|
Ne yazık ki yazdığım yazıya 4 gün ara vermek zorunda kaldım. 15. yılda Madımak'ı yaşadım ,bu güne değil örgüt genel başkanımızın her 2 temmuzda Sivas'ta olması nedeniyle benim Ankara'da bulunma zorunluluğumdan gidememiştim 2 temmuzda Sivas'a .
Ne yazık ki yazdığım yazıya 4 gün ara vermek zorunda kaldım. 15. yılda Madımak'ı yaşadım ,bu güne değil örgüt genel başkanımızın her 2 temmuzda Sivas'ta olması nedeniyle benim Ankara'da bulunma zorunluluğumdan gidememiştim 2 temmuzda Sivas'a . Hem Madımak oteliyle ilgili ağzı kalabalık yetkililerin açıklaması , hem örgüt görevimin daha tali bir görev olması hem de YOL TV' nin yayınları bu sorumluluğumu bir kez daha bana hatırlattı. Sivas her halde ilk kez bu denli farklı bir kitleyi yıllar sonra ilk kez görmüştü belki bu kalabalık Sivas'taki arkadaşlara moral olur.
O günle ilgili anılarım ve gözlemlerimi sizlerle daha sonra paylaşacağım . Şimdi yarım kalan sayfalarıma devam edeceğim. 2 Temmuz 1993 Dikmen caddesi derneğimizin önü ; bizler çok erken saatlerde orada olmamız nedeniyle dışarıdansa içerideki işlerle uğraşırken dışarıya çıkınca karşılaşılan acımasız manzarayı anlatmak mümkün olamadığı için susuyorum ve o fotoğrafı sizlere bırakıyorum. O zaman ki Çankaya Belediye Başkanımız ve derneğimizin ortaklaşa hazırlanmaya çalıştığı cenaze töreni içinde bana anons yapılan otobüsün üstünde belediyeden Kültür Müdürü arkadaşımızla birlikte Karşıyaka mezarlığına kadar canlarımızı götürürken kalabalığı yönlendirme görevi verildi. Banaz'da daha sonraki yıllarda gürleyen sesim ( o gün çıkmadı o kadar. ) ve Nart'ın sesi ile cenazelerimizi taşıyacaktık o soğuk Karşıyaka ' ya. Katılanların sayısı ondan sonraki günlerde basında 400-500 bin olarak yazıldı çizildi ancak bu sayının çokluğundan daha önemlisi hüznün ayni oranda yüzlere yansımasıydı tek gerçek. Hiç kimse hiçbir surat hiçbir yürek zorla gelmiş değildi hatta gözlerin altı korku , kızgınlık , isyan ve en önemlisi bütün bu haksızlıklara baş kaldırıyı çağrıştırıyordu. Bu isyan sadece bu işi yapanlara isyan değil di ama , güvendiğimiz inandığımız bizden dediğimiz siyasete , iktidar ortağına bizi sevdiklerini zannettiğimiz kişilere de isyandı. Oteli yakanlar zaten yüzyıllar önce demişlerdi görüşlerini . Yok etmeye çalışmışlardı kültürleri , inançları ,dilleri ama isyan tamda bu noktada sosyal demokratım diyenlere daha fazlaydı. Evet bu emek verdiğimiz partiden beklentilerimiz vardı Sivas'a giderken olur demişlerdi , geliriz demişlerdi ,aranızda oluruz açılışı yaparız demişlerdi hiçbiri olmadı ve 2 temmuzu ve sonrasını da bu noktada büyük ölçüde terk ettiler. İsyan bunun içindi , o sevdikleri belki de evlerinde resimlerini duvara astıkları , ailemin büyüğü diye düşündükleri aile büyükleri sessizliğe gömülüp karanlıkta yalnız bırakılan bir çocuk gibi terk etmişti hepimizi. O gün arkadaşlarının bazılarını Karşıyaka'ya uğurlayan Ali , , Halil 'in gözümün