|
Bu nasıl bir başlık , böyle bir şey denildiğinde aklınıza ne gelir ? Bunun yanıtını bin kişiye sorsam bin yanıtla karşılaşırım . Herkes kendine göre bir yorum yapacaktır . Kürtler Kürt sorunu , aleviler alevi sorunu , kadınlar kadın sorunu , işçiler sınıfsal bakıp yanıt verebilirler ve binlerce yanıt karşımıza çıkar .
Bu nasıl bir başlık , böyle bir şey denildiğinde aklınıza ne gelir ? Bunun yanıtını bin kişiye sorsam bin yanıtla karşılaşırım . Herkes kendine göre bir yorum yapacaktır . Kürtler Kürt sorunu , aleviler alevi sorunu , kadınlar kadın sorunu , işçiler sınıfsal bakıp yanıt verebilirler ve binlerce yanıt karşımıza çıkar . Zaten bunun yanıtı da bütün bu sorunların hepsini içeren bir cevap . Aslında bu soru Ordu 'da soruluyor ise ve en fazla fındık toplama zamanı soruluyor ise tek yanıtı vardır . Yine ne yazık ki fındık toplamak için doğudan gelen işçiler Ordu iline alınmıyor ve Ordu'ya fındık toplamak için girebilseler de kalabilecekleri bir ev bulamıyorlar . Açıkçası Kürt olmalarından dolayı yasaklılar . Ordu ili bunu bugün yaşamıyor.
Bu yeni bir tablo değildi bundan yıllar önce Vali Kemal Yazıcıoğlu zamanında da ayni şey yapılmıştı . Yazıcıoğlu 'nu bilmeyeniniz varsa 80 i yaşamamışsınız demektir. Meşhurdur bu Yazıcıoğlu o dönemin sayılı isimlerindendir. Ankara Emniyeti ve Yazıcıoğlu adeta o dönemde bir bütündü. O dönem nedeniyle ödüllendirdiler ve vali bey oldu kendileri . Yazıcıoğlu ' nun Vali olduğu süreçte yine Kürtler fındık toplamak için gelmişlerdi ve yine pasaportlarına kaşe basılıp vize alamadıkları için Ordu girişindeki derenin kıyısında , kendilerine mekan seçip ikamet kayıtlarını oraya almışlardı . Ne yazık ki bu acımasızlığa tepki gösteren pek fazla insanda olmamıştı hafızam beni yanıltmadıysa . Bizler o süreçte gözlerimizle görmüştük , çoluk çocuk dere kenarına yerleşmişlerdi , derede yıkadıkları çamaşırları taşların üzerine sermişlerdi ve ince bir duman çıkıyordu bir tüpün üzerinden . Bütün bu sıkıntılara rağmen elbiselerinin alı ve güllü hiç olmazsa yerinde duruyordu .
O dönem Pir Sultan Abdal Kültür ve Eğitim Vakfı Genel Sekreterliği görevini yürütmekteydim . Ordu ilinden ve çevre illerden ; Samsun , Tokat , Giresun illerinden yükselen şikayetler bizleri o dönem bu illeri ziyarete ve yerinde inceleme yapmaya yöneltmişti . Siyasi partiler, sendikalar , Alevi örgütleri ve meslek odalarından oluşan bir heyet ve basınla birlikte döküldük yollara zaman zaman yolumuz kesildi , zaman zaman bizleri her zamanki gibi koruyup , kolladılar. Gittiğimiz yerlerde oluşturduğumuz grupların temsilcileri , muhtarlar ve yöresel dernek , örgütlerle kalabalık toplantılar yaptık . Heyetimiz 32 kişiden oluşuyordu . Benim örgüt genel sekreteri , ayni zamanda Ordu ' lu olmam nedeniyle bu yörede ayrı ilişkilerimde bulunmaktaydı . Gittiğimiz her ilde bir sorunun mevcudiyetinden söz ediliyordu . Bu sorun elbette her iki taraf için farklıydı . Kırsalda zaman zaman çatışmalar oluyor , gece baskınlar düzenleniyordu , ayrıca Türkiye 'nin çeşitli yörelerinden görevleri nedeniyle Ordu 'ya gelenlerin üzerinde ciddi baskılardan söz ediliyordu . Baskı gören bu arkadaşların bir kısmı ile bağlantı kurulup görüşmeler yapıldı toplantılarımıza Ordu Barosuna kayıtlı Avukat arkadaşlarda katıldılar .O dönemde Öz Ordu 'luların dışında kimsenin Ordu 'ya girmesi istenmiyordu adeta , öz Ordu 'luları hep düşünmüşümdür Ordu 'nun kültür ve tarihçesini biraz öğrendikten ve bu işe biraz kafa yorduktan sonra . O çerçeveye kimler girecekti saptayamadım .
