|

Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Rektörü Prof. Dr. Mustafa Akaydın, ''68 kuşağı olarak savaşmanın tek yol olduğunu sanıyorduk. Oysa türkü söyleyerek, dans ederek, yazarak, bilim ve sanat yaparak da savaşmak mümkündür'' dedi.
AÜ Rektörü Akaydın, ''68 kuşağı olarak savaşmanın tek yol olduğunu sanıyorduk'' dedi.
Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Rektörü Prof. Dr. Mustafa Akaydın, ''68 kuşağı olarak savaşmanın tek yol olduğunu sanıyorduk. Oysa türkü söyleyerek, dans ederek, yazarak, bilim ve sanat yaparak da savaşmak mümkündür'' dedi.
AÜ'den bu yıl mezun olan bin 37 öğrenci için Konyaaltı Açık Hava Tiyatrosu'nda mezuniyet töreni düzenlendi.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan törende konuşan Rektör Akaydın, Üniversite'nin 30 bölümünden bin 889 akademik personel ile bin 37 mezunu yeni yaşamlarına uğurladıklarını söyledi.
Üniversitelerin, geçmişin birikimlerini geleceğin mimarlarına aktarıldığı yerler olduğunu belirten Akaydın, ''Üniversiteler bilimin, eleştirel aklın, özgür düşüncenin, yaratıcılığın kendine, ötekilere, doğaya ve hayata saygının baş tacı edildiği yerlerdir. Üniversiteler, dogmalara boyun eğilmeyen, inanç sömürüsüne geçit verilmeyen, beyinlerin, ruhların ve yarınların bilimin ışığı ile aydınlandığı yerlerdir'' diye konuştu.
Bilimsel düşüncenin olmadığı yerde, önce beyinlerin ve ruhların, ardından da insanların yaşam alanlarının daraldığını vurgulayan Akaydın, yaşam alanlarına sahip çıkmanın herkesin en önemli görevi olduğunu ifade etti.
Türkiye'de ''acıklı bir değer erozyonu'' yaşandığını savunan Akaydın, ''Saygı, sevgi, onur, dürüstlük, terbiye, toplumsal sorumluluk, paylaşımcılık, vatanseverlik gibi önemli değerlerimizin hızla yıprandığına, bunların yarattığı boşluğu, kapkaç kültürü, boş vermişlik ve inanç sömürüsünün aldığına tanık oluyoruz'' dedi.
Türkiye'nin halen BM'nin gelişmişlik sıralamasında 177 ülke arasında 84'üncü, Yunanistan'ın ise aynı sıralamada 24'üncü olduğunu belirten Akaydın, bu sıralamada ilk 10'a girmenin toplumun ortak ideali olması gerektiğini söyledi. Bunun, bilgi toplumunun gereklerinin yerine getirilmesi, teknik devletin yaratılması ve okul öncesinden başlayarak yüksek bir eğitim sistemiyle mümkün olacağını ifade eden Akaydın, Atatürk'ün başlattığı aydınlanma devrimini hedeflerine ulaştırmak gerektiğini vurguladı.
-AYDIN İNSAN-
Aydınlanma devriminin aydın ve yürekli insanların eseri olduğunu belirten Akaydın, onu korumanın da aydınların ilk görevi olduğunu kaydetti. Akaydın, ''Aydın olmak, gafletten, bilgisizlikten ayılmak, sorumluluk almak demektir. Aydın insan, bulunduğu yerden tarihe ve insanlara söyleyecek sözü olandır. Aydın insan, olgun ve ölçülü olmalıdır. Her şeye itiraz etmenin, aydın olmanın gereği olduğunu sananlar çoktur. Oysa egosu şişmiş, her şeye çomak sokan, her şeyi eleştiren bir şımarık çocuk olmamalıdır aydın insan'' dedi.
''Dönen dolapları ifşa etmek, kendi doğrularını ötekilere kabul ettirmek tutkusu kırıp dökücülük şeklini almamalı, üslup içeriğe ve insana yakışmalıdır'' diye konuşan Akaydın, ''bugün aydın geçinen pek çok insanın uygun üslup kullanmaya sahip olmadığını'' savundu.
Akaydın, ''Örneğin 68 Kuşağı olarak savaşmanın tek yol olduğunu sanıyorduk. Oysa türkü söyleyerek, dans ederek, yazarak, bilim ve sanat yaparak da savaşmak mümkündür. Tebessümle savaşmak en zor savaştır. Savaşırken hayata karşı saygı, en yüce ahlaki değer olarak, her şeyin üzerinde tutulmadır'' şeklinde konuştu.
Akaydın, konuşmasında öğrencilere de şöyle seslendi:
''Sizler birinci vazifenin ne olduğunu iyi bilenlerdensiniz. Fazla söze gerek yok. Gaflet, dalalet ve hıyanet içinde olanları tarife gerek yok. Sizlere bakarken parlak gözlerinizde, ülkemiz ve dünyamızın geleceğini görüyorum. İşte bu nedenle orta çağ karanlığına yelken açmak isteyenlerden korkmama gerek yok''
Törende daha sonra fakülte ve yüksek okulları birincilikle bitiren öğrenciler yaş kütüğüne isimlerini çaktı.
Dereceye girerek mezun olan öğrencilere ''Söylev'' ve Turgut Özakman'ın ''Diriliş'' adlı kitabı da hediye edildi.
-EŞİ KUTLADI-
AÜ Güzel Sanatlar Fakültesini birincilikle bitiren resim bölümü mezunu 52 yaşındaki Sevil Kılıç da yaş kütüğüne ismini çaktı.
Hacettepe Üniversitesi Fizik Mühendisliği Bölümünden 1977 yılında mezun olan ve hayalindeki mesleğe kavuşmak için 31 yıl sonra ikinci fakülteyi bitiren Kılıç'ı, eşi Aydın Kılıç ve ODTÜ Endüstri Mühendisliği birinci sınıf öğrencisi kızı Derya da öperek kutladı.
Emekli astsubay olan Aydın Kılıç, 30 yıllık evlilikleri olduğunu ve eşiyle gurur duyduğunu söyledi.
Kılıç, ''O evliliğimizin ilk yılında büyük fedakarlık yaparak, işinden istifa edip benimle görev yaptığım Doğu Anadolu'ya gitti. Ben emekli olunca da ona destek verdim. O okurken ev işlerinde yardımcı oldum. Hayatımız birbirimize destek vererek geçti'' dedi.
Mezuniyet töreni, öğrencilerin keplerini havaya fırlatmalarıyla sona erdi.
ÇOK ÖNEMLİ UYARI: Sitemizde yayınlanan tüm yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Herhangi bir başvuruda, bu yorumları yazanlara dair her türlü bilgi, adli mercilere ulaştırılacak, gerekli hukuki önlemlerin
alınmasına yardımcı olunacaktır. Editörlerimiz; hukuk veya ahlak dışı mesajları yayından kaldırabilir; sorumluların
saklı tutulan bilgilerini hukuk danışmanı aracılığıyla adli kurumlara iletir.
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|