurbaşkanlığı Orkestrası'na seçildi, konservetuarın opera bölümünde de okudu ve daha sonra da Devlet Operası'nda çalıştı. Devlet Operası sanatçısı olarak, Bastien Bastienne, Satılmış Nişanlı, Madame Butterfly, Fidelio, Tosca , Yarasa, Aşk iksiri, Rigoletto, Figaro'nun Düğünü, Maskeli Balo ve Konsolos gibi operalarda rol aldı. Türk Opera Sanatı'nın temelinde Ruhi Su'nun da katkısı büyüktür.
Ankara Radyosu`nda onbeş günde bir yayınlanan türkü programları düzenledi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi`nde büyük bir koro oluşturdu.Aldığı klasik batı müziği eğitimi , ömrü boyunca kendini adadığı türkülerin yorum ve icrasına yaklaşımının kurumsal temelini oluşturdu.
Ruhi Su, sosyalist dünya görüşü nedeniyle 1952-1957 yılları arasında 1951 TKP tevkifatı dolayısı ile hapis yattı. 1960'ta İstanbul'da Taksim Belediye Gazinosu'nda sahneye çıkan Ruhi Su, bir yandan da halk türkülerini kaydedip, arşivleme görevini üstlendi. Bu arada radyoda da 'Basbariton Ruhi Su Türküler Söylüyor' anonsuyla sunulan bir radyo programı yaptı. Bu programlardan birinde söylediği "Serdari Halimiz Böyle N'olacak? Kısa çöp uzundan hakkın alacak" türküsü nedeniyle radyodaki işine son verildi.
Söylediği türkülerdeki siyasi vurgular yüzünden aleyhinde kampanyalar başlatılan ve işini kaybeden sanatçı, türküleri derleyip, yeniden yorumlama işine kendi başına devam etti. 1975'te Dostlar Korosu'nu kurdu. 1978'den sonra ürettiği kasetlerle halk müziğinin, yaygınlaşmasına büyük katkıda bulundu. Aydınlara türkü dinlemeyi öğreten kişi olarak da bilinir.
Ruhi Su, 12 Eylül yönetiminin engellemeleri yüzünden yurtdışında tedavi şansı bulamadı ve 20 Eylül 1985'te öldü. Mezarı İstanbul Zincirlikuyu'dadır. Ruhi Su'nun cenaze törenine binlerce kişi katıldı ve cenaze 12 Eylül döneminin ilk büyük kitle gösterisi haline dönüştü. Cenazede gözaltına alınan 163 kişi İstanbul siyasi şubede 15 gün süreyle gözaltında tutuldu.
Kendisi Alevi Deyişlerini okumuş, Pir Sultan'ın, Hatayi'nin ve diğer ozanların deyişlerini yorumlamıştır. Nazım Hikmet'in şiirlerini ilk besteleyenlerdendir. 1957'de hapisteyken söylediği Mahsusmahal adlı türküsüyle ünlendi.
Ruhi Su'nun sesini korumadaki hassasiyeti hakkında pek çok anlatı vardır. Bunlara göre Ruhi Su, sesine zarar vermemek için kuruyemiş ve çamaşır suyundan uzak dururmuş. Sorulduğunda, sesini korumadaki bu hassasiyetinin sanata ve dinleyenlere saygısından kaynaklandığını ifade edermiş.
Ruhi Su, ölümüne kadar 16 tane 45'lik plak, 11 uzunçalar çıkardı. Ölümünden sonra kurulan Ruhi Su Kültür ve Sanat Vakfı aracılığıyla eşi Sıdıka Su (ölüm 18 Ekim 2006) ve oğlu Ilgın Su özel arşivlerdeki ses kayıtlarından yararlanarak plak, kaset ve CD üretimini sürdürdüler. Vakfın merkezi Beyoğlu, İstanbul'dadır.
Sanatçı hakkında Ajans21 tarafından, Ezgili Yurek: Ruhi Su 1995 (24 dk) adında bir belgesel hazırlanmıştır. Bu belgesel Ruhi SU hakkında hazırlanan ilk belgeseldir. Bunun dışında Avusturya Belgeseli ve Ruhi Su Belgeseli (Hilmi Etikan) adlarında iki belgesel film de Ruhi Su Kültür ve Sanat Vakfı aracılığıyla gösterilmektedir.
