| Emperyalist küreselleşme ve sosyalizm sempozyumu |
|
| |

BEKSAV'ın ev sahipliğindeki sempozyum gerçekleşti
Bilim Eğitim Estetik Kültür Sanat Araştırmaları Vakfı (BEKSAV), Ekim Devrimi'nin 91. yılı dolayısıyla dün Petrol-İş Sendikası salonunda "Emperyalist küreselleşme ve sosyalizm" başlıklı bir sempozyum düzenledi.
Petrol-İş Sendikası'nın Altunizade'de bulunan genel merkez binasında düzenlenen sempozyumda, 91. yılı kutlanan 1917 Ekim Devrimi'nin sosyalist mirası ve emperyalist küreselleşmenin 2000'li yıllarda geldiği durum tartışıldı. Sempozyumda emperyalist ABD'nin finans kuruluşlarında baş gösteren ve dünya piyasalarını saran mali krize dikkat çekildi. Devrimin olanakların büyüdüğünün altı çizildi.
İki oturum biçiminde gerçekleşen sempozyumda ilk olarak Araştırmacı-Yazar Haluk Gerger, yazar Haluk Yurtsever, yazar Mustafa Laçiner ve Marksist iktisatçı Dr. İbrahim Okçuoğlu çeşitli başlıklarda sunumlar gerçekleştirdi. İkinci oturumda ise Sosyalist Demokrasi Gazetesi Yazarı Yakup Karabacak, Sendika.org Yazarı Çiğden Çidamlı, DTP İstanbul Milletvekili Sabahat Tuncel, Gazetemiz yazarı Alp Altınörs ve gazeteci yazar Mukaddes Çelik söz aldılar. Sempozyumun açılış konuşmasını BEKSAV Yönetim Kurulu Başkanı Hacı Orman yaptı.
Sempozyumun ilk oturumu şu şekilde:
Gerger: Devrim doğal, meşru ve kaçınılmazdır
Sempozyumun ilk konuşmasını yapan Araştırmacı Yazar Haluk Gerger, "91. yılında Ekim Devrimi'nin güncelliği ve sosyalizmin zorunluluğu" başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Ekim Devrimi'nin ardından İkinci Emperyalist Paylaşım Savaşı'na kadar uzun yıllar boyunca yapılan temel tartışmanın devrimin nasıl yapılacağı ve düşmanın nasıl yenileceğinin yöntemi üzerine yapıldığını belirtti. Gerger, Sovyetlerin 90'lı yıllarda yıkılmasının ardından ise devrimin ihtiyaç olup olmadığının ve ona olan inancın tartışıldığını belirtti. Bunun önemli bir gerileme olduğunu kaydetti. Lenin ve Engels'in devrimi doğal ve meşru bir hak olarak algıladığını belirten Gerger, bir yenilgi yaşandığını ifade etti.
İşçi sınıfı yenilgisinin nedenleri üzerinde duran Gerger, sosyalizmin muazzam bir kuşatma ile karşılaştığını belirtti. Kapitalizmin en ileri versiyonunun yaşadığı mali krize dikkat çeken Gerger, "Nasıl ayaklar altında süründükleri görüyoruz. İnsan için 1 dolar harcamanın bile tartışıldığı zamanlardan atan bankaların devletleştirilmesine kadar gelindi" dedi. Hürriyet Gazetesi'nin ABD'nin mali kurtarma planını 'sosyalizm' diye nitelendirmesini eleştiren Gerger, "Can derdindeyken bile, buradan ideolojik saldırı noktası bulabiliyorlar" dedi. Gerger, isim vermeden çarpık anlayışlarla sosyalizmin savunuculuğunu yapan bazı kişilerin sosyalizmi yanlış yorumlarının yöntemlerini de eleştirdi. "Bu kişilerin yaptıkları bizi burjuva ideolojisinin saldırılarına karşı savunmasız bırakıyor" dedi. Sosyalistlerin konumlanışları gereği işçi sınıfının çıkarları için hareket ettiğini kaydeden Gerger, "Devrimin ihtiyacını tartışırken ontolojik bir bakış açısıyla insanın ve insanın varlığı düşüncesiyle, işçi sınıfının geleceğini ve devrimi anlatmamız gerekir. Yani insan ve işçi arasında bir bağ kurmak gerekir. İşçilik, insanın doğasında olmayan ona dayatılmış bir meslektir. İşçiler dün yoktu, bugün var, yarın da olmayacak. İnsan doğasında olmayan bir kategoriye sıkıştırılmıştır. Devrim insanın doğal özüne geri gitmektir. Devrim bir haktır, doğal, meşru kaçınılmazdır. İnsanın ontolojik varlığının tek kurtarıcısı olarak karşımıza çıkıyor." dedi.
