ALEVİLERİN "YOLDA BİRLİK BULUŞMASI"NIN İLK KAZANIMI KUŞADASI'NDA;
"KUŞADASI CEMEVİ DİĞER İBADET YERLERİYLE EŞİT STATÜDE"
Turan Eser, Araştırmacı-Yazar
Kuşadası Belediyesi, Meclis üyelerinin oybirliği ile Kuşadası Cemevini resmen ibadet yeri, hem de diğer ibadet yerleri ile eşit statüye kavuşmasına dair aldıkları karar önemli bir gelişmedir. Bu gelişme tabii ki kendiliğinden olmadı. Kuşadası'nda örgütlü Alevilerin yıllardır sürdürdüğü çabalar ve gayret var.
Bu açıdan, bu tarihi kararın arkasındaki çalışmaları ve Alevi hareketinin etkisini, kararın alınmasına dair ilk iradenin şekillendiği 23 Ağustos 2008 gününü kamuoyuna iyi açıklamak gerekir.
Bu kararın alınacağı bize 10 gün önce ifade edilmiştir. 23 Ağustos 2008'de "Yolda Birlik Buluşması" adı altında yapılan YOL TV tarafından organize edilen etkinliğe, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyon Başkanı Turgut Öker, Yol TV Yönetim ve İcra Kurulu üyeleri, Süleyman Arslan, Haydar Aygören, Dr. Erhan Aydoğmuş, Necdet Saraç ve Turan Eser katıldı. Bu buluşmaya, Kuşadası'ndaki faaliyet yürüten, Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı Kuşadası Şube Başkanı Arslan Şahan, Hacı Bektaşi Veli Kültür ve Tanıtma Derneği Başkanı Cafer Kotan, Aydın Valisi Mustafa Malay, Kuşadası Kaymakamı Mustafa Esen, Kuşadası Belediye Başkanı Fuat Akdoğan, Kuşadası Emniyet Müdürü Şenol Zeybek ve CHP Kuşadası İlçe Başkanı M. Esat Altungün ile kalabalık bir davetli topluluğu katıldı.
Bu buluşma Yol Tv'den canlı olarak yayınlandı. Tolga Sağ, Pınar Sağ ve Yolcu ve Grubu'nun birbirinden güzel söylediği türküler söylediler.
TARİHİ KARARDAN 10 GÜN ÖNCE KUŞADASI'NDA ALEVİLER BİRLİKTE SESLENDİ; "KUŞADASINDA CEMEVİ EŞİT STATÜYE KAVUŞMALI, İNŞAAT BİTİRİLMELİDİR"
"Yolda Birlik" buluşması gecesinde, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyon Başkanı Turgut Öker, Yol TV Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Arslan ve Yol TV Yönetim Kurulu Üyesi Turan Eser tarafından yapılan konuşmalarda "Kuşadası'nda seçmen nüfusun üçte birini Aleviler oluşturmasına rağmen, Kuşadası'nda inşaatı tamamlanmamış ve yasal statüye kavuşturulmamış cemevimizin bulunması, Kuşadası yerel yönetiminin eksikliği" olarak ifade edilmiştir. "Bu nedenle cemevlerimizi "cümbüşyeri" olarak gören zihniyetin değişmesi gerekir" denilmiştir.
"CÜMBÜŞEVİ"NDEN CEMEVİNE
RESMİ DİN FETVASINA DEĞİL, DİN- VİCDAN VE İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜNÜN HUKUKSAL OLARAK GÜVENCE ALTINA ALINMIŞ EVRENSEL İLKERİNE SIĞININCA, DOĞRU İŞLER OLUYOR.
