Bizim Gazete
Şubat 2006'dan bu yana haberde kalite  
 

Haftanın Çok Okunanları
Devamını Oku Grup Yorum'dan Yeni Albüm: Başeğmeden
Devamını Oku İşte Arif Sağ'ın istifa dilekçesi
Devamını Oku Kanal D Sitesinde "Açılım" Anketi
Devamını Oku Ardahan'da DTP-MHP Gerginliği
Devamını Oku Arif Sağ'dan çarşafa destek

En Son Yorumlananlar
Devamını Oku 12 Eylül öncesi TSK raporunda Aleviler
Devamını Oku Serhan Şeşen'in Beyin Ölümü Gerçekleşti
Devamını Oku "Bu İşyerinde Alevileri Çalıştırmayız"
Devamını Oku Pes dedirten savunma!
Devamını Oku Belediye Bursları İptal Ediliyor

Tele Rehber - Televizyon Rehberi

Basında

ÜYE GİRİŞİ

Kullanıcı Adı
Şifre

Üye Olayım

Şifremi Unuttum

Rss/XML
RSS




Alevi Siteleri Listesi

Anasayfa> Üyelerden Gelenler> Marksizmden Sol-Liberalizme Hodri Meydan
 Marksizmden Sol-Liberalizme Hodri Meydan

Marksizmden Sol-Liberalizme Hodri MeydanYAZAR: Sungur SAVRAN




Radikal İki’de kimi yazarlar, AKP’nin iktidara geldiği 2002’den ve Türkiye’nin AB’ye aday üye olduğu 2004’ten bu yana, Türkiye soluna ve demokratlarına belirli bir analiz çerçevesinde belirli bir siyasi çizgiyi öneriyorlar. Şimdi bu analiz çerçevesi ve siyasi hat, 1 Mayıs’la birlikte paramparça oldu

1 Mayıs 2008 olayları AKP’nin işçi sınıfı düşmanı yüzünü, kimsenin görmezlikten gelemeyeceği şekilde açık biçimde ortaya koydu. Ama sadece bu kadar değil. AKP’nin demokrasi anlayışı bakımından 12 Eylülcü bir parti olduğunu da berraklaştırdı. 1 Mayıs’tan sonra zaten herkes AKP "kendine demokrat" diyor. Ama bu tespit yarı yolda durmak demek. Daha ileri gitmek ve şunu saptamak gerekiyor: AKP’nin demokrasi anlayışı, en azından sınıf mücadelesi işin içine girdiğinde 12 Eylül rejiminin çizdiği sınırların ötesine geçemiyor, bu anlaşıldı. Nereden mi?

Bunu anlamak için Taksim tartışmasının özüne bakmak lazım. Bu özü kavrayabilmek için de Taksim’in neden onyıllardır işçi sınıfı eylemlerine kapalı olduğuna. 12 Eylül askeri diktatörlüğü işçi sınıfının 60’lı ve 70’li yıllarda mücadelesiyle kazandığı mevzileri yıkmayı temel amacı olarak kabul etmişti. Bunu birçok alanda gerçekleştirdi. Sembolik alanda da 70’li yıllarda işçi sınıfının büyük gövde gösterileri yaptığı Taksim Meydanı’nı işçi sınıfına yasakladı. Ayrıca 12 Eylül’ün bir de daha genel bir yaklaşımı vardı. Bir yandan toplantı ve gösteri yürüyüşlerini bir hak olarak tanır gibi yapıyordu, ama bir yandan da bunları şehrin en ücra köşelerine, mesela İstanbul’da kuş uçmaz kervan geçmez Piyalepaşa Bulvarı-Çağlayan hattına mahkûm ediyordu. Amaç, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde dile getirilen siyasi görüşlerin halk kitlelerine ulaşmasını engellemekti.