Bu süreçte yine Doğu Anadolu , Güney Doğu Anadolu bölgesinden fındık toplamak için gelen fındık işçileri Ordu 'nun girişinde Turna suyu civarındaki derenin kıyısında yaşamlarını sürdürmek zorunda kalmışlardı . Türkülerde söylenen " Ordu ' nun dereleri aksa yukarı aksa vermem seni ellere Ordu üstüme kalksa " sözleri ne yazık ki sadece türküdeydi . Ordunun dereleri akıyordu ancak belki de zaman zaman dökülen gözyaşlarıyla birleşiyordu . Ordu 'ya çalışmaya gelen işçiler ne yazık ki kendi illerinde yaşadıkları perişanlığın bir katını da burada yaşıyorlardı .
Yaptığımız incelemeler de ulaşabildiğimizce resmi kurumlarında görüşünü almaya çalışıyorduk . Özellikle gittiğimiz yerlerde Alevi köylerindeki baskıların yoğunluğu dikkat çekiciydi . Hem Tokat hem Ordu 'nun genellikle dağ köyleri kurulmuş karakollar ve karargahlarla doluydu. Bizim gittiğimiz uğradığımız yerlerde kimi insanlar kalabalık içinde açılamayıp ayrı görüşme taleplerinde bulunarak Alevi örgütü temsilcisi olmam nedeniyle sorunlarını daha rahat paylaştılar . Aslında çok fazla resmi kapı çalmadık , açılan kapıların belki çok fazla olmayacağını biliyorduk beklide istemedik o kapıları çalmayı gördüğümüz bu manzaradan sonra . Ancak Belde Belediye Başkanları , İlçe Belediye Başkanları ile dertleşerek epeyce ikna edebilecek bilgilerle Ankara ' ya döndük . İşte bu süreçte Veli Küçük Karadeniz Jandarma Bölge Komutanlığı görevini yürütürken Ordu Valisi' de Kemal Yazıcıoğlu idi .
Ankara 'da tekrar bir araya gelen örgütler zamanın Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel 'den randevu alarak bu sıkıntılı durumu aktarmayı bir görev kabul ettik . Heyet Sözcülük görevini yürütmem nedeniyle Cumhurbaşkanı 'na kaygılarımızı ifade ederek hazırlamış olduğumuz bir dosyayı sunduk . Evet o gün bu çalışmayı yapan heyet o günlerde Veli Küçük adını dosya kapsamı çerçevesinde Sayın Demirel 'e sunmuştu .
Bu gün ekonomik koşulları nedeniyle yine fındık toplamaya mecbur edilen Kürtler yine sınır dışı .
Karadeniz bölgesinde yaşanan bu vahametin bir başka türünü bizzat kendim yaşadım .
Bu yazdıklarımı tersine çevirince ne fotoğraflar ortaya çıkar bir düşünün . Ben 5-6 yıl önce Tunceli 'ye gitmiştim bu gezimin özel bir tarihe raslamaması özel isteğimdi . Sakin bir biçimde çok gitmediğim o bölgeleri gezmek , görmek istiyordum .Bu gezimiz bir aile gezisiydi . 2 gün Tunceli ' yi gezdikten sonra , Munzur 'un muhteşem Alabalığını yedikten sonra , bu gibi suyuna el sürdükten sonra bana Ovacık 'a gidip oraları da görmem teklif edilince hoşuma da gitmişti bilememiştim pasaport kontrolünü Ovacık ve Tunceli arasında yolumuz en az 5 kere kesilmişti ve tabi ki kimlik kontrolü ; 5 kez yapılan kimlik kontrolünde 2 kez sordular " sen Karadenizlisin burada ne işin var " diye . Bense nerden bilebilirdim ki pasaport kontrolü yapılacağını . İşte ne yazık ki böyle yaşıyoruz memleketimizi .
Aslında bir liste lazım bütün vatandaşlara doktorun Rizeli temele verdiği liste gibi " neleri yiyeceguz , neleri yemeyeceguz ." Ama temele doktorun yanıtını ne yazık ki sizlerle paylaşamayacağım . Çünkü biraz sansürlü . Böyle bir listeyi bizleri yönetenler bütün vatandaşlarına verecek istedikleri gibi vatandaş olabilmemiz için ; neleri yiyip neleri yemeyeceguz , hangi renkleri giyip hangi renkleri giymeyeceguz , nasıl ibadet edip nasıl etmeyeceguz , hangi dil ile konuşup hangisi ile konuşmayacaguz , hangi sendikaya üye olup hangisine olmayacaguz , biz kadınız diyeceğiz yönetenler ve devlet bürokrasisi cevap verecek " ne olduğunuzu bizden iyimi bileceksunuz ? "
Ordu 'da gümrük kapılarında bekletiliyor Kürt 'ler . Çoluk , çocuk biraz vicdan .
Uzayıp gider bu liste böyle "Demokratik Ülkelerde. " 05.08.2008 Ankara Emel Sungur
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|