Yurtsever: Devrimin öznesi işçilerdir
Yazar Haluk Yurtsever, "Paris Komünü'nden Ekim Devrimi'ne işçi sınıfının deneyimleri" başlıklı konuşmasında "Uluslararası çapta yaşanan kriz sadece dünya ekonomisinde önemle bir çalkantı çöküş değil, aynı zamanda uzun zamandır yaşadığımız bir ara dönemden kapitalizmin ve emperyalizmin dünya çapında sorgulanacağı bir başka döneme giriliyor" dedi. Krizin dünya çapında toplumsal psikolojiyi devrimciler lehine şimdiden değiştirmeye başladığını ifade etti, TÜSİAD Başkanı'nın geçtiğimiz günlerde yaptığı "kapitalizmin çöküşü olmasa da yüzyılın en büyük krizidir" şeklindeki telaşlı konuşmasını örnek gösterdi. Yurtsever, işçi hareketi deneyimlerinden ders çıkartılması gereken yeni bir döneme girildiğini kaydetti.
Yurtsever, 70 günlük ilk proleter devrim olan Paris Komünü'nün kazanımlarını aktarmak için kıta çapında işçi hareketinin güçlenmesinin başlangıcı olan 1848 devrimini anlamak gerektiğini ifade etti. O yıllarda barikat savaşları yürüten işçi sınıfı hareketi ve örgütlerinin enternasyonal bir özellikte olduğunu vurgulayan Yurtsever, 1848 ile birlikte burjuva demokratik devrimler devrinin tükendiğini belirtti. Marks ve Engels'in işçi hareketi üzerine proletarya diktatörlüğünü zorunlu gören fikirlerini aktaran Yurtsever, Paris Komünü'nün doğrudan bir demokrasi örneği olduğunu ifade etti. Paris proletaryasının örgütlediği yönetim sistemi ve ilkelerini aktardı. İşçi sınıfının yürüttüğü mücadelede ekonomizm üzerine Marks'tan alıntı yapan Yurtsever, ekonomik mücadele ile siyasal mücadelenin birleştirilmesi gerektiğini söyledi. "Ekonomik mücadeleyi sendikalar, siyası mücadeleyi partiler yapar" görüşünü eleştiren Yurtsever, Ekim Devrimi öncesinde kitlelerin örgütlenmesinde bir araç olan sovyet örgütlenmelerinin önemine vurgu yaptı. Yurtsever, Çince'de 'devrim' kelimesinin 'iktidarı halka geri teslim etmek' anlamına geldiğini ifade etti. Devrimin öznesinin işçiler olduğunu ifade eden Yurtsever, devrimcilerin en önemli görevinin bunu göstermek olduğunu kaydetti.
Yalçıner: Ekim Devrimleri'nin arifesindeyiz
Yazar Mustafa Yalçıner, "Ekim devrimi, kitlelerin yaratıcılığı, siyaset, sovyet sistemi" başlıklı bir konuşma yaptı. Kapitalizmin insanlığın hiçbir ihtiyacına yanıt olamadığını belirten Yalçıner, giderek geniş kitleler tarafından görünür hale geldiğini dile getirdi. Yalçıner emperyalist tekellerin yaşadığı finansal krize dikkat çekti, "Reel ekonomiye sirayet etmeye başladı" dedi. Kriz ile birlikte emperyalizmin Sovyetlerin çöküşünün ardından söylediklerinin fiyaskoya dönüştüğünü dile getiren Yalçıner, "Sonuçları şimdiye kadar yaşananlardan farklı olacak, yeni bir devrimler sürecine girdiğimizi bilmeliyiz. Ekim Devrimleri'nin arifesindeyiz" dedi. Devrimin hiçbir zaman küçük azınlıkların düşüncelerine sığmadığını ifade eden Yalçıner, devrimlerin yığınların aşağıdan gelen hareketleriyle başarılı olduğunu ifade etti. Yalçıner, "Marksizmin ezilen yığınlara hizmet edeceği kesindir. Ekim devriminde böyle olmuştur" dedi. Siyaset ile yığın ikilisinin birliğinin önemine dikkat çeken Yalçıner, Bolşeviklerin yığın örgütlerinin içerisinde örgütlendiğini ifade etti. "Yığınlar olmadan hiçbir şeyin olmayacağı kesin. Ekim devrimi, öncülerin devrimi değildi. Ama kesinki Ekim Devrimi öncüsüz yığınların bir devrimi de değildi" şeklinde konuştu.
