|
Serpil Yıldız'ın yazı dizisini biraz gecikmeli olarak sizlere sunuyoruz.
|
Fetvâ, Arapça bir sözcüktür. Sözlükte, "bir olayın hükmünü açıklayan veya hükmünü koyan güçlükleri çözen kuvvetli cevap" anlamındadır. Fıkıh terimi olarak, "fakih” bir kişinin, sorulan İslâm Dininin ibadet ve hukukuna ait bir meseleye yazılı veya sözlü olarak verdiği cevap, ortaya koyduğu hüküm" demektir. Örfte ise, sorulan dini sorulara müftüler tarafından verilen cevaptır. Fetvâ, kısaca "dini ilgilendiren meseleler hakkında, müftünün verdiği genel hüküm"dür . (1)
Fetva’ nın tarihçesi, peygamberlerle başlar. Hz. Muhammet zamanında bir mesele olduğunda sahabeler, Hz. Muhammet’ e sorarlardı. Peygamber olarak Hz. Muhammet hüküm veriyor, davaları İslam dininin uygunluğuna göre sonuca bağlıyordu. Sorulan Konu hakkında ayet yok ise, Allah’ın hükmünü bekliyordu. Ayet indikten sonra hükmünü bildiriyordu. Bildirilen hüküm açıklamaya muhtaç ise, ayeti halka açıklıyordu. (2)
Hz. Muhammet’in verdiği hükümler ne ise, sahabelerin aynısını yapmaları gerekiyordu. Allah’ın Bu konuda hükmü vardı.
De ki: "Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir." (Diyanet meali, Ali İmran suresi, 31)
Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi de size yasak ettiyse ondan vazgeçin. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, Allah'ın azabı çetindir. (Diyanet meali Haşr suresi, 7)
*
Hz. Muhammet’ in, affetmediği suçlar arasında; Batıla inanmak ve toplumun kafasını karıştıran şairler geliyordu. Şairlerin; Halk üzerinde ki etkisi, Hz. Muhammet’i ve İslam inancı’ nın yaygınlaşması üzerinde olumsuzluklara neden oluyordu. Hz. Muhammet’ in peygamber olduğu dönemde, Arap yarımadasında özellikle, Mekke de, Şairler çok etkindi. Şairler, Yazdıkları şiirleri Kabe duvarına asarak, haklı yönlendiriyorlardı.
Kur’an- ı Kerimin Şuara suresinde, Şairlerin akıbeti ile ilgili Allah’ın hükmü vardır.
Şairler(e gelince), onlara da sapıklar uyarlar. (Diyanet Mealli: Şuara suresi, 226)
Baksana onlar her vâdide şaşkın şaşkın dolaşırlar.(Diyanet mealli: Şuara suresi, 227)
Ve onlar yapamayacakları şeyleri söylerler. (Diyanet mealli: Şuara suresi, 228)
Ancak iman edip iyi işler yapanlar, Allah'ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında kendilerini savunanlar başkadır. Haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akıbete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir. (Diyanet mealli: Şuara suresi, 229)
*
Allah’ın ve Hz. Muhammet’in emir ve buyruklarına karşı gelen, Halk’ ın kafasını karıştıran şairler, Hz. Muhammet’ in sahabeleri tarafından öldürüldüler.
O dönemin etkin şairlerinden olan, Asma binti Mervan adındaki şair kadın, İslam aleyhinde şiir üretiyordu, Hz. Muhammet’in sahabelerinden Umeyr tarafından öldürüldü. Umeyr Hz. Muhammet’ in yanına gitti.
Hz. Muhammet, Ümeyr e sordu: Asma binti Mervan’ ı öldürdün mü?
Ümeyr: Evet ya resullullah
Hz. Muhammet etrafında ki sahabelere dönerek; “Allah ve resulüne gizlice yardım eden birini görmek isterseniz, Umeyr’ e bakın !” buyurdu.
*
İslâm'a ve Hz. Peygamber’e karşı gelen, Yahudi şairlerinden birisi de Ebû Afek 100 yaşına gelmiş yaşlı bir Şairdi. Sâlim b. Umeyr isimli sahabe, İslâm’a karşı gelen, Yahudi şairi göğsünden giren, sırtından çıkan kılıçla öldürdü.
Umama b. Muzayriya adında bir sair; Ebu Afak' in öldürülmesi olayından hemen sonra su satırları yazmıştır:
"Sen Tanrı dini' ne ve Muhammet'e '-Yalancısın-' dedin...(Bu nedenle) geceleyin bir Hanif sana yaklaştı, senin güvenini kazandı ve 'Yasına rağmen al bunu Ebu Afak-' diyerek (hançeri göğsüne sapladı ve)seni gebertti... Gece karanlıklarında seni geberten yaratık insan mı idi? yoksa Cin mi?, hiç bilemiyorum". Gerçekten de Ebu Afak 'ın öldürtülmesi pek feci bir şekilde olmuştur. Cinayeti islemeyi şerefli bir is gibi üzerine alan Salim b. Umayyr, gece karanlığında Ebu Afak 'ın evine giderek sanki onu dostça ziyaret ediyormuş gibi görünmüş, ve kendisini ağırlamak için kapıyı açan ihtiyarcığı oracıkta kılıçla yere sermiştir. (3)
*
Bedir savaşında Müslümanlar, Yahudileri yendi. Bedir savaşından sonra Yahudi şair İbnu'l-Eşref’ in İslam aleyhinde şiirler söyledi, şiiri şöyleydi.