Kopenhag Kriterleri mi?
Tayyip Erdoğan 6 Mayıs günü AKP Meclis grubunda yaptığı konuşmada, sendikaların Taksim ısrarındaki "esas amacı" açıkladı. Neymiş bu? Gösteriyi şehrin göbeğinde yapmak, günlük hayatın akışını mümkün olduğu kadar durdurmak ve böylece propagandayı azami düzeye çıkarmakmış. Bu bir itiraftır! Erdoğan’ın 12 Eylül ile aynı mantıktan hareketle Taksim’i yasaklamış olduğuna dair bir itiraf! Normal olan zaten yürüyüşlerin ve mitinglerin güçlü olduğu zaman günlük hayatı etkilemesi ve böylece mitingin sesinin halk tarafından duyulmasıdır. Dünyanın birçok yerinde mitingler en merkezi meydanlarda yapılır. Paris’te Rèpublique veya Bastille, Londra’da Trafalgar, Atina’da Sindagma, México’da Zocalo en bilinen örneklerdir. Anormal olan buna karşı çıkmak, bunu bir yasak gerekçesi olarak kullanmaktır.

Bir kez Erdoğan’ın 12 Eylül ile aynı zeminde yer aldığı ortaya çıkınca, bir tartışmayı başlatmak gerekiyor. Radikal İki’de sık sık yazan yazarların çoğunluğu, AKP’nin iktidara geldiği 2002’den ve Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne aday üye olarak kabul edildiği 2004’ten bu yana Türkiye soluna ve demokratlarına belirli bir analiz çerçevesinde belirli bir siyasi çizgiyi önerip duruyorlar. Şimdi bu analiz çerçevesi ve bu siyasi hat 1 Mayıs’la birlikte paramparça oldu. Bu durum ciddi bir tartışmayı gerekli kılıyor. En az iki alanda söylenen şeyler bütünüyle yanlış çıktı.

Bunların ilki AB konusu. 2004 Aralık’ında AB Türkiye’yi aday üyeliğe kabul ettiğinde ve 2005 Ekimi’nde müzakerelerin açılmasına karar verdiğinde, Radikal İki yazarlarının çoğunluğu Türkiye’nin artık demokratik bir ülke olma yoluna girdiğini yazdılar. Bütün demokrasi umutlarının AB’ye bağlanmasına yol açacak bir söylem tutturdular. Unutulmasın AB, aday üyeliğe kabule ederken Türkiye’yi "Kopenhag Kriterleri"ne uyan bir ülke ilan etti. İşte size AB’nin Kopenhag Kriterleri’ne uygun gördüğü Türkiye’den demokrasi manzaraları!

Oran, İnsel, Keyman
İkincisi ise AKP’ye yaklaşımdır. Radikal iki’nin sayfalarında defalarca AKP’nin Türkiye’ye demokrasi getirecek bir parti olduğu yazıldı. Unutulmuş olabilir, hatırlatalım. Fuat Keyman, 2002 yılında tam da bu sayfalarda AKP’nin seçim zaferine tarihsel bir önem atfediyordu: "...AKP’nin tek parti iktidarını yaratan seçim zaferini, hem 1990’lı yılların sonunda dibe vuran ,halktan kopuk eski siyaset anlayışının tasfiyesi, dolayısıyla ölümü hem de yeninin tam olarak doğmadığı fakat belli belirsizlikleri içinde taşıyan yeni bir dönemin Türkiye’de başlaması temelinde görmeliyiz." Bu ilk tespit, biraz karmaşık, anlaşılması zor olabilir. Bundan sonra gelen daha politiktir: "Önemli olan,...AKP’ye önyargısız yaklaşmaktır, muhafazakâr-liberal sentezle yapıcı ama eleştirel bir ilişkiye girmektir. Ve Türkiye’de demokratik bir tartışma ortamını yaratmaktır." (‘AKP ve Muhafazakâr-Liberal Sentez’, Radikal İki, 10 Kasım 2002.)