Okçuoğlu: Kapitalizmin tek alternatifi sosyalizmdir
Sosyalizmin inşasının kapsamlı bir konu olduğunu belirten Marksist iktisatçı Dr. İbrahim Okçuoğlu, Ekim devrimi ile insanlık tarihinde bir çığır açıldığını ifade etti. "İnsanlık sömürünün ve baskının ortadan kalkabileceğini, özgürlüğün elde edilebileceğini görmüştür. İnsanlık bunların mücadele ile birlikte kazanılabileceğini görmüştür." diye konuştu. Ekim Devrimi ile Rusya'da özel mülkiyet sisteminin yıkıldığını belirten Okçuoğlu, o güne kadar hor görülen bir sınıfın burjuvaziyi iktidardan uzaklaştırdığını vurguladı. Okçuoğlu, Bolşeviklerin sanayide sosyalist üretimi hakim kılabilmek için büyük bir mücadele yürüttüklerini kaydetti. "Sosyalist ekonominin yerleşmesi için bir planlama sistemi geliştirilmiştir. İktidardaki proletarya, ülkeyi toplumsal ve ekonomik olarak ilerletebilmenin maddi zeminini oluşturmuştur" diye konuştu. Okçuoğlu, devrimle birlikte yıkılan kapitalizmin kalıntıları ile sosyalizmin inşası arasında yürütülen mücadeleyi sovyet işçi sınıfının kazandığını belirtti. Okçuoğlu, "Rusya'da sosyalizmin inşası ve kazanımları, tek ülkeden devrimin ve tek ülkede sosyalizmin inşasının bir kazanımıdır. 1930'ların yarısına gelindiğini de bir gerçek açığa çıktı, mülkiyetin karakteri tamamen değişmiştir. Sanayide üretimin yüzde 100'e yakını sosyalist olmuştur. Kırsal alanda toprak ve üretimin büyük bir kısmı kolektif mülkiyet haline gelmiştir." dedi.
Okçuoğlu, sosyalizmin üretimin yanı sıra toplumsal yasalarda da önemli kazanımlar elde ettiğini vurguladı. Anayasa ve demokrasi anlayışının önemli bir kazanım olduğununu belirtti. "Kitlenin doğrudan katıldığı bir yöntemle anayasa oluşturulmuştur. Anayasa tartışmalarına 55 milyon kişi katılmıştır. Bu burjuva anayasalarla karşılaştırılamayacak bir durumdur. Bin kere daha demokratiktir" dedi.
Okçuoğlu konuşmasının devamında "Sovyetler Birliği'nde sosyalizmin inşası, kapitalizmin yegane alternatifinin sosyalizm olduğunu ortaya koymuştur. 1929'da patlak veren ekonomik kriz, bazı ülkelere mutlak gerilemeyi beraberinde getirmiştir. Aynı dönemde Sovyet ekonomisinin canlılığı, sosyalist ekonominin kapitalist ekonomiye üstünlüğünün kanıtıdır. Dünyada milyonlar işsizliğe mahkum edilirken Sovyet ülkesinde sosyalizm, işsizliği ortadan kaldırmıştır. Kapitalizm de ücret köleliktir, hiçbir zaman emeğinin karşılığını alamazsın. Ama sosyalizmde alabilirsin. Bu sosyalizmin sömürüyü ortadan kaldıracağını göstermiştir" dedi.
Sovyetler Birliği'nde kitlelerin aydınlatılmasına ve bilgilendirilmesine muazzam bir önem verildiğini kaydeden Okçuoğlu, basılan kitap, gazete, dergi sayıları üzerine istatistik bilgiler verdi. Okçuoğlu, "Bolşevikler, ekonomik yasaların nesnel olduğu gerçeğini hiçbir zaman unutmamışlardır. Ekim Devrimi'nin kazanımları tek bir ülke ile sınırlı değildir. Bu adım, komünist dünyanın ilk adımıdır." dedi.

|
13.10.2008 13:04:41
|
Atılım
|
|
|
ÇOK ÖNEMLİ UYARI: Sitemizde yayınlanan tüm yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Herhangi bir başvuruda, bu yorumları yazanlara dair her türlü bilgi, adli mercilere ulaştırılacak, gerekli hukuki önlemlerin
alınmasına yardımcı olunacaktır. Editörlerimiz; hukuk veya ahlak dışı mesajları yayından kaldırabilir; sorumluların
saklı tutulan bilgilerini hukuk danışmanı aracılığıyla adli kurumlara iletir.
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|
|
|
Haberi Değerlendirin
Bu haber için oy kullanan 10 ziyaretçimizin puan ortalaması: 3,10
|
| |
| AP’den YouTube Yasağına Eleştiri |
Avrupa Parlamentosu İnsan Hakları Alt Komisyonu Başkanı, 'Bu, Türkiye'nin şöhretini etkileyen bir uygulama. Bakan Şahin de bu görüşte olduğunu söyledi' dedi...
|
|
|
|
|
|
|
|
|