önünden gitmeyen sıkılı yumruk ve acı yansıyan suratlarını yıllar sonra olsa da çoluk çocuğa kavuşsalar da yakalıyorum. Gidenler en sevgilileriydi .O fotoğraf dergimizde de yayınlanmıştı "elleri havada ve yumruk sıkılı " o gün düşünmedim zaten düşünemezdim de ancak bu gün aklıma geldiğinde eller öylesine sıkılmıştı ki avuçlarının içine kan oturmuştur diye düşünmekten kendimi alamadım. Sadece bu isyanı orda yaşayan cenaze sahipleri değildi herkes bu unutulmuşluğa ve terk edilmişliğe büyük ölçüde kızgın ve kırgındı. Suratlar ıslak , yaşlı , öfkeli , yumruklar sıkılı ve cenazelerin üstü kıpkırmızıydı . Bayrak ve karanfillerle . Tam olarak hatırlamıyorum otobüsün üstündeki isimleri ancak bir ismin o denli acıya rağmen orda ısrarla durmasını şimdi düşününce doğrusu anlamış değilim. İHD Genel Başkanı , Derneğin Genel Başkanının konuşmalarını anımsıyorum ve Karşıyaka'ya kadar saydığımız kaybettiğimiz canlarımızın isimleri ve tek tek sizlerle şimdi paylaşacağım sloganların dışında sessizlikle ulaşıldı soğuk Karşıyaka'ya. Atmaya yüreğim elvermemişti o güne ait ne bir kağıt, ne bir isim , ne bir resim çıkardım 15.inci yılda dolabın içinden masanın üstüne el yazımla yazılmış sloganları bu günde çok ihtiyacımız olduğu için bunları söylemeye. ( yazdığım kağıtlar sararmış olsada.) " Birlikteliğimize göz dikenleri sevindirmeyeceğiz, dostlarımızı utandırmayacağız" "canlarımızı , kardeşlerimizi Karşıyaka'da kalbimize gömeceğiz." "Kardeşlerimizi canlarımızı hiçbir tartışmaya meydan vermeden uğurlayacağız." "sevgi adına kardeşlik adına bu katliamı lanetliyoruz.insanı temel almayanları lanetliyoruz H iç bir şey bizi demokratik mücadelemizden ve birlikteliğimizden vazgeçiremez." "Canlarımızı barış , demokrasi selamıyla Karşıyaka 'da yüreklerimize gömeceğiz." "Suçun karşısında suçsuzluğuz. Umutsuzluğun karşısında umut. Karanlığın karşısında aydınlık. "Canlarımıza ve kardeşlerimizin bu özlemlerine yakışır bir tören için bir aradayız." Sözleri , isimler ve sadece alkışlarla yolculadık onları en ufak bir sorun yaşatmadan taşıdık, geleceği , gençliği , aydınlığı ,barışı çok sıcak bir günde soğuk ve çok canımızı bıraktığımız Karşıyaka'ya belki de buluştular eski dostlarıyla , örnek aldıkları ağbileriyle . Mezarlıktaki ses nasıl anlatılır diye saatlerce düşünsem çıkamayacağım içinden yıllar sonra bile her gittiğimizde bu denli acı yaşanırken bir ana nasıl bıraktı kimbilir canının en önemli parçasını " karanlık ve soğuk toprağın altına ." Yol boyunca hiç kimse ayrılmadı aramızdan otobüsün üzerinde duracak takatimiz aslında yoktu ve hep yere oturuyordum . Ülkenin her zaman öz evlatları ve asıl sahibi olan bir sakallı Demetevler' de bir caminin önünde elini kolunu sallayarak bir şeyler geveliyordu bunca kalabalığa rağmen hiç çekinmeden aslında açık açık tahrik ediyordu topluluğu ancak bu kervan gideceği yere gitmeliydi ve muhtemelen o sakallı bıraktığımız yerde