Bu yeterince açık değilse, bakın Ahmet İnsel 3 Kasım seçimlerinden sonra bu sayfalarda ne diyor. 3 Kasım seçim sonuçlarını "olabilecek en iyi sonuç" olarak niteledikten, "...seçim sonrasında beklenmedik biçimde olumlu bir tablo çıktı" dedikten sonra yazısının başlığına da yansıyan müthiş bir tespit yapıyor: "...seçim sonuçları 12 Eylül rejiminden göreli olarak sessiz ama bir o kadar kesin çıkışın, siyasal ve toplumsal koşullarını oluşturuyor." Görüldüğü gibi, İnsel AKP’ye 12 Eylül’ü tasfiye misyonunu bile atfediyor. (‘12 Eylül’den Çıkış Kapısı’, Radikal İki, 10 Kasım 2002)

Daha da açık bir örnek mi istersiniz? Baskın Oran’ın, adaylığı sırasında söyledikleri, yazdıkları var. Radikal İki‘de yazan Baskın Oran AKP’ye son derecede hayırhah yaklaşıyordu. Seçilirse, bu parti milletvekilleri arasında kendinden bile daha demokrat olanlarla gayriresmi bir grup bile kuracaktı! Kimdi AKP’nin bu demokratları? İkisini kolaylıkla tahmin edebiliriz: Turizm ve Kültür Bakanı Ertuğrul Günay ve Meclis İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Zafer Üskül. Hiç kimse Ertuğrul Günay’ın 1 Mayıs’ta polisin davranışını Çalışma Bakanı kadar bile sorguladığını duydu mu? Hiç kimse Zafer Üskül’ün bir Meclis soruşturması önergesi için girişimde bulunduğunu duydu mu? Günay bakan. Alacağı tavır, örneğin İçişleri Bakanı’nın istifasına veya Vali’nin görevden alınmasına bile yol açabilir. Üskül, İnsan Hakları Komisyonu Başkanı. Komisyon’un yapacağı bir araştırma muazzam bir çatlak yaratabilir. Yarın işler gerginleştiğinde bunları yapmak zorunda da kalabilirler. Ama AKP’nin ya da onun içinde belirli kanatların demokratlığına duyulan güvenin bütünüyle temelsiz olduğu şimdiden belli olmadı mı?

Çoğu Radikal İki okurunun bilebileceği gibi, biz yukarıda anılan yazarları "sol liberal" olarak nitelediğimiz bir ekolün mensubu kabul ediyoruz. Kanaatimiz, AB ve AKP konusundaki yanılgıların, sol liberalizmin doğasından kaynaklandığıdır. Yani burada basit bir değerlendirme hatası yapılmamıştır, sol liberalizmin felsefi, teorik ve siyasi öncülleri, söz konusu yazarları kaçınılmaz biçimde bu hatalara sürüklemiştir.

Bu yazarları ve Radikal İki’nin benzer düşünen bütün yazarlarını bu konularda bir tartışma başlatmaya çağırıyoruz. Yapılması gereken ya eski tezlerin hâlâ doğru olduğunu göstermektir ya da özeleştiri yapmak.

Bitirirken tartışmaları stereotiplere indirgemekten hoşlananlara hatırlatalım: Bu satırların yazarı, 28 Şubat 1997 ve 27 Nisan 2007 muhtıralarına şiddetle karşı çıkmış olan, bugün de AKP’ye karşı açılmış kapatma davasını Batıcı-laik kampın gülünç bir girişimi olarak gören biridir. "Ulusalcılar" ile uğraşmak elbette kolaydır. Biz ise Radikal İki yazarlarını Marksizm ile tartışmaya çağırıyoruz.