RUHİ SU'NUN AĞIT VE TÜRKÜLERİNDEN SEÇKİ
MAHSUS MAHAL
Mahsus mahal derler kalırım zindanda Kalırım kalırım dostlar yandadır İk'elleri kızıl kandadır kanda Ölürüm kardeş aklım sendedir Artar eksilmeyiz zindanlarda Kolay değil derdin ucu derinde
Kumhan ırmağında Karaburunda Bulurum bulurum kardeş öfkem kındadır Dirliğim düzenim dermanım canım Solum sol tarafım imanım dinim Benim beyaz unum ak güvercinim Bilirim bilirim kardeş gelen gündedir
ŞİŞLİ MEYDANI'NDA ÜÇ KIZ
Şişli Meydanı'nda üç kız Biri Çiğdem, biri Nergis Vuruldular güpegündüz Sorarlar bir gün, sorarlar
Sabahın bir sahibi var Sorarlar bir gün sorarlar Biter bu dertler, acılar Sararlar bir gün, sararlar
Bin dokuz yüz yetmiş yedi Unutulmaz yılın adı Bir Mayıs bayramı idi Sorarlar bir gün, sorarlar
Sabahın bir sahibi var Sorarlar bir gün sorarlar Biter bu dertler, acılar Sararlar bir gün, sararlar
Beş yüz bin emekçi vardık Taksim Meydanı'na girdik Öyle bir İstanbul gördük Sorarlar bir gün, sorarlar
Sabahın bir sahibi var Sorarlar bir gün sorarlar Biter bu dertler, acılar Sararlar bir gün, sararlar
Al gözlerim seyir eyle Birin bırak, birin söyle Bu yeryüzü ilk kez böyle Bir İstanbul görüyordu Kucaklayıp sarıyordu
ÇANAKKALE
İmdi seferberlik ilan olanda Bir od düştü, cümle cihan ağladı Çanakkale içinde aynalı çarşı Anne ben gidiyorum düşmana karşı Of, gençliğim eyvah!
Çanakkale içinde bir uzun selvi Kimimiz nişanlı, kimimiz evli Of, gençliğim eyvah!
Çanakkale içinde vurdular beni Ölmeden mezara koydular beni Of, gençliğim eyvah!
İNSAN VE EMEK
Bir sergiyle geldi bahar Ne don vurur, ne meyve verir Öylece bir çiçek düşlemesi Ne güzel bir oyundur canım Taşlara bakan gözün çiçeği görmesi
Benim memleketimde bugün Kırk elli bin liradır Resmin metrekaresi Ve dillere destandır canım Turan Erol beyazıyla Bodrum'un mavisi
Bir gece kulübünde bugün Kırk bin, elli bin liradır Bir Zeki Müren dinletisi Ve elbette güzeldir canım Emeğin değerlendirilmesi
Ama benim memleketimde bugün İnsan kanı sudan ucuz Oysa en güzel emek insanın kendisi Kolay mı kan uykularda kalkıp Ninniler söylemesi
Belki bu nedenle, yazık Asılmış gibi durur Asılmış gibi kederinden Duvarlarımda resim Çalgılarımda müzik.
BİR SABAH UYKUSUNDA
Bir sabah uykusunda Polisi saldırdılar Demircioğlu Vedat'ı Coplarla öldürdüler Coplarla yumruklarla Vurdular öldürdüler
Gencecik çocuklardı Belki sizde gördünüz Ellerinde pankartlar Yolda gidiyorlardı Özgürlük istiyorlardı Özgürlük diyorlardı Ellerinde pankartlar Özgürlük diyorlardı
Altıncı Filo derler Belki siz de gördünüz Kıbrıs'ta karşımıza Çıktılar, durdurdular Boğaz'da karşımıza Çıktılar, öldürdüler
Kurtuluş savaşında Belki siz de gördünüz Demircioğlu bir değil Halkımız gibi çoğul Geliyor çağıl çağıl Geliyor çağıl çağıl
HASAN DAĞI
Hasan dağı Hasan dağı Eğil eğil, eğil bir bak Sıkıyor zincir bileği jandarmada din iman yok
Gidiyor kalktı göçümüz Gülmez, ağlamaz içimiz İnsan olmaktı suçumuz Hasan Dağı, insan olmak
Koçhisar üstünden bora Gülek bir karanlık dere Sıradağlar sıra sıra Çukurova ana toprak
KOYUN GELİR
Koyun gelir yata yata Çamurlara bata bata Gelin Ayşe'm sele gitmiş Yosunları tuta tuta
Koyun gelir yozuyunan Ayağının tozuyunan Gelin Ayşe'm sele gitmiş Yanı çifte kuzuyunan
(BG Editör: ceyhun)
ÇOK ÖNEMLİ UYARI: Sitemizde yayınlanan tüm yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Herhangi bir başvuruda, bu yorumları yazanlara dair her türlü bilgi, adli mercilere ulaştırılacak, gerekli hukuki önlemlerin
alınmasına yardımcı olunacaktır. Editörlerimiz; hukuk veya ahlak dışı mesajları yayından kaldırabilir; sorumluların
saklı tutulan bilgilerini hukuk danışmanı aracılığıyla adli kurumlara iletir.
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|