ulumaya devam edecekti bu gün bile dönüp bakıldığında orda uluyordur belki. O gün yaşadığımız bir diğer olaysa bir caddeden geçerken binlerce kişinin üzerine sürülen bir arabaydı şimdilerde düşününce bu cesaretin asıl kaynağının ne olduğu ortada ama asıl düşünülmesi gerekenin bu denli acı ve yürek yangınına rağmen sergilenen duruşun ve kültürün ne denli saygın olduğuydu (Yol boyunca bazı cenaze sahiplerinin isteği doğrultusun da Maltepe Cami ' nede uğranıldı.) Karşıyaka elbette sevilecek yer değil .Ancak acı bu denli büyük olup şu yürek denilen şeyin üzerine oturunca "yakıp , yıkasın " geliyor oraları. BIRAKTIK ORADA. Bunun ardından yaşananlar basında yazıldı çizildi ancak ben elbetteki kendimi çok önemli bir şahsiyet olarak saymıyorum bir zihniyeti sergilemek için kendimle ilgili yaşanmışlıklar ıda sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu gün şikayetçi olunan ülkeyi saran bu dalganın iktidara birden bire iktidara gelmediğinin somut bir delili olduğu için sizlerle paylaşıyorum.. Üyesi bulunduğum parti 2 Temmuzdan sonra sarsılmaya başladı haklı ve ciddi tepkilerle uyarıyordu toplum siyaset yapanları , yöneticileri oysa onlar parti içi iktidar ve kimlerin parlamenter olacağı noktasına kilitlenmişlerdi , İstanbul Belediyesi , atamalar, yönetim kurulu üyelikleri konuşulup tartışılıyordu.[tabiki kendi aralarında.) Ve böyle bir süreçte Küçük Kurultay toplandı. Hiç ses çıkmıyordu ülkedeki sorunlara yönelik , çözüme yönelik , kürt sorunuyla ilgili rapor hazırlanıyor , çoğaltılıyor şık kitaplıkların içinde yerini alıyordu okunup okunmadığı kararını sizlere bırakıyorum , Aydınlar tutuklu , parlamentoda yaka paça götürülen milletvekilleri, ekonomik koşullar ve sendikalara yönelik baskılarla Sivas Katliamı ' n daki duyarsızlıkları içere bir metin hazırlayıp o zaman başkanlığını yürüttüğüm İl Kadın Komisyonu'na sunup onay aldıktan sonra diğer il komisyonlarının görüşlerine sundum . Bazı komisyon üyesi arkadaşlar imzaladı bir kısmı ise reddetti. Kabul eden imzalarla Küçük Kurultay' da çoğaltarak kurultay delegelerine dağıttık. Aradan çok kısa bir süre sonra elime bir kağıt tutuşturuldu , sokak sokak gezdiğim , hiç aday olmadan olanları desteklediğim partimin İl Başkanı imzalı bir mektup; "İl yönetim kurulumuz 27.08.2004 tarih ve 334 sayılı kararıyla İl Kadın Komisyonu görevden alınmıştır. İmza Yılmaz Ateş ,Ankara İl Başkanı yazıyordu. Elime ulaşan 2. mektupsa " Küçük Kurultayda izinsiz bildiriyi kaleme alarak dağıttığınız iddia edilmektedir, İl disiplin kuruluna ifade vermeniz gerekmektedir." Yazılı diğer metin ulaştı. Ve bir şeyi yakın yaşadım o an insan ne denli güçlü bağı olursa olsun , yıllarca emeği olursa olsun olsun her şeyi insan kararlıysa silip atabiliyor. Çünkü ortada bir haksızlık vardı ve ben buna isyan etmiştim eğer sessiz kalsa idim kapıları oy istemek için çalınca kapısını açanlara yalan söylemiş olacaktım ve bastım istifayı haklı olduğumu bildiğim için yazdığım metnin doğruluğuna inandığım için ve böyle devam ederse bu partinin Sosyal Demokrasiyi katledeceğine inandığım için. Bütün bu bölümle ilgili yazımı okuyup itiraz eden olursa isterse yapmasın belge saklamak gibi bir alışkanlığım vardır.