Ekleyen Üyemiz: ahmet eryayla

11.05.2008 21:54:25 Sungur SAVRAN/RADİKAL GAZETESİ/RADİKAL İKİ EKİ
 
Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Yazdır Yukarı Çık

ÇOK ÖNEMLİ UYARI: Sitemizde yayınlanan tüm yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir. Herhangi bir başvuruda, bu yorumları yazanlara dair her türlü bilgi, adli mercilere ulaştırılacak, gerekli hukuki önlemlerin alınmasına yardımcı olunacaktır. Editörlerimiz; hukuk veya ahlak dışı mesajları yayından kaldırabilir; sorumluların saklı tutulan bilgilerini hukuk danışmanı aracılığıyla adli kurumlara iletir.

Bu habere henüz yorum yazılmamış...




Üyelerden Gelenler Bölümünden Son Yazılar
Devamını Oku 23.10.2008 14:10:23 - Sungur SAVRAN 26 Ekim Pazar TRT2' de
Devamını Oku 09.10.2008 21:56:53 - ENGİN NİN SAGLIK DURUMU RÖPORTAJ VİDEO
Devamını Oku 08.10.2008 14:52:28 - Alevi Köyüne Baskı
Devamını Oku 06.10.2008 22:02:43 - İzmir ALevider'den Alevilik Dersleri
Devamını Oku 06.10.2008 21:57:05 - Hopp "diyanet" kendine gel
Devamını Oku 04.10.2008 13:00:56 - erzincan ulucinar koyu web sitesi acildi
Devamını Oku 23.09.2008 12:36:18 - Internet Expoler 8 Beta TR Yayınlandı
Devamını Oku 19.08.2008 12:53:36 - İçki satan Alevi gence zabıta dayağı!
Devamını Oku 18.08.2008 16:04:52 - Sarıyer Belediyesi Grevi 3. Gününde!
Devamını Oku 12.08.2008 16:19:15 - Sungur Savran Perşembe DEM TV'de.
Devamını Oku 09.08.2008 16:10:23 - Sungur SAVRAN bu akşam Skyturk'te
Devamını Oku 02.08.2008 13:09:52 - Osman Yağmurdereli Vefat Etti
Devamını Oku 30.07.2008 21:40:13 - Akp Kapatılmadı
Devamını Oku 19.07.2008 22:44:39 - DİP Girişimi Kurulu Açıklaması
Devamını Oku 16.07.2008 16:51:18 - Suçlunun aczi ! (Sungur SAVRAN)
Devamını Oku 16.07.2008 14:00:42 - Ya sınıf bağımsızlığı ya felâket!
Devamını Oku 05.07.2008 23:15:25 - Hasan Doğan öldü!
Devamını Oku 03.07.2008 15:31:55 - Sanal Devlet Yikildi
Devamını Oku 03.07.2008 15:19:57 - R. Ecevit'ten Sezer Açıklaması
Devamını Oku 03.07.2008 14:34:48 - DSP' Deprem, Zeki Sezer İstifa Etti
Haberi Değerlendirin
Gereksiz bir haber
Yayınlamanız gerekmezdi
Faydalı bir haber olmuş
Gerekli bir haber
Haberiniz çok çok isabetli
Bu haber için oy kullanan 20 ziyaretçimizin puan ortalaması: 3,15
Haber İşlemleri
Arkadaşına Gönder
Yazdır
Yorum Yaz
Yorumları Oku
Haberi Paylaş
Google Google Live Live MySpace MySpace
Facebook Facebook Delicious Delicious Digg Digg




Ateşe Semah Durmak
 
AP’den YouTube Yasağına Eleştiri
AP’den YouTube Yasağına Eleştiri Avrupa Parlamentosu İnsan Hakları Alt Komisyonu Başkanı, 'Bu, Türkiye'nin şöhretini etkileyen bir uygulama. Bakan Şahin de bu görüşte olduğunu söyledi' dedi...
3G’yi 3 operatör paylaştı !
Tarihin en büyük virüs saldırısı geliyor
1,41 saniyede derlendi.
Faceturkey
ALEVIONLINE REKLAM

1 dakika içinde kapanacak veya Kapat