|
1 Mayıs 1826 da Amerika da başlayan; 8 saatlik çalışma şartları için yapılan işçi grevlerine, yarım milyondan fazla insan katılmış, ırksal ayrım yapılmaksızın siyah ve beyaz işçiler bir arada yürüyerek “hak” savaşımı vermişti. Bu olayın ardından tüm dünya da 1 Mayıs, işçi bayramı olarak kutlanmaya başladı.
|
Ülkemizde 1923 yılında 1 Mayıs yasal olarak, Amele bayramı ilan edilmiş, 1924 yılında Hükümet kitlesel 1 Mayıs kutlamalarını yasaklamıştı. 1925 yılında ise Takrir-i Sükun Yasasıyla, İşçi bayramını kutlamak yasaklanarak, uzun yıllar ülkemizde kutlanmasının önüne geçilmişti. İlk kez 1976 yılında Taksim meydanında yüz binlerce insan toplanmış, coşkuyla işçi bayramını kutlamış, Emeğin verdiği gücü her bir ağızdan haykırmıştı. Bu haykırışın güçlenerek geldiğini gören, Amerika destekli devlet içi bazı gizli güçler, bir sonra ki yıla müdahale etmekte gecikmedi. Güçlü sesler; çıkarsal dengeleri tehlikeye sokacağından, kapitalizm çarkı 1977 1 Mayısını pusu kurarak bekledi. Tarihler 1 Mayıs 1977 i gösterdiğinde, DİSK’in genel çağrısı ile, yüz binlerce insan Taksim meydanında toplanmıştı. Saat 19.00 sıralarında miting alanı görüşünde olan, Sular idaresi duvarı üzerinden kitlenin üzerine ateş açıldı. Ardından Marmara oteli üzerinden kurşunlar yağmaya başladı. Halk panik olmuş koşuşmaya başlamıştı ki, bir panzer kitlenin içine dalarak onları Kazancı yokuşuna gitmeye zorladı. İzdihamı daha bir vahim hale getirmek, paniği daha da arttırmak için tezgah hazırdı. Kazancı yokuşuna doğru koşuşanlar, sokağın ortasına enine park edilmiş bir kamyonetle, sokağın kapatılmış olduğunu gördüler. Kamyonetin üzerine çıkıp kaçmaya çalışanlarla birlikte yaşanan trajik olayın bilançosu 34 ölü, 130 yaralıydı. Ülkemizde yaşanan, tarihe kara leke olarak geçen bu olayların en büyük hedefi, Sol’ a darbeydi. Ülkemizde 1 Mayıs; Burjuvaziye, kapitalizme karşı işçi sınıfının direncini simgelemesinin yanında, Sol’ un birlikteliğini de temsil ediyordu. Birlikteliğin gücü; Sermaye yanlısı, Emek düşmanı insanlar için tehlike arz ediyordu. Direnç kırılmalı, Sol Susturulmalıydı. 1 mayıs mitinginde görev aldığını belirten, sonralarında Emniyet Müdürü daire başkanı olan Oktay ERGİN; açılan dava iddianamesinde amacının “ Halk üzerinde yılgı, korku ve panik yaratmak” olduğunu belirtmişti. Halk üzerinde ki direnci bu şekilde kırmışlardı. İstanbul 2 ağır ceza mahkemesinde açılan dava uzun yıllar sürmüş, 12 Eylül 1980 sıkı yönetim ilanına kadar neticesiz kalmış, Sıkı yönetim ilanı ile birlikte, dava sıkı yönetim mahkemesine sevk edilmiş, zaman aşımına uğratılarak, davanın kapanması sağlanmıştı. 1980 yılına hazırlık niteliğinde ki bu olay, sıkı yönetimle birlikte; Sol’ a örülen duvarları sağlamlaştırmıştı. Artık taksim meydanı işçi sınıfına, emeğe, Sol’a kapalıydı. Yıllarca Taksim özlemini içine gömüp; Taksim olmadı, Şişli Abide i hürriyet olsun, orası da olmazsa Kadıköy meydanında yaparız diyerek, 1 Mayıs bugünlere geldi. DİSK’ in genel çağrısıyla 30 yıl sonra, yani 1 mayıs 2007 tarihinde Taksim meydanında, yıllardır kırılmaya çalışılan direncin, dimdik onurlu duruşuyla, hala karşılarında olduğu gösterilecek. Sol’ un belki de en kapsamlı şekliyle, bir arada olduğu tek eylem olan 1 Mayıs, umuyoruz ki her yıl yaşandığı gibi, ordu şeklinde yığılan polis gruplarıyla arbede yaşamaz ve bir sonra ki yıla umutla merhaba der !
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|