AABK Genel Başkanı Turgut Öker ve YOL TV Yönetim Kurulu üyesi Turan Eser Kuşadası Belediye Başkanı Sayın Fuat Akdoğan'a ve CHP Kuşadası İlçe Başkanı M. Esat Altungün'e "bu ayıbın el birliğiyle temizlenmesi" gerektiğini ifade etmiştir. Kendilerinin "YOL TV aracılığı, Türkiye'ye seslenerek Kuşadası'nda inşaat halinde olan Cemevinin en kısa zamanda bitirilmesi ve yasal statüye yerelde de olsa kavuşturulması için Belediye meclis üyelerinin ortak işbirliğiyle bu sorunun çözebileceklerine dair söz vermeleri" istenmiştir. Bu çağrı üzerineKuşadası Belediye Başkanı Sayın Fuat Akdoğan ve CHP Kuşadası İlçe Başkanı M. Esat Altungün, "cemevi sorunun çözülecektir" sözünü, kendilerine kürsüden sorduğum soruya yanıt olarak, YOL TV ekranından ifade etmişlerdir. Tüm gece boyunca Belediye Başkanıyla birlikte aynı masadaydık. Kendisine ve orada mülkü amirlere Alevilerin yereldeki sorunlarını dile getirdik. Birlikte türküler söyledik, birlikte demlendik. Sayın Fuat Akdoğan, etkinlikten sonra tekrar bizimle birlikte oldu, sohbete devam ettik. 23 Ağustos 2008 akşamı Kuşadası Belediye Başkanı Sayın Fuat Akdoğan, bana ve Turgut Öker'e dönerek "sevgili başkanlar söz bir aksilik olmadığı taktirde 3 Eylül'de cemevi'ni yasal statüye kavuşturacağımız kararı sizin desteğinizle alacağız ve en geç bu yıl sonuna kadar da cemevinin geri kalan kısmını bitireceğiz" sözünü verdiğinde, bizde "sayın başkan gözümüz üzerinizde bu işin ve sözün takipçisi olacağız. Mecliste üyesi bulunan diğer partilerinde bu karara belediye meclis toplantısında EVET oyu vermesi için görüşeceğiz" diyerek, sohbeti sürdürdük.
Sözün kısası, "Aleviler diyalogda kaçıyor" diye yaygara koparan, siyasal İslamcı liberal yazarların aksine, Aleviler, sorunlarına çözüm niyetiyle yaklaşanlardan uzak durmamıştır. Kuşadası örneğinde olduğu gibi samimiyet ve çözüme ilişkin projeler varsa, bizim diyalogumuz türküler, muhabbet ve ilkeli düzeyde sürer. Bu diyalogun AKP'li bir Belediye Başkanı ile sürdürüldüğü bilinmelidir. Kuşadası Belediye meclisinin, AKP'li, CHP'li, DSP'li, MHP'li ve Bağımsız Meclis Üyeleri, bugün (3 Eylül 2008) tarihi bir karar aldı. "Cemevi ibadethane olarak kabul edildi ve su ücretlerinin cami tarifesinden alınması" oybirliğiyle kabul edildi. Bu karar ayakta alkışlanır.
AKP'li Belediye aşkanı Fuat Akdoğan, yaptığımız görüşmelere, "Belediyemize yapılan başvuruda, kendi inançlarına göre ibadet yaptıkları, ibadethane olarak kullandıkları cemevinin su tarifesinin diğer ibadethanelerle aynı olması talebi vardı. Biz de belediye meclisimizde tarihi bir karar alarak diğer ibadethanelerle cemevinde kullanılan sulara uygulanan ücret tarifesini aynı yaptık" diyerek atıfta bulunması, diyaloğa açık olması açısından önemlidir.
EVRENSEL HUKUK KUŞADASI'NDAN YANA GÖRÜŞ BELİRTİYOR.
Aleviliğin bir inanç ve cemevlerinin de inanç merkezi olarak kabul edilmesi, Alevilerin yıllardır ısrarla dile getirdiği taleplerinden biridir. Bu talep AB İlerleme Raporların konusu ve istemleri haline geldi. Siyasi iktidarlar ise Alevilerin inanç merkezlerini kabul etmemekte ısrar etmekte ve daha ileri giderek, Alevileri rencide eden açıklamalar yapmaktadırlar. AKP hükümetinin bir çok milletvekili, Bakanına ve hatta Başbakanına göre "Cemevi caminin karşısına konulamaz!","Cemevi cümbüş evidir" ya da "Cemevi kültür evidir" denilerek ayrımcılığa maruz bırakılmaktadır.
Devletin cemevlerine karşı ayrımcı uygulaması hem hukuksal hem de siyasal alanda sürmektedir. Cemevlerinin elektrik giderleri kendi bütçesinde karşılanır. 2002/4100 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı, Elektrik abonesi bazı kişi ve kuruluşların muaf tutulması, Madde 1: İndirimli tarifeden yararlanan kişi ve kurumlar. Madde 2. f Bendi " İbadethaneler (cami, mescit, kilise, havra ve sinagog) ve genel aydınlatma yerleri…" Madde 3: " …. İbadethanelerin elektrik enerjisi yıllık giderleri de DİB'nın takip eden yılı bütçesinden konularak ödeneklerinden karşılanır" Fakat devletin ibadethane tanımı cemevlerini kapsamamaktadır. İşte bu nedenle Alevilerin ibadet yerleri olan cemevleri, bu mevzuatla ayrımcılık hedefindedir.