Çünkü bu resmi tarih gibi her örgüt ,her parti kendine ait bir resmi tarih yazdığı için arşive çok önem vermişimdir , her belge elimde bulunmaktadır. Tabi bu biraz şahsi bir olaymış gibi görünebilir ancak , demokratik olmayan bir parti , yanlışını kabul edip özür dilemeyen bir parti , statiko cu bir parti ,yeni ve yeniliğe kapalı bir parti bizim beklentimiz olan parti olamaz. Olmamalıdır. Öylede oldu gelinen noktada. Zaten bu gün göstermiştir ki o gün yazdıklarım ve bir çok insanın yazdıkları yok sayıldığı için bu gün ülke postal sesi veya şeriat sesiyle karşı karşıya bırakılmıştır. Unutmadan bu yazımı bitirirken sizlerle son olarak paylaşmak istediğim ; YOLA BİRLİKTE ÇIKTIĞIMIZ VE METNE İMZA ATAN KOMİSYON BAŞKANLARININ BİR KISMININ İMZALARINI GERİ ÇEKTİĞİDİR. Daha sonra ki günlerde sizlerle bu süreçte unuttuğum veya unutmaya çalıştığım özel şeyler varsa paylaşacağım.Bu YOLDA BIRAKMA işini daha sonraki yıllarda bir kez daha yaşamıştık.Gazi Olaylarından sonra Barolar Birliği 'nde yapılan bir toplantıda (Karanfil sokak dolup taşmıştı,nerdeyse bin kişiye yakındık.) "ARKADAŞLAR YÜRÜYELİM MECLİSE GİDELİM." diyen bir arkadaş ve o kalabalık iki adım sonra bizleri terk edecek ve biz herhalde 70-80 kişi kadar kalacaktık. Bunları yazmamın nedeni hala yaşıyor olmamız ve ilk ağızdan duymanızdır , çünkü çok kahraman var etrafımızda ayni zamanda yazar da kim bilir nasıl allanır yazılır bu tarih. Bunca sorun acı ve sıkıntıya rağmen değişmemişti " Sosyal Demokrat'ım" diyen parti. Bu gün 15. yılda Madımak Otelinin önüne çağrılıp Sosyal Demokrat parti olduğunu iddia eden parti genel başkanı olarak gitmemekte Sosyal Demokrasiye haksızlıktır veya sosyal demokrasiyi bilmemektir. Aynen yıllar önceki gibi kendine oy veren , güvenenlere haksızlıktır. Her zaman hiçbir şeyden korkmadan yazmak için kağıdım bulunacak asla kalemimi de kimseye kırdırmayacağım.
UNUTMADIK VE UNUTTURMAYACAĞIZ. MADIMAK MÜZE OLANA KADAR YAZMAYA DEVAM. Emel Sungur Ankara
Haber Yorumları (1 adet)
|
Memnune
|
|
bir hic icin harcanan oylara yazik...
|
Sayin Emel Sungur, bu özü cürükler, yolda birakanlar degil mi bu gün burada olmanin sebebi? Ne hakla yola cikiyorlar o halde, o Sosyal Demokratlar, CHP ler? Insanlar tedirgin, baska secenek olmadigi icin, onlar hala basta...Bu tür yazilari hep okuyoruz burada, cözümü zor gibi...Yakanlar hala disarda...Renk Haber Sivas´da 2 Temmuz icin Madimak kenarindaki insanlarin (esnaflarin) fikirlerini yayinlamis, verilen cevaplar insanlik disi, insanliktan nasibini alamamis haydutlar...bunlar da artik bir sekilde da kaybetmeli diye düsünüyorum... |
| 06.07.2008 10:23:39 |
|