1- Bedir değirmeni oradakileri yok etmek için öğüttü. Bedir gibisine gözyaşları döküp akıtılır. 2- İnsanların liderleri onların havuzlarının çevresinde öldürüldü. Uzak görmeyin kıratlarda yere serilir. 3- Orada nice ak tenli vuruldu, fakirleri n sığındığı şerefli insanlar öldürüldü. 4- Yıldızlar yağmursuz kaldığında onlar açık elli, ağırlıkların hummalı, lider ve harpte ganimetin dörtte birini alan liderlerdi. 5- Bazı kavimler öfkeleriyle hükmederek benim gizlediğimi, Eşref oğlu Ka’bm çok üzüldüğünü söylemekteler. 6- Doğru derler. Keşke onlar Öldürüldüğü saatte yer yüzü yarılıp ta onları içine alsaydı. 7- Sözü nakleden artık bir darbe ile kör, yada kör, titrek ve sağır bir hayat sürdü. 8- Haber aldım ki, Muğîre oğullarının hepsi Ebû’I Hakîm’ in öldürülmesinden korkup burunları kesilmiş (zelil olmuş). 9- Rabî’a' nın iki oğlu ile Münebbih’ te yanında, Helak olanlar ve Yemen kiralı Tübba’ ın ulaştığı mertebeye ulaşmadı. 10- Haber aldığıma göre onların Hişam oğlu Harîs’ i insanlar arasında iyi işler yapıp insanları bir araya getiriyormuş. 11- Elbette Yesrib-i ordu ile ziyaret edecek (karşılık verecek) Ancak kavmin şerefini kerem sahibi kahramanlar korur.(4)
Hz. Muhammet: Beni Ka'b ibnu'l-Eşref’den ve onun şiirinden kim kurtaracak " dedi. Sahabeden Muhammed b. Mesleme çok geçmeden şairi öldürdü.
Ertesi gün, İbnu'l-Eşref'in haksiz yere öldürüldüğünü savunmak için gelen Yahudilere ;
Hz. Muhammet şöyle dedi: "O suçsuz değil; bizi aşağıladı. İslâm ve Müslümanlar aleyhinde şiirler söyledi. Aranızdan her kim aynı fiili işlerse, onun da kafası kesilecektir. Bunu böyle bilin ve bir daha İslâm aleyhinde söylemeyin…"
*
Hz. Muhammet, Uhud Savaşı esirlerinden yalnızca şair Ebu Azze'nin öldürülmesini emretti. Bu şair’ in suçu; Mekkeli Müşrikleri şiirleriyle galeyana getirerek, Müslümanlara karşı yeni bir saldırıya geçirilmesinde büyük bir rol almasıydı.
*
Mekke fethi esnasında, Hz. Muhammet "Saldırıya uğramadıkça, sakın saldırmayın. Fakat şu on bir erkek ile altı kadını nerede bulursanız öldürün. Başka kimseye dokunmayın" dedi. Bunlar arasından sadece dört erkek öldürüldü.
Öldürülen dört kişinin isimleri ve suçları şunlardı:
1. Abduluzza b. Hatal: Daha önce Müslüman olup, Abdullah adını almış ve zekât toplamakla görevlendirilmişti. Önemsiz bir sebepten Müslüman arkadaşını öldürdü, kısas edileceğinden korktu, irtidat etti ve topladığı zekât malları ile birlikte kaçtı. Mekke'ye iltica etti. Hem katil, hem mürted, hem de hırsızdı. Fetih günü Ka'be örtüsü içine saklanmışken buldu ve öldürüldü.
2) Mikyas b. Subabe: Müslüman olmuş kardeşinin, başka bir Müslüman tarafından müşrik zannedilerek hata en öldürülmesi üzerine, onun hakkını almak için geldi, Müslüman oldu ve kardeşinin kanını dava etti. Diyet almasına rağmen, kardeşini öldüren Müslümanı öldürdü, irtidad etti ve Mekke'ye kaçtı. Fetih günü Müslümanlara pusu kuranlar arasında yer aldı. Gizlendiği yerde yakalanıp öldürüldü.
3) Haris b. Tulatıla: Hz. Peygamber’e daha ilk günden itibaren en ağır eziyet ve hakaretleri yapanlardandı. Sürekli alay eder, yalancı olduğunu söylerdi. Fetih günü Hz. Ali tarafından öldürüldü.
4) Huveyris b. Nukayzi: Mekke döneminde Peygamber (a.s.)'e en çok eziyet edenlerdendi. Hz. Peygamberi hakaretler içeren şiirler söylerdi. Hz. Peygamberin kızları Fatma ve Ümmü Gülsüm' e de eziyetleri olmuştu. Fetih günü Hz. Ali tarafından öldürüldü. (5)
Devam Edecek...
Serpil YILDIZ. Kaynak
1- Diyanet işleri başkanlığı web kütüphanesi
2- İslam Tarihi
3- İlhan Arsel, Aydın ve Aydın
4- İbn Hişam
5- Doç. Dr. İsmet Özsoy, Hz. Muhammet kimleri affetmemişti, makalesinden alıntı.
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|