Bugüne kadar Alevi dernekleri tarafından açılmış olan cemevleri, fiilen ibadethane olarak ta kullanılmaktadır. Bu fiili meşru bir tavır olarak, resmi görüşe rağmen gelişmiştir. Bazı başbakanlar cemevlerinin temellerini sadece oy kaygısı nedeniyle atarlarken bile, resmi görüş ilişkilerinde çifte standart tutumları ise birer soru işaretidir. Hatta bazı bir ilçenin (Çankaya) belediye başkanı, Alevilerin inanç merkezi olarak kullanacağı cemevine uygun yerleşim yerinde belediye ait arsadan yer vermeyi olumlu olarak karşılarken, İç İşleri Bakanlığı bunun mevzuatta yeri olup olmadığı konusunda, Diyanet İşleri başkanlığına görüş sorarak, cemevlerinin inanç yeri olmadığını iddia etmektedir.
Anayasamızın 24. Maddesinde;"Herkes Vicdan, Dini İnanç ve Kanaat Hürriyetine sahiptir." şeklinde düzenlenmiş olan dini inanç özgürlüğü, yine aynı maddenin 2. ve son fıkrasında yer alan, 14. Maddesindeki yasaklayıcı hükümlere aykırı olmamak kaydıyla ibadet, dini ayin ve törenler şeklinde serbesttir. Ancak dini ibadetlerini yerine getirirken farklı din mensuplarını rahatsız etmeyecekleri ve zorlamayacakları hükümleri ile sınırlandırılmıştır. Öte yandan, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 18. Maddesi, Avrupa İnsan Hakları ve Temel Hürriyetlerini Koruma Sözleşmesinin 9. Maddesi ile 1990 yılında imzalanan Paris Şartındaki hükümler ülkemizin taraf olduğu bağlayıcı kurallardır. Yine unutulmamalıdır ki, Lozan Barış Antlaşmasının 43. maddesine göre "Müslüman olmayan azınlıklara mensup Türk uyrukları, inançlarına ya da dinsel ayinlerine aykırı herhangi bir davranışta bulunmaya..." zorlanamazlar.
Yine hatırlanmalıdır ki, Türkiye, Avrupa Birliği Katılım Ortaklığı Belgesiyle "Tüm bireylerin, herhangi bir ayırım yapılmaksızın ve dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi görüş, felsefî inanç veya dinine bakılmaksızın, tüm insan hakları ve temel özgürlüklerinden tam olarak yararlandırılmasını temin etmeyi ve düşünce, vicdan ve din özgürlüğünden yararlanma koşullarını daha da geliştirmeyi" taahhüt etmiş bulunmaktadır.
KUŞADASI'NDA MÜMKÜN, TÜRKİYE'DE NİYE OLMASIN!
Özetle; Aleviler kendi inanç ve ibadetlerini yaşama konusunda özgür değildirler. "İbadete zorlanma olmaz" ilkesi ve Cemevleri konusunda devletin inkarcı ve Sünni inanca dayalı tavrı halen egemen durumdadır. Hükümetin sıkça dile getirdiği "özgürlükçü" açıklamalarda Alevilerin kimliklerini özgürce yaşama hakkı yoktur.
Türkiye'de genel politik yaklaşım cemevlerinin inanç merkezi olarak kabul edilmesine soğuk bakerken, Kuşadası'nda mümkün oldu. Yani AKP'li bir Belediye Başkanı, "cemevinin cümbüşevi olduğunu" iddaa eden diğer AKP'li zihniyte karşı, "cemevide cami ile eşdeğerde bir ibadet yeridir" diyerek resmi karar almıştır.
Şimdi bu kararlılık Türkiye'de neden olmasın. Türkiye Büyük Milleti Meclisi, Kuşadası Belediyesinin 13 meclis üyesi ve başkanı kadar cesaret gösterip, din, vicdan ve inanç özgürlüğü için, hukukun ve insane haklarının evrensel değerlerine, ilkelerine sığınsalar ne eksilir?
Kuşadası'nda bu kararlılığı gösteren, Sayın Başkan Fuat Akdoğan'a ve 13 meclis üyesine çok teşekkür etmekten başka söz kalmıyor. 3 Eylül akşamı sayın Fuat Akdoğan'I telefonla arayıp kendisine ve onun şahsında tüm meclis üyelerine teşekkür ettim. Ne diyelim darısı diğer belediyelerin ve TBMM'nin başına…..
Ankara, 03 Eylül 2008